KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/3055 E., 2013/20455 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
784 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2011 tarih ve 2010/488-2011/317 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.11.2013 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete makine kırılması sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan iş makinesinin model yılının sigorta poliçesine 2007 olarak yazılmış ise de gerçekte 2006 olduğunu, makinenin boom kolunun 2009 yılı Mayıs ayında hasar gördüğünü, davalının önce makinenin 2007 model yazılması sebebiyle ödeme yapmayı reddettiğini, daha sonra noterden keşide edilen ihtarname sonucu 16.280,90 TL. ödeneceğinin bildirildiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması istenince, bu sefer kesin ibra talep edilip hiçbir ödemenin yapılmadığını, dava konusu makinede KDV. hariç 117.926,00 TL.
KDV. dahil 139.152,68 TL. hasar meydana geldiğini, makine kırılması hasarlarında amortisman olmayıp sadece poliçede yazan %10 oranında muafiyetin düşülmesi gerektiğini, buna göre 125.237,42 TL. tazminat alacaklarının olduğunu ileri sürerek, 106.133,40 TL.'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, makinede meydana gelen hasar tutarının 16.218,90 TL. olduğunu, davacı tarafın hasarı Makine Mühendisleri Odası Denizli Şubesi vasıtasıyla incelettirdiğini ve 01.12.2009 tarihli raporda, hasar gören boom kolunun tamiri yerine tamamen yenisi ile değiştirilmesi gerektiğinin, bu durumda hasarın 59.480,00 TL. olacağının belirtildiğini, oysa müvekkilinin yaptığı incelemede hasarın boom kolunun tamiri suretiyle giderilebileceğinin belirlendiğini, davanın 16.218,90 TL. üzerinden kabul edildiğini, bu miktarın üzerindeki talebin haksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davaya konu iş makinesinin sigorta eksperi tarafından çekilen resimlerine göre hasarın küçük olduğu, dolayısıyla boom sistemini oluşturan mekanizmanın daha mukavemetli olmasını sağlayan iç takviye sistemlerinde büyük bir tahrifatın olmayacağı, daha sonra MMO.
Denizli Şubesi'ne kayıtlı bilirkişi tarafından çekilen fotoğraflarda hasarın boomda köşe dikişleri ve dikey düz dikişlerde çatlaklar şeklinde görüldüğü, çatlakların önceki fotoğraflarda daha küçük boy ve genişlikte iken, sonraki fotoğraflarda daha uzun ve geniş olduğu, bunun iş makinesinin hasarının tamir edilmeden çalıştırılmaya devam edilmesinden kaynaklandığı, çatlakların boom kolu üzerindeki ana gövde saçları yüzeyinde olmadığı, kaynaklı konstrüksiyon nedeniyle köşe ve dikey kaynak bölgelerinde olduğu, orijinal fabrika üretim aşamasında dahi bu bölgelerin kaynaklı konstrüksiyon tekniği ile birleştirildiği,
meydana gelen hasarın giderilmesinin kaynak tekniği ile yapılabileceği, gerekli ise destek sacı ilave edilebileceği, hasarın üretim hatasından kaynaklanmayıp kullanım sırasında oluştuğu, davacının ilk hasarı tamir ettirmeden hasarın büyümesine sebebiyet verdiğinden, ilk hasarın tamir bedeli olan 19.500,00 TL.+ KDV.'nin dikkate alınması gerektiği, sigorta poliçesine göre hasarın %10'u oranında muafiyet düşüldüğünde 16.218,90 TL. talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.218,90 TL.'nin 27.07.2009 ekspertiz raporu tarihinden itibaren yasal reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak dava, makine kırılması sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu olayda mahkemece, davacı alacağına 27.07.2009 ekspertiz raporu tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine hükmedilmiştir. Oysa aynı raporda, davacının hasarı davalı ... şirketine 06.04.2009 tarihinde ihbar ettiği belirtilmiştir.
Tüm mal sigortalarında taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigorta bedelini ödeme borcu, TTK.’nun 1299/1. maddesine göre rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun TTK.’nun 1292. maddesi hükmünce doğduğu tarihte muaccel olur. Diğer bir deyişle rizikonun gerçekleştiğinin sigorta ettiren tarafından sigortacıya ihbarı ile sigorta bedeli muaccel hale gelir.
TTK. sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde, temerrüt için özel bir düzenleme öngörmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden BK.'nın 101. maddesinin ise temerrüt tarihinin belirlenmesi yönünden mal sigortalarında da uygulanma olanağı vardır. Buna göre, taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ve alacaklı tarafından bir ihtar yapılmışsa sigorta şirketi, mücerret bu günün hitamı ile mütemerrit olur.
Somut uyuşmazlıkta da Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları'nda temerrüt hakkında özel bir düzenleme getirilmediğinden ve davacı tarafından davalı ... şirketine 06.04.2009 tarihinde ihtar yapıldığından, davalı sigortacı 07.04.2009 tarihinde temerrüde düşmüştür. Bu durum karşısında mahkemece davacı alacağına 27.07.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru değil ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama icrasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının HUMK’.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/3055, K. 2013/20455, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama