KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1729 E., 2013/16391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/11/2011 tarih ve 2010/396-2011/707 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, plastik boru üretimi alanında faaliyet gösteren müvekkilinin tanınmış "Demir Plastik" ibareli markasının bulunduğunu, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin ise ticaret ünvanında ve tescil ettirdiği markasında "Demir" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili şirketin tanınmışlığından haksız yarar sağladığını, iltibasa sebebiyet verdiğini, davalının reklam tabelalarında kullandığı ibareler ile halkı yanılttığını, davalı şirket kurucularının daha önce müvekkili şirkette çalışan kişiler olduğunu, müvekkili şirketin üretim yöntemleri ve müşteri çevresini bildiklerini,
müvekkili şirkete ait telefonların usulsüz olarak davalı şirkete geçirildiğini belirterek marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı markasının hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz nedeniyle uğranılan zarar kapsamında şimdilik 5.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ismini şirketin kurucularından aldığını, taraf marka ve logolarının benzer olmadığını, iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacı tarafça mahkeme aracılığı ile yaptırılan tespitte davacı iddialarının doğru olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ''Demir Plastik San. Tic. A.Ş.'' ibareli markası ile davalının ''Mert Demir Plastik'' ibareli markalarının aynı tür mal/hizmetleri içermekle birlikte, birbirleri ile aynı, ayırt edilemeyecek derecede benzer veya ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimaline yol açacak derecede benzer olmadıkları, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı, tescilinin terkinini gerektirecek koşulların bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar karar başlığında ticaret mahkemesi sıfatıyla karar verildiği belirtilmiş ise de, HSYK'nm 24.03.2005 tarih, 188 sayılı kararı ile fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde 2'den fazla asliye hukuk mahkemesi bulunması halinde 3 nolu asliye hukuk mahkemesinin fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığa bakmakla görevli olduğunun belirlenmiş olmasına ve bu yanlışlığın sonuca etkisinin de bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, markanın hükümsüzlüğü, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça dava dilekçesinde davalının reklam tabelalarında kullandığı ibareler ile halkı yanılttığı, davalı şirket kurucularının daha önce müvekkili şirkette çalışan kişiler olup, davacı şirketin üretim yöntemlerini ve müşteri çevresini bildikleri ve kullandıkları, davacı şirkete ait telefonların usulsüz olarak davalı şirkete aktarıldığı iddia edilmiş, yine 15.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda; davalının fiili kullanımlarında "DEMİR" ibaresinin ön plana çıkarıldığı,
davalının piyasada davacı şirketin devamı, esas kurucusu, yeni işletmesi şeklinde bir izlenim yaratmaya çalıştığı, reklam tanıtım vb. mecralarda bu yönde girişimlerde bulunduğu yönünde bir tespit ve kanaate ulaşılması halinde davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
Davacının bu yöndeki iddialarına ilişkin deliller toplanmaksızın ve bunlar hakkında olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın ve kararda gerekçesi de gösterilmeksizin haksız rekabete ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1729, K. 2013/16391, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama