KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13647 E., 2012/18753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2010 gün ve 2010/35-2010/162 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.05.2012 gün ve 2011/1292 - 2012/7899 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin "Eriş" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, 1974 yılından bu yana faaliyette bulunan müvekkilinin ticaret ünvanı ve markasal olarak uzun süre kullanımla “Eriş” ibaresine ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırdığını, buna rağmen davalı şirketin kötüniyetli biçimde müvekkili markaları ile iltibasa sebebiyet verecek, onun tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek ve öncelikli haklarını çiğneyecek biçimde “ERİŞ+şekil” ibareli,
29 ve 30. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu,başvurunun reddedilmesi istemiyle yapılan itirazın önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak ta YİDK tarafından 2010/M-6168 sayılı kararla reddedildiğini ileri sürerek, hukuka aykırı kurum kararının iptalini, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin geçmişinin 106 yıl öncesine dayandığını, 1963 yılında Eriş Ticarethanesi işletme adıyla tahin helvası, şekerleme ve benzeri ürünlerin imalat ve satışına başladıklarını, 1966 yılında Süleymanoğulları Mehmet ve Uğur Bayar Kardeşler Eriş Kollektif Şirketi unvanıyla tüzel kişilik faaliyeti çerçevesinde ticarete devam ettiğini, arada yapılan tadillerle nihai olarak mevcut ticaret unvanının alındığını, müvekkilinin daha önceden “Eriş”, “Erişler”, “Eriş + Helkrem” ibareli markalarının bulunduğunu, ürünlerinin tanıtımı için birçok yerli ve yabancı fuara katıldığını ve reklâm faaliyetlerine giriştiğini,
ciddî bir ciroya sahip olduğunu, Eriş ibaresinin kullanım önceliğinin müvekkiline ait bulunduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin ve seleflerinin “ERİŞ” ibaresini davacı şirketten daha önceki tarihlerde ticaret unvanı ve marka olarak kullanmaya başladığı, başvurunun önceki tarihli davalı markalarının devamı niteliğinde olduğu, başvuru ile davacı markaları benzer ise de kapsamlarındaki mal ve hizmetler farklı olduğundan iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalının başvuruya konu mal ve hizmetlerdeki önceki markaları nedeniyle başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabul edilemeyeceği, aynı nedenle başvurunun davacı markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapılmadığı gibi davacı markalarının bu niteliğini de zedelemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 16.05.2012 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13647, K. 2012/18753, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama