KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18021 E., 2013/15229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma
.
Taraflar arasında görülen davada Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2011/304-2012/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davaya konu sistem kullanım cezasının yasal dayanağının davacı kurumun yasal dayanağını teşkil eden 4628 sayılı Elektirik Piyasası Kanunu olduğunun, davalı şirketin iletim sistemi kullanıcısı bulunduğunu, davacı TEİAŞ'ın iletim sistemine etkin şekilde kontrol ettiğini, davalı şirketin bağlı oldukları fiderlere 00.00-25.00 saatleri arasında üç veya daha fazla arıza intikal ederek kesicinin açılması ihlalinde bulunulduğu yönünde grup müdürlüklerinden bilgi verildiği,
davacı yanca davalıya TEİAŞ tesislerinde kullanıcının bağlı olduğu fidere söz konusu saatler arasında üç veya daha fazla arıza intikal ederek kesicinin açması konulu ihlaller nedeniyle Ocak-2010 dönemine ait toplam 10 adet sistem kullanım ceza faturası düzenlendiğini, davalı şirket tarafından kesilen cezaların konularının kabul edildiği ancak faturaların miktarlarına itiraz edilerek iade edildiğini, davalı şirketin 10 adet ceza faturasından sorumlu olduğunu ileri sürerek,
toplam 10 adet fatura nedeniyle toplam 265.743,25 TL alacağın faturaların son ödeme tarihlerinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek 6183 sayılı yasanın 51. maddesinde ön görülen gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yanlar arasındaki ilişkinin 3096 sayılı yasaya dayandığını, bu nedenle uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini, yanlar arasındaki anlaşmanın 14. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde EPDK'ya görev verildiğini, davaya konu cezaların sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesinde izah edilen davacı tesislerinde kullanıcının bağlı olduğu fidere 00.00-24.00 saatleri arasında üç veya daha fazla arıza intikal ederek kesicinin açmasından kaynaklandığını, orta gelir fiderlerinde hatalı açma olma ihtimali bulunduğunu,
davacı yanca davalıya açma yapabilmesi için makul süre tanınmış olsa idi müvekkili tarafından açma yapılarak davacının kendi sisteminde açma yapmasına gerek kalmayacağını, davaya konu alacağın davacının ani açmalar yapması nedeniyle doğduğunu savunarak görev itirazının değerlendirilmesini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yanlar arasındaki sözleşmelerin idari nitelikte olduğu ve bu nedenle de sözleşmelerin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıkların, idare mahkemelerinin görevi olduğu gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114. maddesinin bendinde öngörülen yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı dava vekili temyiz etmiştir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin idari nitelikte olduğu ve bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözülmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, her iki taraf da anonim şirket olup, özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdikleri gibi, uyuşmazlığa konu sözleşme de özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir. Bu itibarla, görevli yargı yeri adli yargı olmasına rağmen, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18021, K. 2013/15229, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama