KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17159 E., 2013/16862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma
...
Taraflar arasında görülen davada Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.04.2012 tarih ve 2011/25-2012/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete 12.09.1986 tarihinde Teşvik belgesi verildiğini, bu tarihe göre müvekkilinin 84/8860 sayılı tebliğe tabi olduğunu, o tarihte yürürlükte olan mevzuatlar uyarınca çeşitli alanlarda yatırım yapan kişi ve kuruluşlara yatırımın dönemler halinde tespit edilecek fiziki gerçekleşmesi dikkate alınarak hesaplanacak oranda KKDP (Kaynak Kullanımını Destekleme Primi) verilmesi ve yatırımın gerek öz kaynaklar gerekse prim ile bitirilmesinin amaçlandığını, teşvik belgesi kapsamında daha sonra davalı ile birleşen Turizm Bankasından yatırımın ek finansmanı için kredi istendiğini,
kredinin hak edilen KKDP ödemelerinin borçtan mahsubu ile tasfiyesinin amaçlandığını, 1988 yılında ilk başvuru sonucu ödeme yapılmış ise de 1989 yılı ve sonraki yıllarda yapılan başvuruların teşvik belgesi tarihinin yanlış alınması 1988 tarihli tebliğin kapsamına sokulması sonucu işleme alınmadığını, son başvurunun teşvik belgesinin kapatılması halinde değerlendirileceği belirtildiğinden 01.06.2007 tarihinde teşvikin kapatıldığını, ancak davalı tarafça işlem yapılmadığını, yatırımın fiziki gerçekleşme oranının da tespit edilmediğini, davalının yatırımın bitirilememesine neden olduğunu,
projenin bitirilmesi halinde elde edecekleri kârdan mahrum kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL KKDP alacağının ve 5.000 TL mahrum kalınan kârın davalının müvekkilinin istemlerini reddetmeye başladığı 21.05.1989 tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faiziyle birlikte dvalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defiinde bulunmuş, davanın idari yargının görev alanına dahil olduğunu, başvurusunu yasal gereklere uygun hale getirmeyen davacının zarara kendisinin sebep olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Müdahil Hazine vekili, görev yolu itirazında bulunmuş, davacının ödeme taleplerinin mevzuat gereği gerekli bilgi ve belgeleri ihtiva etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık müruru zamana tabi olduğu, davalının süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, davacı vekili beyan ve dilekçelerinde 1989 yılından sonra inşaat faaliyeti yapılmadığını bildirdiğinden mevcut olduğu iddia edilen alacakların 1989 yılında ödenmesi istenebileceğinden davanın açıldığı 30.05.2008 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve müdahil hazine vekili temyiz etmiştir.
1- Hükmü temyiz eden Hazine davada taraf olmayıp, davalı şirket yanında davaya katılan konumundadır. Davadaki sıfatı fer’i müdahildir. Mülga 1086 sayılı HUMK’nın 57. maddesi uyarınca yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek mecburiyetinde bulunan fer’i müdahilin kararı tek başına temyiz hakkı bulunmamaktadır. Karar, davalı tarafından temyiz edilmediği gibi, temyiz isteminde bulunan fer’i müdahil hakkında da bir hüküm kurulmamıştır. Bu durum karşısında, fer’i müdahil vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17159, K. 2013/16862, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama