KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/11240 E., 2012/15334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/07/2010 tarih ve 2009/193-2010/441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmeyle, müvekkilinin davalıya ait binaların temizlik ve ilaçlama işlerini üstlendiği ancak davalı tarafından haksız olarak müvekkilinin hakedişinden kesinti yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.263.93 TL alacağın 04.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81/ı maddesine göre, davacı işçilerinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılandığı belirlendiğinden davacının hakedişlerinden Ekim, Kasım, Aralık, 2008 ve Ocak, Şubat 2009 aylarına ait indirim tutarları toplamı olan 25.868.28 TL'nın kesildiğini, bu kesintinin hukuken zorunlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre, davacının 5510 sayılı kanuna göre beş puanlık indirimi uygulayarak sigorta primlerini tahakkuk ettirip ödediği halde davalı idarece, davacının sözkonusu prim indirimlerini, hakedişlerinden kestiğini, oysa davacının Hazinece sağlanan indirimleri davalıdan almadığı, yapılan bu işlemin, sigorta ödemelerinde devletin sağladığı direkt bir katkı olduğu, Hazinenin yaptığı ödemelerin tekrar yükleniciden kesilmemesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81/ı maddesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece, “davacı tarafça yapılan 968.20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” hükmedilmiş ise de, 15.12.2009 tarihinde yapılan yargılama sırasında verilen ara kararı ile, 200.00 TL bilirkişi ücreti ile, bilirkişi raporu ibraz edildiğinde raporun taraflara tebliği için gerekli olan taraf sayısı kadar 5.00 TL posta giderinin yatırılması için davalı vekiline süre verildiği, temyiz dilekçesine ekli davalı Banka Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15.12.2009 ve 18.12.2009 tarihli yazı örneklerine göre anılan miktarın davalı vekili tarafından mahkeme veznesine yatırıldığı, ancak 17.12.2009 tarihli mahkeme veznesi tahsilat makbuzundan da görüleceği üzere belirtilen miktarın sehven davacı tarafından yatırılmış gibi kayıt yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yargılama giderleri, kural olarak davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Bu giderler, hem davayı kazanan tarafın daha önceden avans olarak ödediği hem de Devlet Hazinesince peşin olarak ödenen giderlerdir.
Bu itibarla, mahkemece, davalıdan tahsiline karar verilen toplam 200.00 TL bilirkişi ücreti ile 10.00 TL posta gideri dahil edilerek toplam 968.20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11240, K. 2012/15334, 5 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama