KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17898 E., 2013/15885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2012 tarih ve 2010/437-2012/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin gerçekleştirmiş olduğu, 02/12/2007 tarihli İzmir-İstanbul seferinde rezervasyon ve 5 bilet numarası ile uçuş yaptığını, bu uçuş sırasında dağıtılan düşünce ve öneri forumlarından birinin çeşitli hakaretlerle doldurulmuş olarak şirket çalışanları tarafından bulunduğunu, yolcu bilgileri kısmında da müvekkilinin isminin yazıldığını, oysa ki söz konusu formun müvekkili tarafından doldurulmadığını, ancak davalı şirketin gerekli araştırmayı yapmadan söz konusu formdaki hakaretler nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına müvekkili hakkında şikayette bulunduğu,
yapılan şikayet sonucunda soruşturma başlatılmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin anılan soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade vermek zorunda kaldığını, müvekkil hakkında yapılan soruşturmanın iki yıl sürdüğünü, sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, oysa ki davalı şirketin kendilerini kurumsal firma olarak lanse ettiğini, ancak basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sadece söz konusu forma dayanarak ve güvenilirliği düşünülüp araştırılmadan müvekkilinin hakkında şikayet bulunulmuş olması nedeniyle müvekkilinin şüpheli sıfatıyla savcılıkta ifade vermek zorunda kaldığını,
bu şekilde müvekkilinin kişilik haklarına hukuka aykırı haksız saldırının davalı tarafından yapıldığını ileri sürerek, uğradığı manevi zararın tazmini amacıyla 15.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin meşru anayasal şikayet hakkını kullandığını, şikayet ve başvurma hakkının yurttaşlara anayasa ile tanınan haklardan olduğunu, yapılan şikayet ve başvurma nedeniyle zarara uğrayan kişi yararına manevi tazminata hükmolunabilmesi için bu hakkın kötüye kullanıldığının gerçekleşmesi gerektiğini, dava konusu bu olayda böyle bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olaydadavalı şirket tarafından öneri formunun yolculara dağıtıldığı, forma davacının adı yazılmak suretiyle, davalı şirket ve çalışanları aleyhine ağır hakaret ve sövme içerikli olarak doldurulduğu, bu durumda davalının Cumhuriyet Basşavcılığına bu yazı ile kendilerine ve çalışanlarına yapılan hakaret nedeniyle şikayette bulunmasının artık hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlanamayacağı, zira şikayet ve başvurma hakkının her yurttaşa anayasa ile tanınan haklardan olduğu, davalının da dava konusu bu olayda bu hakkını kullandığı gerekçeleriyle yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava, manevi tazminat isteminden ibaret olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve davalı lehine 2.250,00 TL ücreti vekalete hükmolunmuştur. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Manevi Tazminat Davalarında Ücret” başlıklı 10. maddesinin 3. fıkrası “Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikici bölümüne göre hükmolunur” hükmündedir.
Belirtilen tarifeye göre, asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için 1.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17898, K. 2013/15885, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama