KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18818 E., 2013/17019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2012 tarih ve 2011/405-2012/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "EV AVANTAJ 300+ŞEKİL" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili banka tarafından “Avantajlı Hesabım, advantage.mall+ şekil, ADVANTAGE ROUGE, ADVANTAGE BLACK” unsurlu markaları mesnet gösterilerek yapılan itirazın YİDK'nca reddedildiğini, verilen kararın haksız olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel açıdan benzer olduğununu, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 2011-M-3973 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin başvurusuna konu marka ile davalı markası arasında benzerlik bulunmadığını ve aralarında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, müvekkili markasının ayırt edici unsurunun avantaj ibaresi olmayıp bu ibarenin müvekkili markası açısından tamamlayıcı unsur olduğunu, müvekkili şirket ile davacının tamamen farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini, marka sicilinde Advantage ibareli birçok marka bulunduğu ve bu ibarenin ayırt edicilik vasfı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında görsel ve sesçil olarak düşük düzeyli bir benzerlik bulunsa bile, markalarda ortak unsur olan “avantaj” ibaresinin davalı markasında ayırt edici unsur olarak bulunmayıp tanımlayıcı olduğu, daha önceden davalı markalarını bilen, gören, tecrübe eden ortalama tüketicilerin, bilahare davacı markasını aynı tür mallar üzerinde gördüklerinde markaları taşıyan mal ve hizmetlerin işletmesel kökeni arasında bir irtibat olduğunu düşünme ihtimallerinin diğer bir anlatımla markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığı,
davacı markasının tanınmış marka haline geldiğine ilişkin olarak herhangi bir somut veri ve belge sunulmadığı, bir an için iddia edildiği gibi bu ibarenin bankacılık hizmetlerinde tanınmış marka olduğu kabul edilse bile, davalı markasındaki tanımlayıcı kullanım ile tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler yönünden markanın ayırt edicilik gücü itibariyle 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesindeki koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18818, K. 2013/17019, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama