KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1478 E., 2024/3915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1778 Esas, 2022/1849 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/306 E., 2022/277 K.
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı mirasçıları vekili Avukat ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Ambalaj Tem. Ltd.
Şti. davalı bankadan kullandığı genel kredi sözleşmesine dava dışı ...ve ...’nin kefil olduklarını, müvekkilinin ise ipotek verilen taşınmazın maliki olduğu, müvekkiline ihtarname gönderilmediğini, ihtarname tebliğinin ...imzasına yapıldığını, müvekkili aleyhine İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2010/17963 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmamasına rağmen, davalı bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve ilamsız takip başlatıldığını,
kefil olmamasına rağmen hakkında kredi borcunun tümü için icra takibine girişildiğini oysa ipotek sebebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilebileceğini ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak davacının taşınmazında ipotek tesis edildiğini, kredi borcu ödenmeyince tüm borçlulara ihtarname tebliğ edildiğini, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2007/8224 E. sayılı dosyası ile davacı ve borçlu şirket aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile asıl borçlu ve davacıya, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla da İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2010/17963 E. sayılı dosyasında davacının da aralarında bulunduğu kefillere ilamsız takip yoluna gidildiğini,
davacının imzaladığı ipotek senedinin 5 inci maddesinde ipotek limiti miktarınca borçtan müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu kabul ettiğini, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesi uyarınca ipotek limiti olan 120.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında davacının taşınmazını ipotek veren konumunda olduğu, kat ihtarnamesinin davacının sözleşmede gösterilen adresi dışında başka bir adrese tebliğ edildiği, bu nedenle davacının temerrüdünün oluşmadığı, temerrüt faizinin ancak takip tarihinden itibaren talep edilebileceği, davacının kefalet limitinin 120.000,00TL olduğu,
icra takip tarihinden önce temerrüt oluşmadığı dikkate alındığında hesap kat tarihinden sonra kefalet tutarına akdi faiz işletilemeyeceği, 17.07.2018 tarihinde ... adına asıl borçlu firmanın 25.000,00 TL teslimat yapıldığı, 25.000,00TL ödemenin ...'in sorumluluk tutarı olan ipotek limiti 120.000,00TL'den düşülmesi suretiyle icra takip tarihi itibarıyla ...'in sorumluluk tutarının 95.000,00TL olduğunun tespit edildiği,
davacı genel kredi sözleşmesinde ipotek veren olarak gözükmekte olup kefalet imzası bulunmaması nedeniyle ipotekli gayrimenkulden yapılacak tahsilatların da sorumluluk tutarından düşülmesi gerekeceği, çek yapraklarına ilişkin banka gayri nakdi yasal sorumluluk tutarının depo edilmesiyle ilgili olarak kefilin sorumlu tutulabilmesi için genel kredi sözleşmesinde açık bir hüküm bulunması gerektiği, genel kredi sözleşmesinde buna dair açık hüküm bulunmadığı,
bu nedenle davacının çek yaprakları gayri nakdi yasal hükümlülüğün deposundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 2.532,88TL asıl alacak, 456.237,49TL işlemiş faiz, 22.810,87TL faizin %5'i oranında gider vergisi olmak üzere toplam 481.581,24TL ile 4.100,00TL gayrinakdi kredi alacağından borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kat ihtarının usûlüne uygun tebliğ edilmediğini, temerrüt koşullarının gerçekleşmediğini, genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını ve bu sebeple borçtan kefil olarak sorumlu tutulamayacağını, müvekkili aleyhine mükerrer icra takibi yapıldığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacak ve faizin hesaplanması ile ilgili olarak Mahkemece Banka alacağının tespitinde, davacının kefalet limiti olan 120.000,00 TL üzerinden hesaplama yapıldığını, oysa takip tarihi itibarıyla alacak miktarının ihtarnamede yer alan tutar esas alınarak hesaplanması gerektiğini, takibe konu asıl alacak tutarı 120.000,00TL'nin üzerinde ise davacının yalnızca 120.000,00TL'den (kendi temerrütünün faiz ve ferileri ile birlikte), 120.000,00TL'den aşağı ise bu tutarın tamamından sorumlu tutulması gerektiğini,
yapılan tahsilatın kefalet limitinden değil ihtara konu asıl alacak tutarı olan 136.532,68TL'den düşülmesi, söz konusu bakiye alacak tutarının 120.000,00TL'den az olması sebebiyle ve faiz hesabının, bakiye asıl alacak olan 111.532,68TL temel alınarak yapılması gerektiğini, 08.07.2010 itibariyle 603.812,50 TL nakit alacağı ve bu tutarı davacıdan tahsil etme hakkı bulunduğunu, ipotek resmi senedinde yer alan hükümlere istinaden, davacının kefaletinin, kefalet limitleri dahilinde borçlu şirkete kullandırılan ve kullandırılacak olan her türlü nakdi ve gayri nakdi krediyi kapsadığını,
davacının ipoteğe bağlı takip dosyasına hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilmediğinden bahisle itiraz etmediğini, ilamsız takipten kaynaklanan menfi tespit davasında, hesap kat ihtarnamesinin kendisine tebliğ edilmediğini ve borçlu olmadığını ileri sürmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ipotek senedinin 5 inci maddesinde, ipotek limiti miktarınca borçtan müşterek ve müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu kabul etmiş olup 818 sayılı Kanun'un 484 üncü maddesine göre davacının kefil olarak sorumlu olduğu ve sorumluluğun ipotek limiti ile sınırlı olduğunun anlaşıldığı, davacının aksi yöndeki iddialarının ve davacının, mükerrer icra takibi yapıldığı iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının borçlu olup olmadığı, davacının temerrütünün bulunup bulunmadığı, kötü niyet tazminatının koşulları, borç miktarı ve sair hususlara ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas kanunu'nun 72 nci maddesi, 818 sayılı Kanun'un 484 ve 487 nci vd. maddeleri
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınıp, davacılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1478, K. 2024/3915, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama