KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1224 E., 2024/4696 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/2191 Esas, 2022/1876 Karar
- Hüküm/karar
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/499 E., 2019/747 K.
Karar Metni
1.821 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ....
Mahallesi, ... mevkii 484 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde taşınmaz maliki ile 23.01.2013 tarihli ve -kira şerhinin tapuya tescil tarihinden başlamak üzere- 7 yıl süreli kira sözleşmesini akdettiğini, işbu kira sözleşmesinin 12.02.2013 tarih ve 2343 yevmiye sayılı işlemle tapuya şerh edildiğini, müvekkili şirketin kiralamış olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunu Lukoil markası altında işletmek üzere davalı ile 09.04.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Üsküdar 27. Noterliğinin 04.04.2018 tarih ve 2696 yevmiye numarası ile feshedildiğini,
bunun üzerine müvekkili şirket tarafından Beşiktaş 26. Noterliğinin 09.04.2018 tarih ve 2248 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davaya konu istasyonun kullanım hakkının taşınmaz maliki ile akdedilen tapuya şerh edilmiş kira sözleşmesi ile münhasıran Lukoil'e ait olduğunun, bayilik sözleşmesinin feshi ile halihazırda davalının işgalci konumunda olduğunun, taraflar arasında akdedilen çerçeve protokolde de bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi halinde istasyonu ve müştemilatını tahliye etmeyi ve anılan istasyona ilişkin adına tanzim olunan işyeri açma ve çalışma ruhsatını müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt ettiğinin,
bu nedenle istasyona ait GSM ruhsatı ile birlikte istasyonun ve tüm demirbaşların müvekkil Lukoil'e tesliminin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen dava konusu taşınmazın teslim edilmediğini, müvekkili şirketin malik ile akdettiği kira sözleşmesi ile dava konusu istasyonu malikten sınırlı bir süreliğine kiraladığını, bu istasyonda müvekkili şirket ürünlerinin satılması ve müvekkil şirket markası altında faaliyet gösterilmesi konusunda bayilik sözleşmesinin yapıldığını, dava konusu istasyonda müvekkili şirkete ait olan ancak davalıya ariyet olarak verilmiş malzemeler ve kurumsal kimlik bulunduğunu,
bayilik sözleşmesinin feshi ile davalının istasyonda işgalci konumuna düştüğünü, davalının başka bir dağıtıcı şirketin ürünlerini satarak haksız kazanç elde ettiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin dava konusu istasyona yapmış olduğu haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil vekili sunduğu müdahale dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazın maliki olduğunu, davacıyla aralarındaki kira akdinde aynen "Lukoil'in iş bu kira sözleşmesini bütün hukuk ve vecibeleri ile birlikte kısmen veya tamamen hissedarlarına, kendi sermaye iştiraki olan ortak girişim ya da sair şekilde ortaklık tesis edeceği kişi, şirket, ortaklıklar veya firmalar ile bunların hissedarları veya üçüncü kişilere devretmek hakkı olduğunu kiralayan peşinen kabul etmiş sayılı" hükmüne yer verildiğini, taraflar arasındaki alt kiranın bayilik sözleşmesinin feshiyle sona erdiğini,
alt kira sözleşmesinin konu ve kullanım amacı kısımlarında da sadece Lukoil marka ve logosu altında akaryakıt satış faaliyeti yapılması hususunun belirtildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 322 nci maddesinin üçüncü fıkrasında alt kiracının kullanım hakkının ancak üst kiracının haklarıyla sınırlı olduğunun düzenlendiğini, davalının Hypco marka ve logosu altında müvekkiline ait taşınmazda satış yapmasının üst kira sözleşmesine de aykırı olduğunu ve müvekkilinin itibarını zedelediğini ileri sürerek müvekkilinin davacı yanında fer'i müdahalesinin kabulüyle davalının haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığını dolayısıyla Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin müdahalenin önlenmesi istenilen taşınmazda kiracı sıfatıyla ticari faaliyet sürdürdüğünü, işgalci olmadığını, müvekkilinin 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı kiraladığını ve kira parasının her ay ödendiğini,
müvekkilinin davaya konu edilen taşınmazı kullanımı tarafların ortak iradeleri ile akdedilen 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesine dayandığından müvekkilin bu taşınmazda işgalci olduğunu iddia etmenin kötü niyetli olduğunu, davacı ile müvekkili arasında 3 adet bayilik sözleşmesi ve 2 adet kira sözleşmesi bulunduğunu, davaya konu edilen taşınmazda müvekkili tarafından 200.000 USD civarında faydalı ve zorunlu gider yapıldığını, bayiilik sözleşmesinin haklı nedenlerle fesih edildiğini,
müvekkilinin sözleşmeyi imzaladıktan sonra harabe şeklinde olan istasyonun iyileşmesi ve faaliyete geçmesi için tespit edebildikleri kadarıyla 200.000 USD masraf yaptığını, davacı şirketin müvekkilini istasyonu işletmesi halinde aşırı kar edeceği şeklinde kandırdığını, faaliyete geçtikten sonra ise söylenenlerin aksine müvekkilinin zarar etmeye başladığını, diğer istasyonda olduğu gibi bu istasyonda da aşırı derecede kar ettiğini beyan ederek bu istasyonun da müvekkiline kiraladığını, müvekkilinin her iki istasyonda da zarar etmeye başladığını, bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının ise kendilerine prim desteği sağlanacağını,
LPG satışını ruhsata işletip gaz satımının sağlanacağını, yakıtı müvekkile daha ucuz temin edeceğini beyan ederek müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde 3 istasyon nedeniyle yaklaşık olarak 2.000.000 TL zarar ettiğini, bu zararın tazmini için İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/855 E. sayılı dosyası ile alacak davası açtıklarını ve davanın derdest olduğunu, davacının davaya konu taşınmaza yapılan masrafları ve sözleşmeden kaynaklı zararı karşılamadan huzurdaki davayı açmasının yasal dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davanın bayilik ve kira sözleşmesi nedeniyle davalının kullanımında olan istasyondan, davalının baylik sözleşmesini feshi sonucunda sözleşme ilişkisi kalmadığı nedeniyle haksız müdahalesinin önlemesine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı ve iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği gerekçesi ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fesih edildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu,
taraflar arasındaki uyuşmazlığın bayilik sözleşmesinin fesih edilmesi nedeniyle davalının akaryakıt istasyonunu alt kira sözleşmesine dayanarak kullanmaya devam edip edemeyeceği noktasında toplandığı, Beyoğlu 4. Noterliği'nce düzenlenen 15.03.2013 tarih ve 13613 yevmiye numaralı alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi ile "Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı;
işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir" hükmü gereğince davalı her ne kadar alt kira sözleşmesine dayanarak dava konusu akaryakıt istasyonunu kullanmaya hakları olduğunu iddia etmiş ise de alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesinde bayilik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun fesih edilmesi halinde dava konusu yerin tahliye edileceğinin taahhüt edildiği,
dava konusu akaryakıt istasyonunun davacıya tahliye ve tesliminin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalının, davacı şirketin kiralayan sıfatına sahip olduğu İstanbul İli, .... İlçesi, .... mahallesi, .... mevkii, 484 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmaza ve üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece sözlü yargılama için gün talep ettiklerini ayrıca süre verilmeden hüküm kurulduğunu, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davanın nitelik ve miktar itibariyle heyet tarafından görülmesi gereken bir dava olduğunu, Mahkemece davanın yanlış değerlendirildiğini, eksik harç ikmalinin yanlış harç üzerinden tamamlattırıldığını, müvekkili şirketin davaya konu taşınmazı davalıyla yapılan alt kira sözleşmesi ile kullandığını, davacıya her ay kira bedelini düzenli olarak ödediğini,
reddi hakim talebinin gerekçeli kararda açıklandığının aksine davayı uzatmak için olmadığını, hakimin yanlış tedbir kararı vermesi üzerine şikayet edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece dava her ne kadar müdahalenin önlenmesi olarak nitelendirilmiş ise de kiralananın tahliyesi olarak değerlendirilip 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereği taşınmazın 1 yıllık kira bedeli toplamı olan 244.200 TL üzerinden harç ikmali ile basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak sonuçlandırıldığı, taşınmazın mülkiyetinin ihtilaf konusu olmadığı,
keza davacı şirketin de taşınmaz maliki olmadığı gözetildiğinde taşınmazın değeri kadar harç alınmasına yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, Mahkemece kira akdine kıyasen taşınmazın davalı tarafça kira bedeli olarak kayıt düşülen, davacı tarafça işletme bedeli olarak faturalandırılan 244.200 TL yıllık bedel karşılığı harç alınmasında ve dava değerine göre basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin dava harcının eksik alındığına ve 6100 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sözlü yargılama için gün tayin edilmediğine yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı,
taraflar arasında düzenlenen 09.04.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli alt kira sözleşmesi ile istasyonun Lukoil markası altında işletilmek üzere davalının kullanımına bırakıldığı, davalı bayii tarafından sözleşmenin bitimine 5 gün kala 04.04.2018 tarihli ihtarname ile davalı tarafından fesedildiği, alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi ile "Kiracı ile kiralayan arasında akdedilen bayilik anlaşması ve eklerinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde kiracı;
işbu mecuru herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın derhal tahliye etmek suretiyle kiralayana tüm ekipmanlar ve teferruatlarıyla birlikte teslim etmeyi, aksi halde teslimde gecikilen beher gün için 10.000-USD (onbinamerikandolar) cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." denildiği, bayilik sözleşmesinin sona ermesinden hemen evvel davalı tarafından 04.04.2018 tarihinde fesih bildirimi yapıldığı, 09.04.2018 tarihinden itibaren davalı bayiin haklı bir sebebi olmadan taahhüdüne aykırı şekilde istasyonu çalıştırdığı, başka bir dağıtıcı şirketiyle anlaşarak taşınmazda haksız şekilde bulunduğu,
davacının markası ürünlerinin satışını sağlamak üzere kiraladığı taşınmazın alt kira sözleşmesine dayanılarak, bağımsız kiracı konumunda olduğu, haksız işgalci olmadığının ileri sürülmesinin ticari hayatın gereklerine uygun iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği, davalının ekonomik külfetine davacının katlandığı bir istasyonu bir başka şirketin dağıtıcılığını yaparak haksız kazanç elde etme yoluna gittiği,
bu sebeble ihtiyati tedbir kararının da kaldırılması sonucunda işletme hakkı olmayan taşınmazda ekonomik faaliyetlerine devam etmek üzere davanın sonuçlanmamasında menfaati bulunan davalının 6100 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sözleşme serbestisi çerçevesinde taraflar arasında imzalanan ve sona eren bayilik sözleşmesinin sona ermesi neticesinde bu sözleşmenin 13 üncü maddesi uyarınca ve alt kira sözleşmesinin 6 ncı maddesi uyarınca, sözleşmeye bağlı bayiliğin icra edildiği taşınmaza haksız müdahalenin önlenmesi gerektiği,
davanın kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davalının kiracısı olduğu akaryakıt istasyonunu kullanımının haksız olup olmadığı ve haksızsa bu müdahalenin önlenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1224, K. 2024/4696, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama