KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/232 E., 2013/15464 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 tarih ve 2011/211-2011/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1952 yılından bu yana pek çok sektörde ticari faaliyet yürüttüğünü, AKKÖK sözcüğünü ticaret unvanında ve işletme adında kullandığını ve bu ibareyi marka olarak tescil ettirdiğini, 1979 yılından bu yana AKKÖK markasını tescilli olarak da kullandığını, davalının ise aynı ibareyi esas unsur olacak şekilde ticaret unvanı olarak tescil ettirdiğini ve kullanmaya başladığını, bunun müvekkilinin marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, davalıya ait ticaret unvanından AKKÖK ibaresinin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kuruluşundan bu yana 20 yıllık bir zaman geçtiğini, dolayısıyla davanın zaman aşımına uğradığını, 20 yıl geçtikten sonra davacının dava açmasının iyi niyetli olmadığını, her iki şirketin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, markaya tecavüzden söz edilemeyeceğini, ticaret unvanı yönünden de terkin taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, AKKÖK ibaresini taşıyan pek çok şirket bulunduğunu, davacının uzun süre ses çıkarılmamak nedeniyle hakkını kötüye kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket ana sözleşmesi örneğine göre davalı şirket 1990 yılında kurulmuş şirket ana sözleşmesinde şirketin ticaret unvanı Akkök İnşaat ve Sanayi Tesisleri Anonim Şirketi olarak tescil edilmiş ve davalının kuruluşu 1 Ekim 1990 tarih ve 2620 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlamış olduğu,
davanın ise 25/11/2010 tarihinde açılmış olup, davalı şirketin unvan tescili ile dava tarihi arasında 20 yıla yakın bir süre geçtiği, her ne kadar davacı şirketin ticaret unvanındaki çekirdek unsur olan AKKÖK ibaresi ile davacının marka tescillerindeki AKKÖK ibaresi ve davalı şirket ticaret unvanındaki çekirdek unsur olan AKKÖK sözcüğü arasında karıştırma ihtimali olabileceği düşünülebilir ise de, davalının tescili üzerinde yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra dava açılmış olması nedeniyle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı,
20 yıl boyunca davalının tescilinden haberdar olmamasının ticari hayatın olağan akışına uygun düşmediği bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra ticaret unvanının terkinin istenmesinin hukuki anlamda hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, öte yandan davalının AKKÖK ibaresinin markasal biçimde kullandığına dair bir delilinde dosya içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/232, K. 2013/15464, 11 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama