KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/3663 E., 2023/5959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1607 Esas, 2022/513 Karar
- Dava tarihi
- 14.09.2018
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/642 E., 2019/442 K.
Karar Metni
983 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yaptığı ihale neticesi müvekkili ile davalı arasında 2017 tarihli sözleşme imzalanıp 85.000 ton kömürün sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde 56.403 tonunun teslim edildiğini, sözleşme bedelinin 46.750.000,00 TL olduğunu, ödemelerin mal tesliminden 90 gün sonra TL olarak yapılmasının kabul edildiğini, ekonomide yaşanan büyük olumsuzluklardan dolayı ithal kömürün ton başı maliyetinin %87,6 oranda arttığını, kurlardaki olağanüstü artışa rağmen davalının taleplerinin zarara uğrama pahasına büyük oranda karşıladığını,
davalının bunları bilmesine rağmen iyi niyet kurallarına aykırı olarak sözleşmenin 24.1 maddesine istinaden 17.07.2018 tarihinde sözleşme bedelini %20 oranda artırarak ek 17.000 ton kömür daha talep ettiğini, buna göre davalıya dava tarihi itibarıyla toplam 45.597 ton kömür teslimi gerektiğini, sözleşme tarihinden yaklaşık 10 ay sonra müvekkilin ediminde %87,6 oranda artış meydana geldiğini, müvekkilinin sözleşmenin feshini talep ettiğini,
sözleşme ve dava tarihi arasındaki zamanda TL'deki devalüasyonun öngörülmesinin objektif olarak imkansız olduğunu ileri sürerek 19.10.2017 tarihli mal alımına ait sözleşmenin günün ekonomik şartlarına uyarlanmasına, mümkün olmadığı takdirde sözleşmenin feshine karar verilmesini talep etmiş, 07.02.2019 tarihli dilekçesi ile dava tarihi itibarıyla ifası gereken 45.597 ton kömürün sözleşme bedeli ile uyarlama neticesinde oluşan bedelin farkının sözleşmenin ifa edildiği 14.12.2018 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte istirdadını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ihale konusu kömürü, iş artışı dahil temin edeceğini fesih talebi tarihinden yaklaşık 1 sene 1 ay evvel bildiğini, yüklenicinin 85.000 ton kömürü en geç Ocak 2018 tarihi itibarıyla elinde bulundurmak ve idare istediğinde dağıtıma çıkarmakla yükümlü olduğunu, davacının Ocak 2018 tarihinden 8 ay sonra dolar kurundaki dalgalanmalar neticisinde sözleşmedeki dengenin sarsıldığı ve işlemin temelinden çöktüğü iddiasının yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve eki termin programına göre davacı şirketin 2017 Eylül ayından itibaren 2018 Ocak ayına kadar 85.000 ton kömürü hazır etmesinin kararlaştırıldığı, dava tarihine kadar 56.403 ton kömürün tesliminin yapıldığı, teslimi gereken 45.597 ton kömürün yargılama aşamasında 14.12.2018 tarihi itibarıyla ifa edildiği, sözleşmeye konu işin davacı tarafça ihale sonucu alındığı,
davacının ihale kapsamında davalıya temin etmek zorunda olduğu kömürleri ithal edeceğini bildiğini, basiretli davranmak zorunda olan davacı bakımından dolar kurundaki dalgalanmanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138 inci maddesinde tanımlanan beklenmedik veya öngörülemeyen durum olarak kabul edilemeyeceği, ihale sonuçladıktan sonra ihale şartlarının değiştirilmesi ihaleye katılan ancak kazanamayan diğer firmalar bakımından haksızlık yaratacağından dürüstlük ilkesine de aykırı olduğu, uyarlama koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaşanan ekonomik gelişmeler basiretli bir tacirin önleyebileceği ve öngörebileceği seviyede olmadığını, dolar kuru dışındaki maliyet artışlarının Mahkemece karar gerekçesinde değerlendirilmediğini, dava konusu ihaleye müvekkilinden başka firma katılmadığını, termin programına ve ödeme şartlarına uymayanın davalı olduğunu, davalının %20'lik iş artışı talebinin sözleşme şartlarına ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, mevzuat değişikliklerinin değerlendirilmediğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davalının idari sözleşmeye uygun hareket etmediğini, vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin kısmen ifa edilmiş olmasına, sözleşmenin akdedildiği tarih ve ifa zamanındaki döviz kurları incelendiğinde 6098 sayılı Kanun'un 138 inci hükmü uyarınca sözleşmenin uyarlanması koşullarının somut olayda gerçekleşmemiş olmasına göre davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek sözleşmenin kısmen ifa edilmesinin sözleşmenin uyarlanmasına engel olmadığını, yaşanan ekonomik gelişmelerin basiretli bir tacirin önleyebileceği ve öngörebileceği seviyede bulunmadığını, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun da fiyatlarda beklenmeyen artışlar meydana gelmesi nedeniyle yapılan değişiklikle yüklenicilere idare onayına bağlı olarak fesih ya da devir hakkının verilmesine ilişkin düzenlemelerdeki gerekçelerin değerlendirilmediğini, vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince vekâlet ücretine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme şartlarının uyarlanması ve sözleşmenin feshi koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3663, K. 2023/5959, 18 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama