İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/2666 K.2023/6471

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2022/2666Karar2023/6471Tarih7 Kasım 2023Okuma9 dk · 1.877 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2022/2666 E., 2023/6471 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Kasım 2023
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/689 Esas, 2022/113 Karar
Hüküm
Kısmen kabul
İlk derece mahkemesi
Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/66 E., 2020/60 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.877 kelime·9 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 89/007575, 2002/13613, 2011/105274 sayılı "M.Halit Dağlı ... Sofrası+şekil", "... Sofrası A", "... Sofrası A" ibareli markaların sahibi olduğunu, “...

Sofrası” markasını ilk olarak 25.10.1989 tarihinde tescil ettirdiğini ve o tarihten bu yana yenilemek suretiyle korumasını devam ettirdiğini, davalının faaliyetlerinin müvekkili şirket markası ile yürütüldüğünü, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, 11.09.2017 tarihli noter ihtarına rağmen davalının müvekkilinin tescilli markasını ve ticaret unvanını izinsiz kullanmaya devam ettiğini, davalının açılış haberlerinde kendisini sadece "...

Sofrası" diye tanıttığını, "..." ibaresine son derece küçük bir şekilde yer verdiğini, marka hakkına tecavüz nedeniyle yoksun kaldığı tazminat talebini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine dayandırdığını ileri sürerek davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i ile şimdilik 100,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 4.000,00 TL'na yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının “... sofrası” değil, “A ... Sofrası” ve “... ... Sofrası” şeklinde olduğunu, Türk mutfağında kebap ve türlerinin önemli bir yere sahip bulunduğunu ve şehirlere göre tat ve yapı yönünden değişiklik gösterdiğini, ... ilinin en tanınmış kebaplara sahip olduğunu, “... Sofrası” ibaresinin ... iline mahsus yemek kültürünü ifade ettiğini, bu nedenle tanımlayıcı bulunduğunu, tek başına muayyen bir işletmeyi akla getirmeyeceğini, müvekkilinin markasının “... ... SOFRASI” şeklinde olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin markaları ile davacının markalarının tamamen farklı olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markalarının esas unsurunun "... Sofrası" ibaresi olduğu, davalının tescilli markasının asıl unsurunun ise "..." ibaresi tarafından temsil olunduğu, tarafların markalarını kullanmak istedikleri emtiaların da 43. sınıf hizmetler ile aynı tür olarak örtüştüğü, “...

SOFRASI” ibaresinin tanımlayıcı olmasa da kavramsal açıdan tüketicide “... şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını oluşturacak nitelikte zayıf bir ibare olduğu ve tek başına veya esas unsur olarak tescilinin ve korunmasının mümkün bulunduğu, davacının esas unsuru "... Sofrası" ibaresi olan markalarının korunmasının gerektiği, bu korumanın ayırt edici markalara göre daha zayıf olacağı, davalının fiili kullanımlarının ise “...” ibaresini geri plana atacak ve “...

SOFRASI” ibarelerini ön plana çıkaracak şekilde bulunduğu, dolayısıyla davalının kullanımlarının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi davacının tescilli markalarına da tecavüz oluşturduğu, davalının fiili kullanımlarının “... SOFRASI” ibaresini bilerek ve isteyerek ön plana çıkarmak suretiyle “...

SOFRASI” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılığı tüketiciye vermekten ve “... şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını yaratmaktan uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşmak amacını taşıdığı, 43. sınıf hizmetlerin ortalama tüketici kitlesinin niteliği göz önüne alındığında, ilgili tüketicinin “yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetlerinden yararlanırken, sarf edeceği dikkat ve seçimlerinde yeterli titizlikte davranmayacağı göz önüne alındığında, davalının fiili kullanımlarını gördüğünde, davacının tescili markası ile karıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu,

kendisine zayıf marka seçen hak sahiplerinin, sonraki başvurularda yapılan değişikliklerle ve eklenen ayırt edici unsurlarla meydana getirilen yeni markalara katlanma yükümlülüğü bulunmakta ise de, somut uyuşmazlık konusu davalı kullanımları açısından böyle bir ayırt edici eklentinin varlığından bahsedilemeyeceği, davalının fiili kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiği,

6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde davacının 4.000,00 TL lisans bedeli talep edebileceği, tarafların ekonomik durumları, ihlal olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında, manevi tazminat miktarının 5.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının tescilli markası 2017/81002 sayılı markasındaki "..." esas unsurunu geri plana atarak "...

Sofrası" ibarelerini ön plana çıkardığı, internet arama motorundaki sonuçları, açılış davetiyesi, sosyal medya hesapları ve işyeri tabelası dolayısıyla tescilli markasından uzaklaşarak ticari faaliyetlerde bulunmasının, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin men'ine ve durdurulmasına, 4.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, ıslah dilekçesindeki "Davalı tarafın işletmesinde kullandığı araçlar ve eşyalar üzerinde markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle markasal kullanım giderilemediği takdirde ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak, imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine" yönelik taleplerinin reddedilmiş olduğunu, bu ret kararının da gerekçelendirilmediğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının da az olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının yalnızca "... Sofrası" olmadığını, "A. ... Sofrası" olduğunu, kebap ve türlerinin Türk Mutfağında önemli bir yere sahip olup, şehirlere göre tat ve yapı yönünden değişiklik gösterdiğini, bunlardan en tanınmış olanının ... iline özgü kebaplar olduğunu, “... Sofrası” ibaresinin ise ... iline mahsus yemek kültürünü ifade ettiğini, bu sebeple “... Sofrası” ibaresinin tanımlayıcı unsur olduğunu, dolayısıyla “...

Sofrası” ibaresinin tek başına kullanımının herhangi bir markayı ya da muayyen bir işletmeyi akla getirmeyip, işletmede sunulan mal ve hizmetin coğrafi menşeinin anlaşıldığını, bu sebeple "... Sofrası" ibaresinin tek başına marka olarak tescil edilemediğini, müvekkilinin de davaya konu markasını oluştururken, işletmesinde ... iline mahsus kebap türlerini üreteceğinden, "...

Sofrası" ibaresini kullanmayı tercih ettiğini ve başına da babasının isminin ... olması sebebiyle "..." ibaresini eklediğini, mahkemece sanki davacının markasının "... Sofrası" olduğu ve müvekkili tarafından sadece "...

Sofrası" ibaresinin kullanıldığı varsayılarak hüküm tesis edildiğini, bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere, müvekkilinin fiş ve faturalarında, işletmeye giriş kapısı üzerinde bulunan tabelada, "..." ibaresine yer verdiğini, ayrıca davacı tarafça Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulması üzerine açılan 2018/10358 sayılı soruşturma dosyasında alınan 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak,

2018/21119 K. sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, müvekkilinin fiş ve fatura, tabela dışında, kasa arkasında bulunan duvarda, her masadan net olarak görülecek şekilde, yalnızca "..." yazdığını ve dükkan kapısının hemen karşısında bulunan ve ürünlerin hazırlanıp pişirildiği mangal üzerindeki büyük davlumbazda da sadece "..." ibaresini kullandığını, bunun dışında menüde, ikramlık şeker vb. ürünlerin üzerinde, peçetelerde "... ...

Sofrası" ibaresine tam olarak yer verdiğini, müvekkilinin internet sitesinin "www.....com" olduğunu, sosyal medya paylaşımlarında da sık sık "..." ibaresini vurguladığını, davacının markasının da münhasıran "... Sofrası" olmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte, yalnızca "...

Sofrası" ibaresini kullanmasının da davacının marka hakkına tecavüz anlamına gelmeyeceğini, davacının net satışlarının sürekli artış gösterdiği, hatta 2017 yılında net satışının bir önceki yıla göre %10,48 oranında artarken, 2018 yılında net satışının bir önceki yıla göre %15,71 oranında artmış olduğunu, yani davacının satışlarının müvekkilinin faaliyete başladığı 05.08.2017-20.02.2018 döneminde düşmediğini, hatta daha fazla arttığını,

davacının ülkedeki ekonomik koşullar ve enflasyona bağlı olarak zarar etmesinin faturasının müvekkiline kesilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının esas unsuru "... Sofrası" ibaresi olan markalarının korunmasının gerektiği, bu korumanın ayırt edici markalara göre daha zayıf olacağı, davalının fiili kullanımlarının ise “...” ibaresini geri plana atacak ve “...

SOFRASI” ibarelerini ön plana çıkaracak şekilde bulunduğu, dolayısıyla davalının kullanımlarının kendi tescilli markasının korumasından yararlanamayacağı gibi davacının tescilli markalarına da tecavüz oluşturduğu, zira davalı yanın fiili kullanımlarının “... SOFRASI” ibaresini bilerek ve isteyerek ön plana çıkarmak suretiyle “...

SOFRASI” ibaresinin sahip olduğu kavramsal karşılığı tüketiciye vermekten ve “... şehrine ait yemeklerin yapıldığı yer” algısını yaratmaktan uzaklaşıp, markasal bir algı oluşturarak davacıya yaklaşmak amacını taşıdığı, somut uyuşmazlıkta davalı hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/10358 sayılı soruşturma dosyasında verilen ve Ankara Batı Sulh Ceza Mahkemesinin 08.12.2018 tarih ve 2018/5094 D.iş sayılı kararı ile kesinleşen 17.10.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, marka hakkına tecavüz suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayandığı,

bu dosyada alınan 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin ise hukuk hakimini bağlamayacağı, zira davalının "..." ibareli kullanımları olduğu gibi, münhasıran “...

SOFRASI” ibareli fiili kullanımlarının da bulunduğu, mahkemece tespit edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarında da bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilince sunulan 09.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde bildirilen taleplerinin yanında, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin ref'ine, davalı tarafın işletmesinde kullandığı araçlar ve eşyalar üzerinde markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle markasal kullanım giderilemediği takdirde ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak,

imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine karar verilmesinin de istenildiği halde Mahkemece fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmek suretiyle, davacının bu taleplerinin reddine karar verildiğini, 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesi gereğince davacının bu taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının tescilli 2017/81002 sayılı markasındaki "..." esas unsurunu geri plana atarak "...

Sofrası" ibarelerini ön plana çıkarıp, internet arama motorundaki sonuçları, açılış davetiyesi, sosyal medya hesapları ve işyeri tabelası dolayısıyla tescilli markasından uzaklaşarak ticari faaliyetlerde bulunmasının, davacının marka hakkından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının davacının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin men'ine, durdurulmasına ve ref'ine, davalı tarafın işletmesinde, araçlar ve eşyalar üzerinde açıklanan markasal kullanımın sökülmek suretiyle giderilmesine, sökülmek suretiyle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde ürünlere el konulmasına,

el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınarak, imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 4.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplere ilaveten istinaf incelemesi devam ederken müvekkilinin işlerinin kötü gitmesi sebebiyle davalıya ait işletmenin kapatıldığı, yargılamaya konu edilen tabelaların sökülerek, tüm eşyaların kaldırıldığını, müvekkilinin tescilli markasını kullanma şeklinin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu, 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi.

3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2666, K. 2023/6471, 7 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2666
Karar No
2023/6471
Tarih
7 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/2666 K.2023/5704
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/2667 K.2023/6288
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/2668 K.2023/6522
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/2669 K.2023/6364
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/2669 K.2023/14242
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/2670 K.2023/6741

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.