KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/4447 E., 2022/8046 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 14.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2022
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.10.2018 tarih ve 2016/874 E- 2018/1075 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2019/813 E- 2021/449 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen davalı tarafından ihtarname keşide edilerek müvekkili şirketten ve müvekkili şirketin yetkilisi dava dışı ...’tan 215.000,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü,daha sonra davalı tarafından müvekkili şirket ve yetkilisi dava dışı ... aleyhine icra takibi başlattığını,takibin itiraz üzerine durduğunu,davalının İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/739 Esas sayılı dosyası ile icra takibi borçlularından sadece ... aleyhine itirazın iptali davası açtığını,davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ihtilafın müvekkili ile bir ilgisinin
bulunmadığını, müvekkilinin icra tehdidi altında bulunduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin davalıya borcu bulunmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,takip konusu borcun dayanağı satım sözleşmesinin taraflar arasında gerçekleşmediği hususunda ihtilaf bulunmadığı gibi davalı tarafından, davacı ve davalı arasında araç satış sözleşmesinin kurulduğu hususu ispat edilememiş yargılama sırasında uyuşmazlık esasen davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı,davaya dayanak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü 2016/19726 E. sayılı dosyasının tetkikinden davacı ve ihbar olunan şirket yetkilisi hakkında takip başlatıldığı, davacının 10/06/2016 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin itiraz üzerine durduğu,
İİK 67.m kapsamında dava tarihi olan 18/08/2016 tarihi itibariyle davalının itirazın iptali davasını açma hakkı bulunduğu dolayısıyla davacının icra tehdidi ile karşılaşabileceği, davacının dava tarihi itibariyle iş bu menfi tespit davasını ikame etmekte hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/19726 esas sayılı dosyasına konu takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davacı şirketin, araç satım sözleşmesinin tarafı olmadığı, davalının, aracı, dava dışı şahıstan (davacı şirket yetkilisinden) satın alma konusunda haricen anlaşma yaptığı, davalının da davacı şirketin akdi ilişkinin tarafı olmadığını kabul etmekle birlikte, satımı yapan şirket yetkilisi tarafından kendisinin yanıltıldığını ileri sürdüğü,
davalının, davacının hukuki yararının bulunmadığına dair istinaf nedenin yerinde görülmediği,davalı vekili, davacı şirket yetkilisinin sözleşmenin tarafı konusunda kendisini yanılttığını ileri sürmüş ise de trafik siciline kayıtlı bir aracı satın alan davalı tacirin, satıcının kim olduğunu bilmemesinin düşünülemeyeceğini, araç ruhsatından satıcının ve malikin kim olduğunun açıkça görebileceği, davalı şirketin,
aracın trafik tescil kayıtlarına bakarak ve basit bir araştırmayla öğrenebileceği bir konuda kendisinin yanıltıldığı konusundaki tanıkların dinlenmesi gerektiği yönündeki savunması ve istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4447, K. 2022/8046, 10 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama