KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1862 E., 2013/18440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/03/2012 tarih ve 2011/208-2012/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.03.2008 tarihinde Finansbodro sözleşmesi aktedildiğini, bu sözleşme uyarınca 3 yıl süreyle davalı nezdinde çalışan işçilerin maaş ödemelerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin ortalama 1200 personel çalıştırdığı hususunda taahütlerde bulunduğunu, müvekklili bankanın sözleşme kapsamında davalıya 420.000,00TL'lik promosyon bedeli ödediğini, sözleşmenin kurulmasından sonra ilk yılda ortalama 1300 personelin maaş ödemesi yapılırken, personel sayısının sitematik olarak azaldığını, Mayıs 2009 tarihinde 884,
Ağustos 2009 tarihinde 373 ve Aralık 2009 yılında ise sadece 9 personele düştüğünü, davalının neredeyse tüm personelini işten çıkartarak MK 2. maddesine aykırı davrandığını, sözleşmeye aykırı hareket eden davalının sözleşmenin 16. maddesi uyarınca 420.000,00TL'lik cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00TL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de toplam talebini 237.288,14 TL'ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, sözleşmede personel adedi taahüdüne ilişkin bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin imza edildiği dönemde 1200 personel bulunmakta iken ilerleyen aylarda personel sayısının 1600-1700 rakamına ulaştığını, davacının personel sayısının azalmasından yakınırken artıştan menfaat sağlamasının MK 2. maddesine aykırı olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin uygulanmasının olanaksız hale getirilmesi/ihlali sözkonusu olmadığını, sözleşmenin 16. maddesi uyarınca cezai şart istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşmede davacı bankanın her zaman sözleşmeyi tek yanlı olarak istediği zaman fesih edeceğinin hüküm altına alındığı, davalı personeli ilk yılda 1325 ila 1279 arasında makul düzeyde iken ikinci yıl 9 işçiye kadar düştüğü, davacı bankanın sözleşmeden beklediği yararı elde etme imkanı ortadan kalktığı, sözleşmeden beklenen yarar dengesinin davacı aleyhine bozulduğu, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesinin haklı olduğu,
sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalının sözleşmenin fiilen uygulanmasını imkansız hale getirmesi nedeniyle hak ve nesafet kuralları gereği ilk yıldan sonraki kalan iki yıl için promosyon bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 237.328,14TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, cezai şart istemine ilişkindir.
Mahkemece, işçi sayısının belirgin düşüşü nedeniyle sözleşmenin fiilen uygulanmasının imkansız hale geldiği, sözleşmenin davacı yanca haklı olarak feshedildiği, sözleşmenin ikinci yıl fiilen uygulanmasının imkansız hale gelmesi nedeniyle kalan yıllardaki promosyon bedelinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, promosyon bedelinin kısmen iadesine karar verilmiştir.
Oysa ki, davacı vekili, dava dilekçesinde açıkca davalı ile aralarında düzenlenen Finansbodro Sözleşmesinin 16. maddesinde belirlenen 420.000,00TL'lik cezai şart isteminde bulunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı B.K 158 vd maddelerinde belirtilen cezai şart hükümleri ile sözleşmenin 16. maddesinde düzenlenen cezai şart koşulları üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taleple ilgisi olmayacak şekilde yazılı gerekçeyle promosyon bedelinin kısmen ödenmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1862, K. 2013/18440, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama