KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17376 E., 2013/16268 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gönen (Balıkesir) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.10.2011 tarih ve 2009/468-2011/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... arafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İhlas Hayat Sigortası ile 09/10/1998 başlangıç, 09/10/2008 bitiş tarihli 10 yıl süreli güvenli gelecek sigortası yaptırdığını, sigorta primlerini aksatmaksızın ödediğini, 10. yıl sonunda sözleşmede vaadedilen ödemenin tarafına yapılmasını istediğini, müvekkilinin tarafına ödenmesi gereken 81.619 TL olmasına rağmen davalı şirketin sadece 5.427 TL ödediğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı ile yapılan güvenli gelecek sigorta sözleşmesinin karma tipli bir hayat sözleşmesi olduğunu, sözleşme sonunda sigortalıya ödenecek tutarın kar payı teknik esasları uyarınca belirlendiğini, eksik ödeme yapılmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İhlas Sigorta'nın davacıya gönderdiği 05/10/2001 tarihli yazıdan kaynaklandığı, bu yazıda İhlas Hayat Sigorta A.Ş. değerli üye diye başladığı yazısında sigorta ile ilgili kararın yeniden gözden geçirilmesi ve bazı hususların açıklanması gerektiği ifade edildiği, 10. yıl sonunda ayrılması halinde karşı tarafa ödenecek muhtemel tutarın 81.619,00 TL olduğu bildirildiği, ancak bu bildirimin hiç bir şekilde taraflar arasında akdedilen bir sözleşme olmadığı gibi bir vaad de içermediği,
10. yıl sonunda davacı sigortalıya ödenen miktar bilirkişi tarafından da makul ve uygun bulunduğu, davalı tarafından verilmiş bir taahhüd bulunmadığından gerek sigorta hukukunda gerek ticaret hukukunda gerekse borçlar hukukunda davacının talebinin dayanağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17376, K. 2013/16268, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama