KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18269 E., 2013/16319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2010 tarih ve 2009/462-2010/501 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şahıs ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle müvekkiline karşı takip başlatıldığını, bunun sonucunda müvekkiline ait taşınmazın haczedilerek değerinin çok altında bir bedelle satıldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 137.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 09/08/2010 tarihli bilirkişi raporunda, davalı bankanın 10.398,21 TL tahsil etmesi gerekirken 17.770,00 TL tahsil ettiği ve böylece 7.371,71 TL fazla tahsilat yaptığının belirtildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 7.371,71 TL 'nin 12.05.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacının ödemesi gereken tutarın miktarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın bu mahiyetine göre de, çekişmenin halli özel ve teknik bilgiyi gerektirmektedir.
HMK 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişi raporu ve görüşü ile bağlı olmamakla beraber, HMK'nun 266 ncı maddesi gereği, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Somut olayda dava konusu uyuşmazlığın hâkimin hukuki bilgisi ile çözümü mümkün olmayıp özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilerek mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Her ne kadar HMK'nun 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte hakim tarafından serbestçe takdir edilirse de, bu husus özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda hakimin kendi bilgisi ile uyuşmazlığı çözeceği anlamında yorumlanamaz.
Mahkemece, alınan 09.08.2010 tarihli bilirkişi raporu yeterli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihetine gidildiği halde yeterli bulunmayan rapora göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18269, K. 2013/16319, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama