KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18908 E., 2013/17024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2007/234-2008/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından "'MEGA FORM" ibaresinin tescili için diğer davalı TPE'ne başvuruda bulunulduğunu, müvekkili adına tescilli ve FORM esas unsurlu markalar ile benzerlik taşıması nedeniyle davalı başvurusuna yapmış oldukları itirazların davalı TPE tarafından reddedildiğini, bu kararın eksik ve hatalı olduğunu, zira müvekkili tarafından yurtiçinde ve yurtdışında kullanılmak suretiyle maruf ve meşhur hale getirilen markalarının, davalı şirketçe tescil ettirilmek istenmesinde markalarının prestijinden, kalitesinden ve tanınmışlığından haksız bir yarar ve kazanç sağlama amacı ve kötüniyetin söz konusu olduğunu,
davalı başvurusuna konu işaretin gerek yazılış, gerek okunuş ve gerekse görünüş itibariyle aynı olduğundan tescil talebinin reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından tescili istenen işaretin kullanımının aynı zamanda TTK hükümleri anlamında haksız rekabet oluşturacak mahiyette bulunduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 2007-M-5653 sayılı kararının iptaline, tescil işlemleri sonuçlanmışsa dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; davalı başvuru ile davacı markası karşılaştırıldığında yazılış, okunuş, görsel ve fonetik açıdan bir benzerlik bulunmadığını, öte yandan markaların kapsamlarını oluşturan malların özellikle ortalama düzeydeki tüketici açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı başvurusunda yer alan “MEGA+Şekil” ilavesinin başvuruyu davacı markalarından aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmaktan uzaklaştırdığı, davacı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerin alıcıları dikkate alındığında, ortalama tüketici profili mal ve hizmetlerin üretim ve sunuluş kanal ve yerleri, birbirleri yerlerine ikame olasılığının bulunmaması,
satın alma ve karar verme konusunda ayrılan zaman gibi tüm kriterler itibariyle farklı bulundukları, bu nedenlerle davalı başvurusunu taşıyan malları satın alacak tüketicilerin, bu malların davacı tarafından üretildiği ya da ticari veya idari bir bağlantının bulunduğu yanılgısına kapılmaları mümkün olmadığından davalı başvurusu yönünden somut olayda KHK'nın 8/1-b bendi anlamında tescil engeli bulunmadığı, "ETİ FORM" ibareli davacı markalarının özellikle bisküvi emtiası yönünden refleks olarak hatırlanabilir tanınmış marka konumunda bulunduğu,
bununla birlikte davacı tanınmış markasının müşteri profili, davalı şirket başvurusunun kapsamında yer alan malların ortalama tüketicileri bu malların cins ve hitap ettikleri kesim itibariyle markalar arasında bağlantı kurulmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacı markasının tanınmışlığından yararlanması onun ayırt ediciliğini zedelemesi veya itibarına zarar vermesi ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18908, K. 2013/17024, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama