KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3054 E., 2013/19223 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Vekili
- AV. ...
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2012 tarih ve 2011/187-2012/721 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesindeki hesabında bulunan 11.300 TL'nin internet bankacılığı yoluyla başka hesaplara havale edilerek çalındığını, durumun bankaya bildirilmesi üzerine 6.930 TL'lik kısma bloke konulmuş ise de, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, gerekli sistem güvenliğini sağlamayan bankanın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.300 TL'nin 09.06.2004 olay tarihinden itibaren işleyecek mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankanın kendi sistem güvenliği açısından tedbirler almasının yeterli olmadığı, müşterisinin internet bankacılığına girişte güvenliğinin sağlanması bakımından da sorumluluklarının bulunduğu, davacının da asgari düzeyde dahi olsa herhangi bir güvenlik önlemi almadığı, virüs programı kullanmadığı, tarafların % 50 oranında kusurlu kabul edildikleri, davacının suça iştirak ettiğine dair herhangi bir delil elde edilemediği, davacının bloke halde tutulan 6.930 TL ile kalan 4.400 TL'nin yarısını talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.130 TL'nin 09.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61'inci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan
kendine özgü bir sözleşmedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davacının % 50 oranda kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, dava konusu iddia edilen zarar, aslında davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu hususu kanıtlanmadığından, davalı banka, hesaptan usulsüz şekilde alınan paranın tamamından davacıya karşı sorumludur. O halde, davacının hesabındaki paranın tamamının davalı bankadan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3054, K. 2013/19223, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama