KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/553 E., 2013/17950 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2010 tarih ve 2009/200-2010/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 19 sınıftaki emtialar için tescilli "KALEPLAST ISI YALITIM PLAKASI SIVASI" ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin markası ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “"KALEPLAST+ Şekil" ibaresini 35. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu,
başvuruya markaların benzer olduğu ve markalarının tanınmış marka olduğu gerekçesiyle yaptıkları itirazın YİDK tarafından markaların benzer olduğu ancak müvekkilinin markasının tanınmış marka olmadığı gerekçesiyle 35. sınıftaki bir kısım hizmetler yönünden kabul edildiğini oysa her iki markanın iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu ve markalarının sektörel bazda tanınmış marka olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıfı bakımından benzemediğini, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları benzer olsa da, davalı başvurusundaki hizmetler ile davacı markasının tescilli olduğu mallar arasında herhangi bir benzerlik ve bağlantı bulunmadığı; bu nedenle taraf markaları arasında 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılması riski bulunacak derecede bir benzerliğin söz konusu olmadığı; davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin sunulan delillerin tanınmışlığı kanıtlamaya yeterli olmadığı,
bir an için tanınmışlık kabul edilse dahi davacı mallarının başvuru kapsamındaki hizmetler ile ilişkilendirilmesi ve bunun sonucunda, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi; itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/553, K. 2013/17950, 9 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama