İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/41 K.2023/3818

Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2022/41Karar2023/3818Tarih15 Haziran 2023Okuma6 dk · 1.281 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2022/41 E., 2023/3818 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Haziran 2023
Mahkemesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/2003 Esas, 2021/1561 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Sayısı
2019/362 E., 2020/276 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.281 kelime·6 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı D9 Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt San. ve Tic. A.Ş.'ye QNB Finansbank A.Ş. tarafından kullandırılan genel kredinin kefili davacı tarafından ödenmesi sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 596 ve devamı maddeleri gereğince davacının QNB Finansbank A.Ş.'nin kanuni halefi olduğunu, davalılara karşı ödenen borcun rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın zaman aşımına uğradığını, kefilin 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı madde hükmüne dayanarak yasal rücu talebinde bulunabilmesi için öncelikle ortada geçerli surette yapılmış bir kefalet sözleşmesinin bulunması gerektiğini, davaya konu kefalet sözleşmesinde, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı Kanun'un kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak yürütülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının yetmediğini, ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihinin,

müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğinin bizzat kendi el yazısı ile sözleşmeye yazılmış olması ve tüm sözleşme sayfalarının imzalanmış olması gerektiğini, davaya konu kredi sözleşmesinde belirtilen yasal şartlar çerçevesinde tanzim edilmiş bir kefaletin söz konusu olmadığını, kefalet sözleşmesine davalının eşinin rızasının bulunmadığını, davalının kefillikten caydığını, davalının ödenen tutarın tamamından değil payına düşen miktardan sorumlu olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının müşterek müteselsil kefil konumunda olup olmadığı, geçerli bir kefaletin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafından ilk ödemenin henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ödeme yaptığı genel kredi sözleşmesinin 04.07.2011 tarihli olduğu, davacı ve iki davalı ile birlikte dokuz kişi sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu tutarın açıkça gösterilmesi şartına bağlandığı, sözleşmenin yazılı olduğu ve kefalet miktarının gösterildiği, kefaletten dönme karşı tarafın muvafakatına bağlı olduğu,

somut olayda böyle bir muvafakat olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre kefaletten dönme ancak borcun doğumundan önce mümkün olduğu, borç 2012 yılında doğduğu, caymanın ise 2014 yılında yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, davacı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında alacaklıya ödeme yapıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 146 ve 147 nci maddeleri uyarınca olayda geçerli zamanaşımı süresinin on yıl olduğu,

6098 sayılı Kanun'un 167 nci maddesi gereğince, aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin iç ilişkide birbirlerine karşı sorumluluğu eşit paylarla olduğu bu nedenle davacı itiraz eden kefillere ancak payları oranında rücu edebileceği davacı ile birlikte dokuz kefil bulunduğu her birinin sorumluluğu 17.166,67 TL ile sınırlı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 17.166,67 TL asıl alacak yönünden takibin davalılar yönünden ayrı ayrı devamına, icra inkar tazminatına, davalı ...'ın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, alacaklının halefi olması sebebiyle ödemiş olduğu miktarı halefiyet prensibince diğer kefillerden talep edebileceğini ancak İlk Derece Mahkemesince müştereken ve müteselsilen kefalet hükümlerine ve halefiyet hükümlerine aykırı olarak kefillerin her birinin yalnızca toplam borcun borçlu sayısına bölünmesi suretiyle çıkan miktarı ödemekle borçtan kurtulacakmış gibi bir sonuca ulaşıldığını, müteselsil kefalet hükümleri uyarınca kefil olanların her biri asıl borçtan tıpkı borçlu gibi ve borcun tamamından sorumlu olduğunu ancak gerekçeli kararda;

müvekkil davacının ödediği miktarın dokuza bölünmesi suretiyle elde edilen rakam üzerinden davalıların sorumlu olduğunun kabul edildiği, bu kabulün Türk Borçlar Kanununa ve halefiyet hükümlerine aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yararına icra inkâr tazminatı tayini için gerekli yasal koşullar oluşmadığı, likid bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, borcun zaman aşımına uğradığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, asıl borçlunun temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ve alacağın rehin, ipotek gibi güvenceye alınıp alınmadığının araştırması gerektiğini, asıl borçlunun borcunu ifada gecikmesi,

temerrütü, alacaklının ihtarının semeresiz kalması veya borçlunun borcunu ödemekte aciz içinde olması hallerinin gerçekleşmesi nedeniyle mi borcu ödediği yoksa keyfi bir ödemenin mi yapıldığının araştırılması gerektiğini, kefalet sözleşmesinde eşin rızası bulunmadığını, davalının kefaletten caydığını, cayma ihtarnamesinin hukuken geçerli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesi dahilindeki borçlarına karşılık olarak şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ipotek tesis edilmiş olduğunu, şirketin genel kredi sözleşmesi imzalandıktan çok sonra kullandığı yüklü miktardaki krediye karşılık ödemeler yaptığını, müvekkili tarafından kendilerine bildirildiği, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, banka tarafından açıkça kefil olunan miktarın üzerinde bir kredi kullandırılmış ise limitin üzerinde kalan borç hakkında müteselsil kefillerin geçerli bir kefaleti bulunmadığından,

kefil konumundaki davalının sözleşmenin tarafı olan bankaya herhangi bir borcu kalmadığı gibi, kanuni halefi olduğunu iddia eden davacıya da borcu olmadığını, rücu belgesinde görüldüğü üzere davacı tarafça ilk ödeme 27.12.2016 tarihinde, henüz asıl borçlu tarafından dahi temerrüde düşülmeden gerçekleştirildiği kaldı ki ihtarname müvekkiline tebliğ edilmediğinden, müvekkilinin hesap kat ihtarnamesine itirazının da mümkün olmadığını, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derce Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmaması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinin kefilinin, kefalet nedeniyle ödediği meblağın diğer kefillerden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/41, K. 2023/3818, 15 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/41
Karar No
2023/3818
Tarih
15 Haziran 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/41 K.2023/5158
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/42 K.2023/5156
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/42 K.2023/3496
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/43 K.2023/5752
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/44 K.2023/3752
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/45 K.2023/4924

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.