KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1712 E., 2024/5022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/423 Esas, 2022/2181 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/243 E., 2020/111 K.
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafın TR 2012/11146 T4 numaralı patentine tecavüz etmeyen bir formülasyon geliştirdiğini, davalı patentinin Avrupa Patent Sözleşmesi'ne EPC göre tescil edildiğini, EP1485094B1 numaralı (03743368.7 başvuru nolu) Avrupa Patenti'nin Türkiye'deki validasyonu olup inceleme sürecinin Avrupa Patent Ofisi (EPO) nezdinde yürütüldüğünü, müvekkili şirketin formülasyonu ile dava konusu patentin birbirinden farklı yapılarda olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin geliştirmiş olduğu formülasyonun davalı tarafın TR 2015/11146 T4 nolu patentine tecavüz etmediğinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının formülasyonunun müvekkilinin TR 2012/11146 sayılı patentini ihlal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada hukuki yararın dava şartı olup, dava şartlarının her zaman için Mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, dava tarihi itibari ile ruhsat alınmayan dava konusu ürünün, davalı tarafın patentine tecavüzün olmadığının tespiti isteminin hukuki yarardan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilaç üreticisinin ruhsatlandırma işlemlerine devam edip etmeyeceği veya ürününü piyasaya sunup sunamayacağına ilişkin tereddüttü ortadan kaldıracağı için hukuki yararın bulunduğunu, somut olay konusunun jenerik ürün üretimi için yapılan çalışmalar olduğunu, jenerik üreticinin hiçbir biçimde patente tecavüz etmeyecek bir formülasyon ile referans ürünün bioeşdeğerliğine ve yararlanımına uygun profilde bir ürün geliştirmiş olabileceğini ve söz konusu patent süresinin bitimine yıllarca kala ürününü piyasaya sunmak isteyebileceğini,
geliştirilmiş olan formülasyonun patente tecavüz etmemesi nedeniyle patent süresinin bitiminden önce piyasaya çıkartılacak ürünler için yapılacak çalışmalara ilişkin olarak açılan menfi tespit davalarında beşeri ilaçlar açısından hukuki yararın olmadığından söz edilemeyeceğini, ilaçların patentlenmesi süreci ve ilaç patentlerinin çok karmaşık ve detaylı olduğunu, ilaç üreticilerinin piyasaya sundukları ürünün etrafını patent başvuruları veya patentler vasıtasıyla kalın duvarlar ile ördüğünü, jenerik ilaç üreticilerinin ise bu duvarlarda bir delik olup olmadığını inceleyerek,
en ufak bir delik gördüklerinde hemen o deliğe uygun bir formülasyon ile ilaç üretmeye çalıştıklarını, bazen bu çalışmalar neticesinde o patentte buldukları ufak bir açığı yeni bir patente dönüştürerek hemen o açığı patentlediklerini, aynı eşdeğerliğe sahip hem orijinal ürün hem de eşdeğer ürünün piyasada patentli olarak yer alabileceğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 154 üncü maddesine göre menfi tespit davası açılabilmesinin bir diğer şartının da kendisine karşı tecavüz davası açılmamış olması olduğunu, yeni bir ilaç üreterek,
piyasaya sunmanın ciddi anlamda bir çalışma ve masraf gerektirdiğini, işbu dava sayesinde jenerik ilaç üreticisinin söz konusu çalışma ve masrafları yapıp yapmama hususunda bir karar verebilme imkanına sahip olduğunu, davalı tarafından sunulan Yargıtay kararlarının ruhsat başvurusu yapılmış olan ilaçlara yönelik olarak verildiğinin görüldüğünü, kanunun ilaçların ruhsatlandırılması çalışmalarını patent koruması kapsamından çıkardığını,
jenerik ilaç üreticisinin ruhsat başvurusu yaptığı ürünü yönünden zaten patent koruması kapsamında kalmadığı için mevcut veya muhtemel bir zararla karşı karşıya kalmayacağından bahisle bu yönde bir karar oluşturulmuşsa da bu kararların somut davaya uygulanma ihtimali bulunmadığını, jenerik firmanın, bir patenti ihlal edip etmediğini dava yoluyla piyasaya çıkmadan önce öğrenmesinde hukuki yararının bulunduğunu aksi halde fiyat indirimi nedeniyle %40 gibi orijinal ilacın satışı üzerinden tazminat ödemeyle karşı karşıya kalacağını, dava sonucunda verilecek muhtemel bir tecavüzün olmadığının tespiti kararının;
nihai bir karar olmayıp sadece söz konusu formülasyonun patente tecavüz etmediğinin anlık fotoğrafını çekeceğini beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın dosyaya sadece formülasyon sunduğu, bu formülasyon ile ticari faaliyete giriştiği veya girişeceğine ilişkin ciddi ve fiili girişimlerde bulunduğuna dair somut deliller sunulmadığı, davacı tarafın bu aşamadaki Ar-Ge çalışmalarının tecavüz suçlamasıyla karşılaşma ihtimalinin bulunmadığı gibi dava açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ilaç formülasyonunun, davalının TR 2012/11146 T4 numaralı patentine tecavüz etmediğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 ve 155 inci maddeleri, 353 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 85 inci ve 154 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise, Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.
2.Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
3.Somut olaya gelindiğinde.
İlk Derece Mahkemesince Dairemizin 2016/14642 E. 2018/6811 K. ve 06.11.2018 tarihli emsal kararına dayanılarak dava tarihi itibariyle ruhsat alınmayan dava konusu formüle ilişkin menfi tespit davasının hukuki yarardan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise 6769 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi hükmüne göre davacı tarafın dava konusu ettiği formüle ilişkin ticari faaliyete giriştiğine dair ciddi delil ve belge sunmadığı,
bu nedenle davanın hukuki yarardan yoksun olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu belirtilmiş ve istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak yukarıda da izah edildiği gibi İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine dayanak yaptığı hususun dava konusu davacı formülünün ruhsat aşamasında olmadığından hareket ettiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ise davacının anılan formülü konu alan ciddi ticari faaliyet delillerinden yoksun olduğuna dayandığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,
2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1712, K. 2024/5022, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama