KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/1873 E., 2023/4201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2023
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/559 Esas, 2021/2219 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmasına
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/230 E., 2021/57 K.
Karar Metni
1.003 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nın YKM Eğitim Öğretim Ticaret Şti. hisse sahibi ... tarafından şirket işlemlerini gerçekleştirmek için vekaletname kapsamında vekil tayin edildiğini, davacı ...'nın bu vekaletname kapsamında ... adına şirket işlemlerinde bulunduğunu, YKM Eğitim Öğretim Ticaret Şti. hisseleri... tarafından davacıyı tayin eden ...'a devredildiğini, bu devir işleminden dolayı ...'ın, Nazım Kaynar'a 200.000,00 TL borçlandığını, ...'ın davacı ...'yı bu ödeme için tehdit ettiğini,
bu borçlanmaya karşılık ...'ın vekaletnamesi kapsamında işlemlerini yapan davacı ...'nın 19.12.2018 tarihli 200.000,00 TL bedelli... vekili ... adına tehditle senet düzenlediğini, bu senede davacı ...'ün kefil olduğunu, her iki davacının da alacaklı görünen ... ile ticari ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle borcun kaynağını kabul etmediklerini, alacaklı görünen ...'ın borcun kaynağını açıklamak ve ispat etmekle mükellef olduğunu, davacıların bahse konu senedin asli tarafı olmadığı,
... adına işlem yapıldığının ve senet bedelinin ödenerek bedelsiz kalan senet üzerinden ...'ın kötü niyetli olarak icra takibine girdiğine, davacı müvekkillerinin davalı adına borcu olmadığının tespit edilmesine, haksız olarak icra takibi başlatan davalı aleyhine ve davacılar lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, takdiren teminatsız olarak icra dosyasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının açmış olduğu davasında haksız olduğunu, açılan davayı kabul etmediğini, borçlu davacıların senet altındaki imzaya bir itirazları olmadığını, bu durumda davacıların senet bedeli olan ve takibe dayanak borcu ödediğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davalının davacılara 200.000,00 TL karşılığında... hisselerini devrettiğini, davacıların davalıya ödemesi gereken borç miktarının 400.000,00 TL üzerinde bir miktar olduğunu, davacıların ödemeleri kabul edilse bile davalıya 200.000,00 TL borçları olduğunu,
davacıların ödeme emrinin kendilerine tebliğinden itibaren yasal süresi içinde borca itiraz edebilecekken borca da itiraz etmediklerini, borca itiraz etmeyerek menfi tespit davası açmak yoluna gidilmesi durumunda hukuki yararın olmadığının açık olduğunu belirterek, davacı borçlular tarafından açılan menfi tespit davasının reddine, borçlular aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan delillere göre senedin... hisselerinin devri için düzenlendiği ve bu borcun ödenmesi sebebiyle davacılar ve davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığı, senedin tehdit ile düzenlendiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, delillerin tam anlamıyla toplanmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında iddia olunan konuları ve karşılığında yapılan savunmaların birlikte değerlendirmediğini, karşılaştırmadığını ve tartışmadığını, kararın gerekçelendirilmediğini, bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın eksik inceleme ve yanlış gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemede yazılı belge ile davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini,
yazılı belge dışında delile dayanmasına muvafakat edilmediğinin belirtilmesine rağmen tanık dinlendiğini ve tanıkların beyanlarını hükme esas aldığını, davacı borçlunun senet bedeli olan ve takibe dayanak borcu ödediğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacıların ödeme emrinin kendilerine tebliğinden itibaren yasal süresi içerisinde borca itiraz edebilecekken, borca da itiraz etmediklerini, borca itiraz etmeyerek menfi tespit davası açma yoluna gidilmesi durumunda hukuki yarar olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına,
davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu senedin ödenen... borcu için düzenlendiği yazılı belge ile ispat edilemediğinden ve yemin deliline de dayanılmadığından ödemeye dair belgelerin senet borcuna ilişkin olduğunun kabul edilemeyeceği, dinlenen tanıkların olgulara ve görgüye dayalı anlatımlarının bulunmaması, senet tanzim tarihine göre keşideci ve lehtar arasındaki ilişkinin daha sonra da devam etmesi, ceza soruşturması neticesinde de tehdide dair herhangi bir maddi olgunun ortaya çıkmaması karşısında tehdit iddiasının da ispat yükü üzerinde olan davacılar tarafından ispat edilmediği,
mahkemece yargılama sırasında 24.06.2020 tarihli ara karar ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de; tedbir kararı borçlu tarafından uygulanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu bononun tehditle düzenlendiğini, davacılardan ...'nin ...'a vekaleten hareket ettiğini, ... için ödemelerin yapıldığını, borcun ödendiğine ilişkin sözleşme ve belgelerin bulunduğunu, belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; takibe konu bonodan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1873, K. 2023/4201, 6 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama