KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/760 E., 2013/18534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2007/83-2012/250 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının REGO markasının 1942 yılından beri tescilli olduğunu ve dünyaca tanındığını, bu markanın 1998 yılında TPE nezdinde tescil edildiğini, davalı şirketin ise 2000 yılında kötü niyetli olarak “REGO+şekil” unsurlu markayı tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasının itibarına zarar verdiğini, ayırt edici karakterini zedelediğini ve haksız yarar sağladığını, davalının tescil ve kullanımının kötü niyetli olduğunu, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek,
davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, markaya tecavüzün durdurulmasını, tecavüz oluşturan ürünlere, bunları üretmeye yarayan araç ve gereçlere el konulmasını, bunlar üzerindeki REGO marka ve işaretlerin silinmesini, mümkün değil ise imhasını, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve yasaklanmasını, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin REGO markasını 2000 yılında, davacının faaliyet alanı ve tescil kapsamından farklı alanlarda tescil ettirdiğini, hükümsüzlük davasının 5 yıl içerisinde açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra açıldığını, davacıya ait markanın tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ve marka üzerine yatırım yaptığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının markasının tanınmış marka olduğu, aynı sektörde faaliyet göstermekle ve sektördeki firmaları reklam ve tanıtımlarında kullanmakla davacıya ait marka tescilinden haberdar olduğu halde markayı tescil ettirdiğinden, tescil anında davalının kötü niyetli olduğu,
bu suretle hükümsüzlük davasının herhangi bir süreye tabi olmaksızın açılabileceği, davalıya ait markanın 6., 7. ve 9. sınıflarda tescilli emtia üzerinde kullanılması durumunda tüketicinin REGO ibaresini gördüğünde derhal davacının markası ile zihni bir bağlantı kuracağı, internet üzerinde davacının www.regoproducts.com internet sayfasına ulaşacağı, davalıyı davacının iştiraki ortağı veya Türkiye' deki temsilcisi sanacağı, veya aralarında işletmesel bir bağlantı olduğu intibaına kapılacağı, sonuçta davalının,
davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayacağı ve aynı zamanda kullanım davacının markasının ayırd edici karakterini zedeleyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli “REGO+şekil” markasının hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, hükümsüz kılınıncaya kadar tescilli markanın tescil kapsamında kullanımı markaya tecavüz teşkil etmeyeceğinden ve hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonraki kullanımların ise yeni bir davanın konusu olabileceğinden tecavüzün durdurulması talebinin el konma, silme ve imha taleplerinin reddine,
hükümsüzlük kararlarının ilanı gerekmediğinden ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/760, K. 2013/18534, 23 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama