İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2021/3136 K.2023/2202

SAYISI 2018/1591 Esas, 2020/1088 Karar HÜKÜM Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI 2015/798 E., 2018/501 K.

Esas2021/3136Karar2023/2202Tarih10 Nisan 2023Okuma10 dk · 2.014 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2021/3136 E., 2023/2202 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Nisan 2023
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.014 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

SAYISI 2018/1591 Esas, 2020/1088 Karar HÜKÜM Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI 2015/798 E., 2018/501 K.

Taraflar arasındaki teminat mektubu bedelinin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 120.000,00 USD bedelli çek yönünden davanın açılmamış sayılmasına, teminat mektubunun paraya çevrilen kısmının iadesi talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından davalıya ait PVC ürünlerin Rusya'da satışı konusunda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıya 120.000,00 USD bedelli teminat çeki ile 250.000,00 USD bedelli teminat mektubu verdiğini, teminat mektubunun 175.000,00 USD'lik kısmının davalı tarafından haksız olarak paraya çevrildiğini, zira davacı tarafından A 151-2 ürün yerine etiket bu şekilde olduğu halde PA 151-1 ürün gönderildiğini, bu nedenle zarara uğradıklarını, bir kısım müşterilerinden ürünün geri alındığını, kalan ürünlerin ise depolarında olduğunu,

davalının bu ürünleri geri almadığını ve doğru ürünmüş gibi fatura kestiğini, davalının kabul etmesine rağmen yanlış ürün satılan müşterilerin paralarını ve yine fuar katılım masraflarını ödemediğini, Gümrük Müdürlüğüne sunulan satış faturalarının ve beyannamelerin incelenmesinde müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının aksine alacaklı olduğunun görüleceğini ileri sürerek teminat mektubunun nakde çevrilen 175.000,00 USD'lik kısmının davalıdan tahsiline, kalan 75.000,00 USD yönünden teminat mektubunun hükümsüzlüğüne, teminat çeklerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 30.10.2015 tarihli dilekçesi ile çek bedelinin ödenmesi ile ilgili bir taleplerinin olmadığını belirtmiş, 11.03.2016 tarihli celsede çekin dava açıldıktan sonra iade edildiğini, her ne kadar çekle ilgili bir harç yatırılmamış ise de bu çekle ilgili isteklerinden vazgeçtiklerinden eksik harcı yatırmayacaklarını beyan etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aldığı malın karşılığında oluşacak borcunun teminatı olarak davaya konu teminat mektubunu verildiğini, davacının borcunu ödememesi üzerine mektubun paraya çevrildiğini, davacının üründeki ayıbı 2 ve 8 günlük yasal süre içerisinde ileri sürmesi gerektiğini, buna uymamasına rağmen müvekkilinin davacının zararlarını karşıladığını, davacı tarafından Spektr firmasına ödendiği söylenen 3094 kodlu ürün bedeli 9.000,00 USD ile W 12+PA 151-2 ürün bedeli 4.437,00 USD'nin davacının borcundan düşüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşmenin bir alım satım sözleşmesi olduğunu,

teminat mektubu kısmen nakde çevirme esnasında bankaya iade edildiğinden tahsilat yapılmayan kalan mektup bedeliyle ilgili menfi tespit isteğinin reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede mal miktarının ve bedelinin proforma faturalarla belirleneceğinin, borç ve alacağın bu belgeler üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, gümrük beyannamesine konu faturanın yanısıra malın fiyat farkı faturasının da kesildiğini, taraflar arasında sürekli teyitleşme ile ödemeler yapıldığını, maillerde yer alan A faturalarının gümrük faturalarını, B faturalarının ise fiyat farkı faturalarını tanımladıklarını,

davacının her bir sevkıyatta fiyat farkı faturasını da onaylayarak ödediğini, müvekkilinin davacıdan mektubun tazmin edilen kısmı kadar alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 120.000,00 USD bedelli çekle ilgili davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, davalının davacıdan teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih itibariyle alacaklı olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle davacının ileri sürdüğü gibi mal bedelinin gümrük beyannamelerinde görülen satış faturası bedeli kadar olup olmadığının incelendiği,

davacı taraf defter sunmadığından davalı defterlerine göre yapılan inceleme sonunda ticari ilişkinin başlangıcından itibaren davacı tarafından gümrük kayıtlarındaki faturalar ile ihracat kapama faturalarının düzenlendiği, ihracat kapama faturalarının gümrük fatura bedellerinin yaklaşık 3 katı olduğu ve süreç boyunca davacı tarafından ihracat kapama faturaları da dahil olmak üzere ödeme yapılageldiği, bu durumda mal bedelinin gümrük bedeli+ihracat kapama fatura bedelinden oluştuğu, davacı kayıtlarında görülen kur farkı faturalarının da kurun o tarihteki değerini göre davacının ya da davalının lehine olabilecek şekilde kayıtlara geçirildiği,

davacının davalıya gönderdiği ve dosyaya sunulan ödeme planları incelendiğinde tüm bu bedellerin de borç miktarına dahil edildiği, sonuç olarak davacının mal bedelinin gümrük bedeli kadar olduğu ve davacı kayıtlarının aksine kendilerinin alacaklı olduğu iddiasının yerinde olmadığı, davacının ayıplı mal nedeniyle uğradıkları zarar iddiaları ile ilgili olarak; sunulan e-mail yazışmalarında davalının davacının 4.437,81 USD ve 9.000,00 USD'lik zararlarını karşılayacağını bildirdiği,

bu bedeller bilirkişi raporu ile de belirlendiği gibi davacının borcundan mahsup ettiği, davacının ellerinde kalan ürünlerle ilgili olarak davalının yüksek nakliye, gümrük vs masraflar nedeniyle malların yerinde ucuza satımından kaynaklanan zararı ödemeyi de kabul ettiği, ancak davacının malları zararına sattığına ilişkin delil sunmadığı,

aksine böyle bir yükümlülüklerinin bulunmadığını iddia ettiği, davacı ayıplı ürün nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullandığını iddia etmiş ise de bu tarihten sonra dahi taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği nazara alındığında davacının sözleşmeden döndüğünden bahsedilemeyeceği, ürünlerin davacıya iade de edilmediği, sonuç olarak davacının yanlış ürün gönderilmesinden kaynaklanan ve davalının kabulünde olan yukarıda anılan bedeller dışındaki zararlarını ispat edemediği, yine yazışmalara göre davalının fuar katılım bedelini ödemeyi kabul ettiği ve buna ilişkin faturanın kendisine kesilmesini istediği,

davacının sunduğu fatura ve ödeme bilgilerine göre toplam 10.362,46 USD fuar katılım bedeli ödediği, ancak davalının fuar katılım bedellerini davacıya ödemediği dikkate alındığında davacının bu miktar kadar davalıdan alacaklı olduğu ve teminat mektubunun paraya çevrilen (istek gibi) 175.000,00 USD'lik kısmının 10.362,46 USD'si yönünden talebinde haklı olduğu, teminat mektubunun nakde çevrilmesi aşamasında ilgili bankaya iade edildiği,

bu nedenle kalan kısmı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın 120.000,00 USD bedelli çekle ilgili davasının 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği açılamış sayılmasına, davacı vekilinin 250.000,00 USD bedelli teminat mektubunun paraya çevrilen 175.000,00 USD’lik kısmının iadesi ile ilgili davasının kısmen kabulüne,

10.362,46 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası'nın döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine, davacı vekilinin 250.000,00 USD’lik teminat mektubunun kalan kısmının hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin teminat mektubu bankaya iade edilmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök raporunda ayıplı malın satışı alivre satış olarak tanımlandığı halde ek raporda aliud satış olarak tanımlandığını, Ark-İmpeks Rusya’da kurulmuş bir şirket olması dolayısıyla Rusça olarak tutulmuş defterlerinin kendileri tarafından noter onaylı olarak Türkçeye çevrilerek mahkemeye sunulmasına rağmen davacı ticari defter ve kayıtlarının görmezden gelindiğini, yalnızca davalı tarafın defterleri incelenerek rapor hazırladığını, müvekkilinin elinde kalan ayıplı mallarla ilgili olarak Mahkemenin müvekkilinin bu malları zararına satmasının kanuni bir zorunluluk gibi gösterip,

satamadığı ve dolayısıyla zarar miktarını bildirmediği gerekçesi ile aleyhe karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında bir distribütörlük anlaşması imzalandığını, bu sözleşme şartları dahilinde her siparişin bir talep olduğunu ve faturası kesilip gönderilmiş olan her parti malın ayrı bir alım-satım sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, sözleşmeyi feshetmenin distribütörlük sözleşmesinin feshi anlamına gelmeyeceğini, ayıbın tespit edilerek durumun satıcıya bildirildiğini, satıcının da ayıplı malı kabul ettiğini,

bu konudaki e-posta çıktılarının dosyaya sunulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının reddedilen talepleri yönünden lehlerine hükmesilmesi gereken vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davalıya ait PVC ana malzemelerinin Rusya'da satışı hususunda ticari ilişki bulunduğu, davacının 250.000,00 USD bedelli teminat mektubunu davalıya verdiği, bu mektubun 175.000,00 USD'lik kısmının davalı tarafından tahsil edildiği, 75.000,00 USD'lik kısmının bankaya iade edildiği,

dosya kapsamından ve bilirkişi raporlarından davalının fiyat farkı faturaları kesmesinin taraflar arasındaki teamül gereği ve aslen mal satış bedelinin gümrük bedeli ve ihracat kapama faturası şeklinde olduğunu gösterdiğini, davalının kabulünde olan 10.362,46 USD fuar katılım bedelinin davacıya ödenmediği, bu nedenle davacının teminat mektubunun paraya çevrilen 175.000,00 USD'lik kısmının 10.362,46 USD'si yönünden isteğinde haklı olduğu kanaatine varılarak hüküm kurulmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı,

davacının vekâlet ücreti ile ilgili istinaf istemine gelince, talebe göre davanın 164.638,00 USD üzerinden reddedilmiş olmasına göre bu miktarın dava tarihi itibariyle Türk Lirasına çevrimi üzerinden hesaplanan vekâlet ücretinin davalıya verilmesi gerekirken davacıya verilmiş olmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin vekâlet ücreti yönüyle kabulüne, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı tarafın 120.000,00 USD bedelli çekle ilgili davasının açılmamış sayılmasına,

davacı vekilinin 250.000,00 USD bedelli teminat mektubunun paraya çevrilen 175.000,00 USD’lik kısmının iadesi ile ilgili davasının kısmen kabulü ile 10.362,46 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası'nın döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine, davacı vekilinin 250.000,00 USD’lik teminat mektubunun kalan kısmının hükümsüzlüğüne ilişkin isteği ile ilgili olarak,

teminat mektubu bankaya iade edilmiş olmakla, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının gönderdiği ayıplı malların elde kalması ve fuar masrafları zararının 35.072,78 USD olduğunu, ayrıca davacı daha önce gönderdiği kimyasalların bileşenlerini göndermediğinden davalını bedelini ödediği bu mallar sebebi ile zora düştüğünü, davacı şirketin Gümrük Müdürlüğüne bildirdiği faturalar ve kur farkından kaynaklanan faturaların tümü ödendiği halde davacının kapama faturası adı altında kestiği faturalardan dolayı alacaklı olduğundan bahilsle teminat mektubunun bir kısmını paraya çevirdiğini,

müvekkilinin gümrüğe bildirilen faturalar ile kur farkından doğan düşük bedelli faturaları ödediğini ancak taraflar arasındaki sözleşmede gümrüğe bildirilen faturadan başka ikinci bir fatura kesileceği ve bu iki fatura toplamının mal bedeli olduğu yönünde bir düzenleme olmadığını, kapama faturası veya başka bir ad altında fatura ödemesinin müvekkili kayıtlarında olmadığını, böyle bir ödeme yapılmadığını, davalının kapama faturası olarak defterlerine kaydettiği faturaların tamamının müvekkili şirket dışında başka şirket, kurum veya kuruluş tarafından ödendiğini,

kök bilirkişi raporunda davacının ayıplı satışı aluvre satış olarak nitelendirilmişken davalının ayıptan kaynaklanan yükümlülüklerini kaldırmak üzere ek raporda aliud satış olarak nitelendirdiklerini, ancak davacının eyleminin ayıplı mal satışı olduğunu ve satıcının ayıptan kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini, davalının ayıplı malları ucuza satamadığını ispat edemediğinden davalının ayıplı maldan sorumluluğunun olmadığı gerekçesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesine aykırı olduğunu,

müvekkili şirketin elinde kalan mallara ilişkin liste Mahkemeye sunulduğu halde bunların değerlendirilmediğini, davacının Ruşca defter kayıtları tercüme ettirilip Mahkemeye sunulduğu halde bilirkişice bu kayıtlar incelenmeden rapor hazırlandığını, şayet incelenmiş olsaydı fark faturalarının olmadığının anlaşılabileceğini, davalının davacıyı zora düşürmek için kötü niyetle hareket ettiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım sözleşmesi nedeniyle verilen teminat mektubu bedelinin bir kısmının haksız yere paraya çevrildiğinden bahisle bedelin iadesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 207 ve devamı maddeleri, 227 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Ayıplı olduğu taraflarca kabul edilip davacı tarafın deposunda bulunup da davalı tarafından, ihtarnameye rağmen, teslim alınmayan malların davacı tarafından satılma zorunluluğu bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının sözleşmeden döndüğünü belirtmesi karşısında ayıplı olup defosu bulunan malların değeri tespit edilerek bulunacak miktarın davalı alacağından düşülmesi ve davacının deposundan alınması yönünde karar verilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

3-Davalı tarafından davacıya gönderilen ancak davacı tarafından tek başına kullanılamayacak olduğu iddia edilen mallar yönünden ise ispat yükü davacıda olup gerekirse bilirkişiden bu konuda rapor alınıp bileşenleri olmadan tek başına kullanılıp kullanılmayacağının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3136, K. 2023/2202, 10 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/3136
Karar No
2023/2202
Tarih
10 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/3140 K.2023/3623
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/3149 K.2023/2436
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/3154 K.2023/1259
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/3154 K.2023/3732
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2021/3172 K.2023/1960
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/3177 K.2023/2057

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.