KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/5191 E., 2013/19175 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2011 tarih ve 2010/90-2011/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili Fiam Utensili Pneumatici S.P.A.'nın 60 yıldan beri İtalya'da ve dünyanın çeşitli ülkelerinde tescilli ve 1989 yılından beri de diğer müvekkili ile olan düstribütörlük sözleşmesi kapsamında Türkiye'de pazarlanan ürünlerde kullanılan “FIAM” markasınm sahibi olup, markanın ilk kez 14/06/1984 tarihinde 429804 no'lu tescil ile İtalya'da tescil edildiğini ve halen geçerli olan 00814947 no'lu tescil altında 04/12/2017 senesine kadar İtalya'da tescilli olduğunu, ”FLAM” markasının ayrıca Japonya, Avustralya,
ABD ve AB nezdinde Nice Anlaşması çerçevesinde 7 ve 9 no'lu uluslararası marka sınıfları için müvekkili adına tescil edildiğini, davalının müvekkili şirket tarafından dünya çapında tanıtılan ve itibar kazandırılan “FIAM” markasının kendi adına 14/12/2001 tarihinde 2001 26134 numarası altında 06-07-08 no'lu sınıflar için tescil ettirdiğini davalı tarafından müvekkili Olgu Teknik Ltd.
Şti'ye gönderilen ihtarname ile öğrendiklerini, davalı markası ile müvekkili markasının aynılık derecesinde benzerlik gösterdiğini, kaldı ki davalının markayı, aynı sektörde faaliyet gösteren ve 1989 yılından bu yana ürünlerini Türkiye'ye ihraç eden müvekkili şirket Fiam'a ait ürünlerin uluslararası birçok ülkede tescil edildiği 7 no'lu marka sınıfında tescil ettirdiğini, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, davalı tarafça kendi adına tescil edilen markanın 7. sınıfta “el aletleri, havalı aletler”gibi müvekkili Fiam tarafından Türkiye'ye ithal edilen ürünler için de tescil edilmiş olmasının iltibas olasılığını arttırdığını,
556 sayılı KHK'nm 7/ı bendi uyarınca “Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1.mükerrer 6.maddesine göre tanınmış markaların marka olarak tescil edilemeyeceğini, davalının müvekkili firmanın tanınmışlığından haksız menfaat sağladığını ve kötüniyetli olduğunu, bu nedenle açılan davanın Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı KHK'nın 42/a bendi hükmü gereğince hak düşürücü süreye de tabi olmadığını ileri sürerek, davalı tarafından TPE nezdinde 14/12/2001 tarihinde, 2001 26134 numarası altında 06-07-08 marka sınıfları için tescil edilen “FIAM”markasının hükümsüzlüğüne ve tescilin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacının, markasının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış marka olduğunu iddia etmekte ise de bu iddiasının doğru olmadığını, davacı markasının uluslararası alanda ve Türkiye'de tescilli olmadığından Paris Anlaşmasına dayanarak hükümsüzlük davasına konu edilemeyeceğini, davacının, markasının uluslararası tescilini de ileri süremeyeceğini, davacının müvekkili adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etme hakkının bulunmadığını, müvekkili adına tescilli markanın, müvekkili tarafından bilinir marka haline getirildiğini, "FİAM” markasını tescil ettiren, üstün ve öncelik hakkına sahip olanın müvekkili olduğunu, uluslararası tescil sayısının tanınmışlık için yeterli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava tescil tarihine göre 5 yıllık süre geçirildikten sonra açılmış ise de, 1989 yılından beri Türkiye'de pazarlanan ve tanınmış olan, hatta bir an için tanınmış olmadığı varsayılsa bile, tanınmış olma potansiyelinin çok yüksek olduğu markanın ayniyet düzeyinde ve davacının kullandığı faaliyetler için tescili nedeniyle tescilin kötü niyetli olduğu, bu itibarla hak düşürücü süre itirazının haklı bulunmadığı, zaten davalının “Kawasaki” ve “Nikon” gibi tanınmış markaları da benzer şekilde tescil ettirdiğinin iddia edildiği,
tescil kapsamındaki ürünlerin bir kısmının, davacının faaliyetleri ve markası kapsamında ürün ve hizmetlerle aynı olup, benzer olduğu gibi, sınıf yelpazesinin çok geniş tutulması nedeniyle markanın bu kadar yaygın sınıfta kullanılmasının markanın itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verebileceği gerekçesiyle, TRİPS 16.maddesi de dikkate alınarak davalı markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne, düstribitör davacının dava ehliyeti bulunmadığından onun yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5191, K. 2013/19175, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama