KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/6971 E., 2012/15397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2011 tarih ve 2009/544-2011/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ucuz halk pazarında bulunan 11-12-13 nolu dükkanların devrine ilişkin taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince davalının alacaklısı olduğu 71.000 TL bedelli bonuyu müvekkiline ciro ettiğini, davalının borcu ödememesi üzerine yapılan icra takibinin itiraz nedeniyle durduğunu, 71.000 TL alacağın ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 11 nolu dükkanın kendisine ait olduğunu, 12 ve 13 nolu dükkanları işletenlerinden kiralayan davacının dükkanları kendisine devrettiğini, karşılığında davacıya bir kısım senetler verdiğini, davaya konu edilen senedin 1.000 TL bedelli senet olduğunu, ancak davacının tahrifat yaparak senedi 71.000 TL bedelli hale getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, ... tarafından ciro edilen 05/08/2005 ödeme tarihli, 71.000 TL bedelli senede dayanılarak davacı tarafından başlatılan takibin iptal edildiği, Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ...’nin davaya konu 71.000 TL bedelli bononun bedel hanesinde oynama yapıldığı iddiasıyla açılan kamu davasının devam ettiği, Adli Tıp Kurumu raporunda senette bulunan bedele "7" rakamının ve yazıyla yazılan kısmının sonradan ilave edildiği, bu eklemelerin ... veya ...'nin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği,
alacağın varlığını ve miktarını ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, davacının 71.000 TL alacağı olduğuna dair davaya konu senet dışında başkaca hiçbir delil sunmadığı, davalının kabul ettiği 1.000 TL dışında davacının davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı, bononun davanın açıldığı tarih itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle adi yazılı belge haline dönüştüğünden alacağa yasal faiz uygulandığı gerekçesiyle 1.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, alacak istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın halli esas itibarıyla davaya dayanak senedin üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Mahkemece bu hususta bir inceleme yapılması cihetine gidilmemiş ve Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasındaki tahrifata ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK’nun 53. maddesi'nin mefhumu muhalifinden ceza mahkemesinin mahkumiyet veya maddi vaka tespiti yapan beraat kararları hukuk hakimlerini bağlayacağından, mahkemece raporu bu davaya esas alınan Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/151 esas sayılı kamu davasının sonucunun kesinleşmesi beklenerek, ona göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2) Ayrıca, davacı taraf, davalının ceza davasındaki ifadesinde davaya dayanak bononun düzenlenmesine sebep olan işletmelerin devrinin 74.000 TL bedelle yapıldığına dair beyanda bulunduğunu ileri sürdüğüne göre, mahkemece bunun üzerinde durularak, bu şekilde bir beyan olup olmadığı, varsa bu beyanın harici ikrar sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken anılan hususun nazara alınmaması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3) Öte yandan dava, işletmenin devri nedeniyle verilen bonoya istinaden açıldığına göre, mülga 6762 sayılı TTK’nun 21. maddesi gereğince davacının avans faizi nispetinde temerrüt faizi isteyebileceğinin nazara alınmaması da kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/6971, K. 2012/15397, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama