KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/2063 E., 2023/5627 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/863 Esas, 2022/268 Karar
- Dava tarihi
- 29.05.2019
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Mardin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2019/177 E., 2020/102 K.
Karar Metni
821 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi imzalandığını sözleşme nedeniyle düzenlenen faturaların davalıya gönderildiğini, davalı tarafından faturalara itiraz edilmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davalının defter kayıtlarında böyle bir borcunun bulunmadığını, faturanın tek başına iddia edilen alacağı ispata yeterli olmadığını, davacının faturada yazılı alacağın kaynağını ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin davalı ile ilgili faturaları muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak 2013-2014 yılı defter kayıtlarına işlediği, eklerde yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm faturalar ve ödemelerden ve sonra oluşan 31.12.2017 tarihi itibariyle defter ve kayıtlarında davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı, davacının takibe ve davaya konu hizmeti davalıya verdiğini ve bedele hak kazandığını ispatlaması gerektiği, fatura tanziminin tek başına akdi ilişkiyi ispatlamaya yeterli olmadığı, ispat yükünün faturadan kaynaklı alacağı olduğunu ileri süren davacıda olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra dosyasına sunulan faturalardan taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunun anlaşıldığını, faturaların davalı tarafından itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, davalı şirketin ticari defterlerine bakıldığında bahse konu faturaya ilişkin alacağın davalı tarafından ödendiğinin tespit edilemediğini, söz konusu faturaların davalı tarafça ticari defterlerine işlenmediğinin tespit edildiğini, taraflar arasında yapılan ödemelerin tamamının banka aracılığı ile yapıldığını, müvekkilinin banka hesaplarına bakıldığında davalı tarafın faturalara ilişkin bir ödeme yaptığının tespit edilemediğini,
bilirkişi raporunda 01.01.2013-31.12.2013 tarih aralığında toplam cari hesabın 177.891,29 TL olduğunun rapor edilmesine rağmen raporun sonuç kısmında buna değinilmediğini, 2013 yılına ait alacağın ödenmemesi sebebiyle 2014 yılına devredildiğini, ancak bilirkişi tarafından bunun dikkate alınmadığını, alacağın likit olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında ve icra dosyasında bir takım faturaların sunulduğu, başkaca bir delilin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 17.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacının davalıdan alacağı bulunmadığı, davacının kendi defterlerinde dahi davalıdan alacak bakiyesinin bulunmadığı rapor edildiği, bu sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,
kamudan karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili davanın aleyhine sonuçlanan tarafa yüklenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemece bu konuda hiç karar verilmemiş olması hatalı olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 326 ncı maddesinin birinci fıkrası gözetildiğinde bu husus kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2063, K. 2023/5627, 5 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama