KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15864 E., 2013/14737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Şebinkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.05.2012 tarih ve 2011/181-2012/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalıya Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı olarak 26.000 TL kredi kullandırdığını, usulsüzlük üzerine bankada yapılan müfettiş incelemesinde, 14.03.2005 tarihinde davalının hesabından bilgisi ve izni dışında 5.000 TL'nin çekildiğinin tespit edildiğini, bu borcun davalı tarafından kapatıldığını, bölge başkanlığının yazısı üzerine davalı tarafından ödenen meblağın faizi ile davalıya iade edildiğini, ancak 5.960,90 TL iade edilmesi gerekirken sehven 7.748,48 TL ödendiğini, davalının, ödeme yapılırken alınan ibranamede herhangi bir fazlalık tespit edildiği takdirde bunu iade edeceğini taahhüt ettiğini,
buna rağmen kendisine gönderilen ihtarnameye olumsuz cevap verdiğini ileri sürerek, 1.817,58 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı Banka'nın kendi çalışanlarını kontrol ve takip etmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ticari bir kuruluş olan bankanın kendi yaptığı hesabın hatalı olduğunu ileri süremeyeceğini, ibranamenin manevi baskı altında verilmesi nedeniyle geçerli olmadığını savunmuş, karşılık davada ise, müvekkilinin hayvan ticareti ile uğraştığını, banka çalışanının hesaptaki parayı haksız olarak çekmesi nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, ayrıca çekilen parayı hesabına yatırmak için uğraşırken de zarara uğradığını, bu olayların müvekkilinin manevi zararına da yol açtığını ileri sürerek,
7.221,52 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davacı, karşı davalıdan tahsiline, davalının hesabında bulunan para üzerindeki blokenin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; bozma ilamı öncesi verilen asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacının hesabındaki parasına bankaca konulan blokenin kaldırılmasına yönelik talebin kabulüne dair karar.
Dairemiz ilamı ile; bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden, önceki raporlar arasındaki çelişki de giderilmek suretiyle yeni rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmakla, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacı bankanın davalıya 5.000,00 TL ana para ile 2.255,49 TL faiz olmak üzere toplam 7.255,49 TL iade etmesi gerekir iken 7.778,48 TL ödemede bulunduğu, buna göre davacı bankanın 522,29 TL fazla ödemesinin olduğu,
buna davacı banka tarafından iade konusunda davalıya gönderilen 27.07.2007 tarihli ihtarnamede ödeme için davalıya 15 günlük süre verilmiş olmasına rağmen, davalının süre dolmadan iade talebini kabul etmediğine dair davacı bankaya gönderdiği ihtarnameye cevap tarihi olan 03.08.2007 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği, karşı davada davalının kendisine davacı banka tarafından ödenen faiz de göz önüne alındığında tazmini gereken maddi ve manevi bir zararının bulunmadığı,
ancak davacı banka tarafından davalı hesabına konulan blokenin kaldırılması talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile asıl davanın ve karşı davanın açıklanan şekillerde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı karşı davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece verilen 30/03/2009 tarihli ilk kararda ,karşı davaya konu edilen davalı-karşı davacının banka hesabında bulunan parasının üzerine konulan bloke kaydının iptaline karar verildiği ve bu karar da Dairemizin 22/03/2011 tarihli ilamı ile bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğine göre mahkemece karşı davaya konu edilen bu taleple ilgili olarak yeniden karar ittihazına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu hususta yeniden karar verilmesi ve davacı-karşı davalı aleyhine bu nedenle ücreti vekalete hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davacı-karşı davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15864, K. 2013/14737, 16 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama