KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17097 E., 2013/15194 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2011 tarih ve 2011/32-2011/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 1974 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ticaret hayatına başladığı günden bu yana "ERİŞ" markasını kullanmakta olduğunu, müvekkilinin 2009/26174 sayıl... ibareli marka başvurusuna davalı şirketin Eriş markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın TPE Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edilerek,
başvurularının bazı ürünler bakımından kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilin bu karara karşı itirazda bulunduğunu, ancak itirazlarının YİDK'nca haksız bir şekilde reddedildiğini, müvekkili şirketin marka başvurusuna konu "ERİŞ" esas unsuru üzerinde davalı firmadan çok önce hak sahibi olduğunu, başvuruya konu markanın müvekkilinin seri markası olarak kabulü gerektiğini, redde gerekçe gösterilen davalı markalarının hükümsüzlüğü için dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, "ERİŞ" ibaresinin müvekkili firmanın tescilli ticaret unvanının da ayırt edici unsuru olduğunu, ayrıca uzun süreli kullanım sonucu,
"ERİŞ" markasının müvekkil ile özdeşleştiğini, müvekkilinin yoğun reklâm ve yatırım faaliyetleri sonucunda "ERİŞ" ibareli markalarını tanınmış hale getirdiğini, davalının eriş markası üzerinde müvekkilinden önce markasal kullanımı olmadığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının itirazında kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek YİDK'nun 2010-M-5271 sayılı kararının iptali ile 2009/26174 numaralı marka başvurularının tüm ürünler için tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “tahin helvası” üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, işletmenin geçmişinin 106 yıl önceye dayandığını, işletmenin 1966 yılında kolektif şirket haline getirildiğini, bu tarihten itibaren “ERİŞ” ibaresini ticaret unvanı olarak tescilli olarak kullanmakta olduğunu, müvekkilinin “ERİŞ” markasını da 31.10.1990 tarihinden
itibaren 29. ve 31. sınıflarda tescilli olarak kullanmakta olduğunu, dolayısıyla “ERİŞ” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı ve müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olup, faaliyet alanları itibariyle aralarında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, ancak davacının hiç faaliyet göstermediği alanlarda da marka başvurusunda bulunma gayreti içerisinde olduğunu, davacının markasının tanınmış marka kriterlerini de sağlamadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının söz konusu başvurusunun “ERİŞ” ve “BİS” kelimelerinden oluştuğu, redde mesnet alınan davalı markalarından 194191 ve 122334 sayılı markaların sadece "ERİŞ" ibaresinden oluştuğu, 2008/32018 sayılı markanın da bir elips içerisine yazılmış “ERİŞ” ibaresinden oluştuğu ve söz konusu markanın esas unsurunun şekil unsurundan ziyade "ERİŞ" olduğu; bu ibare ile davacı markasındaki “ERİŞ” ibaresinin aynı olduğu.
"ERİŞ" ibaresinin markalarda kullanacak malların her hangi bir karakteristik özelliğini göstermediği gibi her hangi bir malı da tanımlamadığı, bu durumda taraf markalarındaki “ERİŞ” ibaresi itibariyle iltibas ve karıştırma ihtimali kaçınılmaz göründüğü; davacı markasından çıkartılan mallar ile redde mesnet alınan davalı markalarının aynı veya aynı tür mallar olduğu.
556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/4. maddelerinin kişiye sadece yapılan bir marka başvurusuna itiraz etme veya tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etme hakkı verdiği; yoksa mevcut bir marka varken o markanın mevcudiyetine rağmen tanınmışlığa dayanılarak marka tescil ettirme hakkı vermediği; dolayısıyla davacı tanınmışlığa dayanarak marka tescil ettirme imkanına sahip olmadığı; bu nedenle davacı markası tanınmış marka olsa dahi, bu durumun somut olayın çözümüne bir katkı sağlamayacağı;
dolayısıyla davacı başvurusu ile redde mesnet alınan davalı markalarının, başvurudan çıkartılan mallar itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğu ve alınan YİDK kararının yerinde olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17097, K. 2013/15194, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama