KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17115 E., 2013/16196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.06.2012 tarih ve 2012/94-2012/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin TPE tarafından önce sektörel bazda daha sonra tüm sektörlerde tanınmışlık statüsüne alınan 86132, 168318 sayılı DOĞADAN markalarının yanında muhtelif doğadan markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin 29, 30 ve 31. sınıf ürünlerde kullanılmak üzere DOĞARI+ŞEKİL markasının tescili için müracaat ettiğini, bu başvuruya itiraz edildiği halde bu itirazın TPE tarafından kabul edilmediğini, davalı markasının müvekkilin tanınmış markaları aleyhinde bir durum yaratıldığını belirterek; davalı şirketin marka başvurusuna yaptıkları itirazın reddine dair 2008-M-780 sayılı TPE-YİDK kararının iptaline, davalı başvurusunun marka olarak tescili tamamlanmış ise sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacı ve davalı markalarının yazılış ve telaffuz itibariyle birbirinden farklı olduğunu, doğa ibaresinin piyasada yaygın kullanımı olan ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, bu ibareye ayırt edici ek/sözcükler konulduğunda karıştırma ihtimalinin ortadan kalkacağını, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, tanınmış marka niteliğine sahip olunmasının doğrudan doğruya tanınmış marka ile aynı veya benzer markanın da ret veya hükümsüzlük nedeni olmadığını, taraf markaları arasında bir benzerlik de bulunmadığını, her iki markada bulunan “doğa” kelimesinin Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğunu, bu kelimeden yola çıkılarak oluşturulan “doğarı” şeklindeki sözlük dışı fantezi bir kelime olan işaretin, “doğa” ibaresinden ayrılarak ayırt ediciliğinin yükseldiğini, müvekkilinin markasının siyah zemin üzerine beyaz harfler ile D şekli ve DoğArı ibaresinden oluştuğunu, bu kullanımın müvekkilin ana ticari faaliyeti olan arıcılık faaliyetinin bir gereği olarak yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı şirkete ait “DOĞARI” ibaresi ile davacının “DOĞADAN” markalarının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b hükümleri anlamında benzer oldukları, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile TPE-YİDK kararının iptaline, davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17115, K. 2013/16196, 19 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama