KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/2757 E., 2022/7926 K.·Mahkemesi :bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2022
Karar Metni
1.689 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2016/1049 E. - 2018/904 K. sayılı kararın asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.01.2021 tarih ve 2019/962 E. - 2021/42 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmek üzere imzalanmış Distribütörlük Sözleşmesinden ve bu sözleşmenin süresini 21.12.2015 tarihine kadar uzatan Tadil Protokolünden kaynaklanan ticari bir ilişki bulunduğunu, davalının sözleşmesel taahhütlerini tam ve gereği gibi yerine getirmediği gibi temerrüde düştüğünü, cari hesap borcunu ödemediğini, davalının haksız ve dayanaksız iddialarla müvekkiline ihtarnameler göndererek taleplerde bulunduğunu,
davacının taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan ve temerrüde düşülen borç miktarı üzerinden İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/21049 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının fesih şartlarına uymadan sözleşmeyi feshettiğini, davalının stoklarında bulunup haksız fesih nedeni ile satışı imkansız hale gelen ürün bedellerinin ve davalının hak ettiği birtakım ihale komisyonlarının cari hesap bakiye tutarından mahsubunun gerektiğini, davacının talep ettiği tutarın 595.407,23 TL olduğunu, müvekkili tarafından iade edilmesi gereken mal bedelinin 353.685,29 TL, ihaleler ile ilgili komisyon alacağının ise 423.503,36 TL olduğunu, bunların mahsubundan sonra alacaklı hale gelen müvekkilinin davalı aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25003 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin davacıdan 185.525,44 TL alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini, %20'den az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, Türk Philips A.Ş. ile 05.01.2014 tarihinde Distribütörlük Sözleşmesi, 01.01.2015-31.12.2015 arası dönem için Tadil Protokolü bağıtlandığını, birleşen davalının sözleşme hükümlerini ihlal ederek, sözleşmeyi e-posta ile sona erdirdiğini,
müvekkilinin elinde bulunan ve sözleşmenin sona ermesi nedeniyle satışı imkansız hale gelmiş olan davalı tarafa ait ürünler için 18.07.2016 tarihli iade ürün faturası (353.685,29 TL bedelli) ile tüm çalışmaları vekiledeni şirket tarafından yapılan ve davalı tarafından müvekkili şirkete teklif verdirilmediği ihalelerden doğan komisyon bedelleri için 18.07.2016 tarihli faturayı (423.503,36 TL bedelli) düzenlendiğini, müvekkilinin bu faturalardan toplam 777.188,55 TL alacağının bulunduğunu, davalının başlattığı icra takibinde 595.407,73 TL’ye itiraz edilerek takas mahsup talebinde bulunulduğunu,
ancak davalı tarafından söz konusu icra dosyasındaki alacağı için İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1049 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılması üzerine, müvekkilince de İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25003 sayılı dosyası ile iki adet fatura tutarı ile ilgili takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, bayilik anlaşmasının 1. maddesinde asıl davada davalı ...Ş.’nin belirlenen şehir veya bölgelerde Türk Philips Ticaret A.Ş. tarafından belirtilen, Philips markası altında satışı gerçekleştirilen ürünlerin ve sistemlerin satışı ile ilgili olarak münhasır olmayan distribütör tayin edileceğinin belirlendiği, dolayısıyla Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’nin münhasırlık karinesine dayanamayacağı, sözleşmede açıkça geçerlilik süresinin belirlendiği, 8.1 maddesinde sona ermenin sonuçlarının düzenlendiği,
sözleşmenin feshedilmeyip süre sonunda olağan olarak sona erdirildiği, Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’nin haksız ve fesih bildirim önellerine uyulmadan sözleşmenin feshedildiği savunmalarının yerinde olmadığı, sözleşmenin 8.4 maddesinde sona erme halinde Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’nin Philips'e 15 gün içinde ilgili maddedeki tüm bilgileri vereceği, ürün stokunun listelenmesi ve bu stokun sözleşmenin 8.7. maddesinde belirtilen tavsiye edilen yeniden satın alma fiyatları üzerinden Philps'e satışa sunulması gerektiği, keza bekleyen siparişlerin de Philips'e veya Philips tarafından tayin edilecek bir 3. şahsa devredilebileceği,
8.7 maddede Philips'in kendi inisiyatifi ile açılmamış, orijinal ambalajlı, yeni ürün olarak pazarlanabilecek ürünleri yeniden satın alabileceği düzenlendiği, stok malların itirazsız iade alınacağına dair zorunluluk bulunmadığı, davalı ...Ş.’nin stok mallar yönünden sözleşme hükümlerini yerine getirmediği, davacının kendi defterlerinde, davalının 300.000.- TL'lik teminat mektubunu nakde çevirip davalı borcundan tenzili sonrasında, takip tarihi itibari ile davalıdan 591.663,23 TL alacaklı durumda olduğu,
davalı tarafından davacıya düzenlenen ürünlerin iadesine ve ihale komisyon bedellerine ilişkin faturaların kaydına davacı defterlerinde rastlanılmadığı, Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’nin talep ettiği komisyon bedellerinin, hangi ihaleden hangi tutarda olduğu, iddia edilen ihalelerin gerçekleşip gerçekleşmediği, taraflar arasında ihaleler hususunda ne tür bir ilişki olduğu, komisyon oranı ne şekilde belirlendiği, önceden bu tür bir uygulama olup olmadığı v.b. hususların dosya kapsamından net olarak anlaşılamadığı, iade faturasındaki ürünlerin gerçekten davalı stoklarında yer alıp almadığı,
eğer yer alıyorsa bu ürünlerin değerinin ne olduğu hususlarına ilişkin olarak herhangi bir somut delile ve tespite de rastlanmadığı, incelenen davacı defter kayıtlarına göre Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’den talep edebileceği tutarın 591,663,21 TL asıl alacak ve 2.893,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 594.301,19 TL olacağı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresinde sona erdiği, davacının cari hesaptan bilirkişi raporuyla tesbit edildiği üzere alacaklı olduğu, davalı- birleşen davada davacı ...Ş.’nin sözleşmenin sona erme hükümlerine uymadığı,
aleyhine takip başlatıldıktan sonra iade faturası ve komisyon faturası düzenleyip defterlerine kaydettiği, stok mallar yönünden sözleşmenin 8. madde ilgili fıkralarındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği, düzenlediği komisyon faturasına rağmen buna dair hiçbir dayanak bilgi ve belge sunulmadığı, Okuman Medikal Sistemler A.Ş.’nin komisyon ve iade faturasının yasal ve sözleşmesel dayanağı bulunmadığı,
sadece davacıya karşı alacak oluşturmak kaygısıyla bu faturaların düzenlendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/21049 E. sayılı takip dosyasında itirazın 591.663,23 TL'si asıl alacak, 2.893,48 TL'si faiz olmak üzere toplam 594.301,19 TL üzerinden iptaline, alacağin %20’si oranında 118.860,23 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davalı - birleşen davada davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir.
Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2757, K. 2022/7926, 8 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama