KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/8742 E., 2013/14202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2010 gün ve 2003/56-2010/578 sayılı kararı onayan Daire’nin 26.02.2013 gün ve 2011/2460-2013/3478 sayılı kararı aleyhinde davalılar ... ve ... vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların yönetim kurulu üyeliği yaptığı anonim şirket ile müvekkilleri arasında portföy sözleşmesi imzalandığını, hesaplarına nemalandırmak üzere paralar yatırdıklarını, 15.08.2002 tarihine kadar düzenli bilgi verildiğini, 16.08.2002 tarihinde aracı şirkete SPK tarafından el konulduğunu, tedrici tasfiyeye girdiğini, müvekkillerinin hesaplarındaki paraların ödenmesini istediklerini, tedrici tasfiyeyi yapan Yatırımcıları Koruma Fonu (Merkezi Kayıt Kuruluşu)'nun şirket kayıtlarında alacaklarının bulunmadığı yönünde cevap verdiğini, itirazlarının karşılanmadığını,
son zamanlarda kendilerine gönderilen ekstrelerin düzmece olduğunun ortaya çıktığını, hesaplarından talimatları olmadan usulsüz ödemeler yapıldığını, davalı yöneticilerin meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 493.373.585.285 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, davanın şirkete açılması gerektiğini, esasen işlemin yapıldığı tarihte yönetici olmadığını, işlemlerin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, haksız yere aracı şirkete el konulduğunu, davanın Yatırımcıları Koruma Fonuna karşı açılması gerektiğini, işlemleri bildiklerini, hesabı kontrol etmemeleri gibi bir durumun olamayacağını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın salt davalı ...'ın soyut bir beyanıyla açıldığını, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, Fon dava açılmasının zorunlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Başer vekili, davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, davalı ...’ın beyanında geçen 1996 yılında müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, genel kurulda ibra edildiklerini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların davalıların yönetici olduğu dava dışı Karon Menk. Değ.
A.Ş'ne nemalandırmak üzere paralar yatırdıkları, ancak yatırılan paraların nemalandırılmadığı, ödenmediği halde kayıt dışı işlemlerle davacılara ödenmiş gibi gösterildiği, dava dışı şirkete Fon tarafından el konulduğu, davacılara bir kısım ödeme yapıldığı, uyuşmazlık konusu miktarın ise ödenmediği, zararlarının giderilmediği, davalı ...'ın hileli işlemleri yaptığı, bu nedenle emniyeti suistimal suçundan mahkum olduğu, hileli işlemlerin bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, esasen bu davalının başka dosyalarda işlemlere ilişkin kabul beyanının bulunduğu,
diğer yönetici davalıların işlemlerin yapıldığı tarihte yönetim kurulu üyesi oldukları, BK'nın 41, TTK'nın 336, 337 ve 320. maddeleri uyarınca müteselsilen sorumlu bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne, 493.373.57 TL'nin davalılardan tahsiline dair verilen karar bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.02.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalılar ... ve ... vekilleri ayrı ayrı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, ... ve ... vekillerinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/8742, K. 2013/14202, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama