KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17800 E., 2013/15803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2012 tarih ve 2011/404-2012/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “ADVANTAGE” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkili markalarıyla iltibas yaratan ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak, itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki "EV AVANTAJ 200+ŞEKİL" ibareli 9, 35, 37, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkilinin davacı ile farklı faaliyet alanında bulunduğunu, avantaj kelimesinin tamamlayıcı unsur olduğunu, üstünlük kazanım ve yarar anlamını taşıyan avantaj kelimesinin Türkçe'de yaygın kullanımının bulunduğunu, tek bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler itibariyle davacı markaları ile başvuru konusu işaretin ortalama tüketici ve yararlanıcılar tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markası ile davacıya ait markalar arasında düşük düzeyli benzerlik bulunsa bile, markalarda ortak unsur olan ''avantaj'' ibaresinin davacı markasında ayırt edici unsur olarak bulunmadığı, markaların karıştırılma ihtimali olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17800, K. 2013/15803, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama