KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1705 E., 2024/4960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1896 Esas, 2023/103 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/98 E., 2021/296 K.
Karar Metni
1.246 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki faydalı model hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif hususmet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014/02016 başvuru numaralı 2014-G-63024 evrak numaralı "çoklu priz düzeneğinde yenilik" isimli buluşun/faydalı model belgesinin TPMK nezdinde tescilli sahibi olduğunu, müvekkilinin bu faydalı modelinin tüm fonksiyonlarının birebir taklit edilen ürünlerin Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü nezdinde keşif yapıldığını, keşif yapılan adreste seri üretim ve satışının yapıldığının tespit edildiğini, Mahkememizin 2021/47 Değişik İş sayılı dosyasında mahallinde yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda da davalının müvekkilinin ürünlerini taklit ettiğinin tespit edildiğini,
davalının müvekkilinin koruma altına alınan faydalı modelin fonksiyonlarını birebir taklit ettiğini, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli faydalı modelden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, müvekkilinin faydalı modelden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men ve ref'ini ve kullanılan materyallere el konularak imhasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının taraf sıfatı olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle taraf sıfatı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının faydalı model olarak sunmaya çalıştığı dava konusu ürünün kendisinden daha öncede faydalı model olarak tescili bulunduğunu, davacının dava konusu faydalı model üzerinde hak sahibi olmadığını, bu nedenle bu dava konusu ürün üzerinden müvekkilinin herhangi bir tecavüz ve haksız rekabet eyleminde bulunduğu iddiasını yöneltemeyeceğini savunarak, öncelikle davacının taraf sıfatı olmadığından husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, TÜRKPATENT'den gelen kayıtlardan, dava konusu 2014/02016 Y tescil numaralı faydalı model belgesinin, 20.02.2014 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle dava dışı ... Plastik Aydınlatma Elektrik Sanayi ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. adına tescilli olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin başlangıçta dava dilekçesinde lisans sözleşmesine dayanmadığı, böyle bir lisans belgesinin varlığından bahsetmediği, bu faydalı modele dayalı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine, bu kez bu karara yönelik istinaf başvurusu sırasında adi yazılı lisans sözleşmesine dayandığı, davalı vekilinin de bu şekilde iddianın genişletilmese muvafakatları olmadığını bildirdiği, ayrıca Mahkemelerinin 2019/167 E., 2019/198 K. sayılı dosyasında da aynı davacı tarafından aynı faydalı modele dayalı olarak dava dışı şirkete yönelik dava açıldığı,
o dosyada davacı vekilince verilen 28.05.2019 tarihli dilekçede faydalı modelin kardeş şirket olan ... Plastik Aydınlatma Ltd.
Şti.'ye tescilli olduğu belirtilerek davadan feragat ettiklerinin bildirildiği, bu durumda başlangıçta mevcut olmayan ve adi yazılı olarak her zaman geriye tarihi taşır şekilde belge düzenlenmesi mümkün olan belgeye dayalı iddianın hakkın kötüye kullanılması kapsamında olup, bu belgeye değer verilmesinin mümkün olmadığı, başlangıçta olmayan taraf sıfatının sonradan oluşturulan belgeyle kazanılmasının da mümkün olmadığı, bu itibarla faydalı modelden doğan haklara ilişkin dava ve talep hakkının faydalı model sahibi veya geçerli bir lisans sözleşmesine dayalı lisans alana ait olduğu,
davacının lisans sahibi olmadığı gibi dava tarihi itibariyle geçerli bir lisans sözleşmesi de bulunmadığından aktif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı noksanlığının esasa girilmeden giderildiğini, davalının sunulan inhisari lisans sözleşmesine muvafakat edip etmemesinin bir önemi bulunmadığını, zira bunun davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında olmadığını, böyle olsa bile cevaba cevap dilekçesinde sunulduğunu, dolayısıyla davalının muvafakatine ihtiyaç da duyulmayacağını, davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında davalının muvafakatine bağlı olduğunu düşünülse dahi dava da ıslah haklarının olduğunu;
sunulan inhisari lisans sözleşmesinin ıslah kapsamında değerlendirilmesi ya da süre verilmesi gerektiğini, Mahkemenin hem usulden red hükmü verip hemde davalının muvafakatini aranmasının çelişki arz ettiğini, inhisari lisans sözleşmesinin 21.03.2015 tarihinde düzenlendiğini, aksinin iddia eden tarafından kanıtlanması gerektiğini, lisans sözleşmelerinin geçerli olarak kurulabilmesi için kanunda özel bir resmi şekil öngörülmediğinden adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğunu, Mahkeme davadan sonra her zaman düzenlenebilir demişse de bunun tamamen bir faraziye dayanmakta olduğunu,
delil tespiti dosyasında müvekkilinin söz konusu faydalı modeli yıllardır kullandığına ilişkin yüzlerce delil olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde bu kadar senedir kullanımın elbette hak sahibi ile arasında olan bir hukuki ilişkiye delalet ettiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile somut dava arasında herhangi bir bağ olmadığını, bu düzenlemenin kanunda da belirtildiği üzere iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edilmek üzere tescil yapılması hükmü olduğunu, sicile kayıt ettirmek için, sözleşmenin noter onaylı olması gerektiğini,
fakat tarafların sicile kayıt ettirmek istemezlerse adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğunu, lisans sözleşmesinin taraflar arasında yazılı şekilde yapıldığı anda hüküm ve sonuç doğuracağını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairelerinin 2021/1334 E., 2021/1551 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere davacı 21.03.2015 tarihli inhisari lisans sözleşmesiyle faydalı modelin sahibi olduğunu ileri sürmüş ise de, bu husustan gerek dava dilekçesinde, gerekse delil listesinde bahsetmediği, öte yandan davalı taraf savunmasında bu hususu ileri sürmesine rağmen ihtiyati tedbire itiraz duruşmasında davacı tarafça inhisari lisans sözleşmesi hususunda bir beyanda bulunulmadığı,
ayrıca davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesi ekinde sunduğu Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/167 E., 2019/198 K. sayılı ilamının incelenmesinde, davacının işbu davanın davacısıyla aynı olduğu, davalının ise dava dışı bir şirket olup davacının bahse konu davada aynı faydalı modele dayandığı, ancak davacı vekilinin bahse konu dosyada göndermiş olduğu 28.05.2019 tarihli dilekçede faydalı modelin kardeş firma olan ... Plastik Aydınlatma...
Ltd.Şti'ne tescilli olduğu ve işbu davanın hatalı taraf ile açıldığı gerekçesiyle ... Elektrik İnşaat....
Ltd.Şti adına açtıkları davadan feragat ettikleri ve Mahkemenin de bu feragat nedeniyle davanın reddine karar verdiği, anılan beyanda davanın hatalı taraf ile açıldığının açıkça belirtildiği de dikkate alındığında tedbirin kaldırılması kararından sonra sunulan 21.03.2015 tarihli adi yazılı belgenin iş bu dava yönünden kabul edilmeyerek davanın husumetten reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının faydalı model hakkı bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa buna tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'inin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 141 inci ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1705, K. 2024/4960, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama