KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1989 E., 2024/7822 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1585 Esas, 2023/79 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/55 E., 2021/2 K.
Karar Metni
1.479 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.01.2013 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşme öncesinde de taraflar arasında fiili bir iş ilişkisi mevcut olduğunu, davalıya irsaliye ile proforma faturalı olarak ürün teslimi yapıldığını, daha sonra faturalandırıldığını ve bu ürün teslimlerinden dolayı müvekkilinin alacağının 105.261,90 USD olduğunu, devam eden sözleşme gereğince aylık hizmet bedellerinin karşılanmadığını, 20.01.2014 tarihinden sonra oluşan cari hesap borcunun ödenmediğini, sözleşmenin 5 ve özellikle 5.2.maddesi gereğince Aralık, Ocak,
Şubat ve Mart ayları için söz konusu olan 3.000,00 TL dijital döküman ID tanımlama hizmetleri ile 6.000,00 TL tarama hizmet bedellerinin ödenmediğini, belirtilen bu borçların dört ay için toplam 36.000,00 TL yaptığını, aralık hizmet bedelinin faturalandırıldığını ancak faturanın davalı tarafça noter marifetiyle iade edildiğini, bu nedenle diğer aylar için fatura kesilmediğini, ayrıca sözleşme gereği davalıya tahsis edilen yazılımın davalı firma tarafından halen kullanılmaya devam edildiğini, bu nedenle müvekkilinin,
kullanım ve tasarruf hakkına sahip olduğu yazılım ile alakalı yeni yatırımlar yapamadığını ve ticari olarak zarar gördüğünü ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, sözleşme hükümleri ve cari hesap gereğince oluşan müvekkilinin alacağının karşılanmasına,
ürün tesliminden kaynaklı olarak 105.261,90 USD ve ID tanımlama ve tarama hizmeti olarak ise toplamda 36.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, bahse konu yazılımın davalı tarafından kullanılmasının sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 105.261,90 USD tutarı 112.231,73 USD'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kendi müşterilerine verilmek üzere düzenlediği irsaliyeleri ve faturaları arşivlemek ve gerektiğinde bunları ayrıştırmak veya eşleştirmek için bir bilgisayar yazılımına ihtiyaç duyduğunu, dava dışı ...'in 01.04.2011 tarihinden 20.12.2013 tarihine kadar bilgi teknolojileri direktörü unvanı ile müvekkili şirkette görev yaptığını ve yaptığı araştırmalar neticesinde bu yazılımı ve bu yazılımla verilecek dijital arşiv hizmetini davacı şirketin sağlayabileceği konusunda müvekkilinin ikna ettiğini, bunun sonucunda yazılım kullanım ve dijital arşivleme hizmeti alındığını, bu doğrultuda,
taraflar arasında 01.01.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden davacı tarafından müvekkiline yazılım ve dijital arşivleme hizmetleri verilmeye başlandığını, bununla birlikte davacının ayrıca müvekkilinin lojistik hizmetlerinde kullandığı el terminalleri, yazıcı, servis ve bakım gibi satış ve hizmetleri de verdiğini, sözleşme imzalandıktan sonra tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmeye başladıklarını, ancak sözleşmenin imzalanmasından sonra,
sözleşme konusu yazılımın, müvekkilinin ...'ya ait donanımlar kullanılarak IT direktörü Nafi Yetkin'in zorlaması ile müvekkilinin yazılım ekibine mensup bir kısım çalışanlarca oluşturulduğu bilgisine ulaşıldığını, yaptıkları araştırma sonucunda bu yazılımın müvekkili şirket çalışanları tarafından davalı şirket alt yapısı kullanılarak üretilmiş bir program olduğunu, davacı şirketle sözleşme yapılması konusunda ...'in bilinçli çabaları sonucunda sözleşme imzalanması sağlanarak yazılım sanki davacı tarafından hazırlanmış gibi işlem yapıldığını belirlediklerini, İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/110 D.
İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırdıklarını, 21.01.2014 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen tüm bu hususların daha önce müvekkilinin çalışanı olan IT direktörü ve bir kısım müvekkilinin çalışanları tarafından yazılımın gerçekleştirilmiş olduğu tespitinin yapıldığını, yaptıkları inceleme sonucunda, ihbar edilen şirketin sahibi ve ortağı olan ...'ın davalı şirket IT direktörü ...'in ablası olduğunu belirlediklerini, yine ihbar edilen şirket müdürünün de ...'in karısı olduğunu, daha sonra şirketin bu hisselerinin komşusu ... ...'a devredildiğini belirlediklerini, buna göre ihbar edilen şirketin gizli sahibinin ... olduğunu,
muvazaalı işlemlerle aslında müvekkili şirket çalışanları tarafından ve davalı şirket alt yapısı kullanılarak üretilmiş olan yazılımın davacı şirket aracılığıyla müvekkiline satıldığını belirlediklerini, yazılımın gerçek sahibinin müvekkilinin olduğunu, programla ilgili talebin haksız olduğunu, alacak talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/966 E., 2015/1035 K. sayılı ve 10.12.2015 tarihli görevsizlik kararı temyiz incelemesinden geçip, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/8669 E. 7696 K. sayılı ve 03.10.2016 tarihli ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konu yazılım programına ilişkin en eski dokümanların davalı şirket sistemlerinde yer aldığı, söz konusu yazılımın lisansının dava dışı ... firmasına ait olduğu ancak uyarlama ve geliştirme aşamalarının davalı şirketin sunucuları kullanılarak mevcut altyapısı üzerinden sağlandığı, bu itibarla yazılım ve donanımların temin edilmesi ve hizmetin yerinde görülmesi hususunda davacının sözleşmesel edimini teknik gereksinimler yönünden yerine getirdiği,
ancak sözleşme ile taahhüt edilen dava konusu yazılımın sözleşme tarihinden evvel davalı şirket sunucularında derlenebilir halde yer aldığının anlaşıldığı, bu çerçevede 01.01.2013 tarihli sözleşme konusu yazılımın sözleşmenin imzalanmasından önce davalının bilgisayarlarında zaten bulunduğu dikkate alındığında davacı şirketin davaya konu yazılımın mali hak sahibi olmadığı, bu nedenle 01.01.2013 tarihli sözleşmede yazılımın devri ve kullanımına ilişkin davacı taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yazılımın davalı alt yapıları kullanılarak oluşturulmuş yazılım olması nedeniyle buna ilişkin ve bu yazılımla bağlantılı talep ve alacakların reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, talep edilen tüm kalemlerin de sözleşmeden kaynaklı olup, sözleşmenin ise yazılıma ilişkin düzenlediği, dava dilekçesi incelendiğinde davacının yazılım dışında başka ürün teslimlerinin olduğunu, davalı ile arasında başka edimlerden kaynaklı alacağının olduğunun iddia edildiği,
el terminali, yazıcı seti, adaptör, kablo gibi donanıma ilişkin taleplerini de talep ettiği istinaf istemi olarak öne sürülmüş ise de, bu taleplerin iş bu dava konusu olmadığı, talep edilmeyen bir alacak hakkında karar verilemeyeceğinden bu istinaf isteminin reddinin gerektiği, davacı yazılımın davalı şirket tarafından geliştirildiği kabul edilse dahi, 01.01.2013 tarihli hizmet sözleşmesi uyarınca yazılım bedeli aylık 3.000,00 TL, yıllık 36.000,00 TL olduğunu dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de,
yazılımın haksız bir şekilde satılmış olmasının kanıtlanması nedeniyle, yazılım ile bağlantılı tüm edimler yönünden de talebin hukuka aykırılık oluşturduğu yönünde Mahkeme kabulündeki kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki “yazılım ve dijital arşiv hizmeti” sözleşmenin feshi, sözleşme hükümleri ve cari hesap gereğince oluşan davacı alacağının karşılanması ve sözleşmeye konu yazılımın davalı tarafından kullanılmasının sonlandırılması istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, yazılımın kim tarafından hazırlandığı, davacının sunduğu hizmet karşılığı alacak hakkının doğup doğmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 2 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36 ve 39 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Dosya istinaf incelemesi için her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ise de; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/966 E., 2015/1035 K. sayılı ve 10.12.2015 tarihli kararı temyiz incelemesinden geçip, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/8669 E., 7696 K. sayılı ve 03.10.2016 tarihli ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Bu durumda dosya ile ilgili olarak daha önce verilen kararın temyiz incelemesi Yargıtayca yapılmakla, esasa ilişkin karara başvurulacak kanun yolu temyiz yasa yoludur.
6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında "Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Yasa'nın 26/09/2004 tarihli ve 5326 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 İla 454 madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemeleri'ne gönderilmeyeceğinin" düzenlenmiş olduğu,
dosyada Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlamadan önce verilen kararın Yargıtay denetiminden geçmiş olmasına göre, başvurulacak yasa yolu temyiz yasa yolu olacağından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken istinaf incelemesinin yapılmış olması doğru görülmemiş İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2.Mahkeme kararı, davacı vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
3.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince.
10.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda, her iki tarafın da ticari defterleri incelenmiş ve usulüne uygun olduğu ifade edilmiş olmakla, davalı yanın kendi cari hesap ekstresine göre 31.12.2013 yıl sonu itibarıyla davacı yandan 18.862,62 TL alacaklı olduğu ve bakiyenin 2014 yılına devir ettiği, 16.05.2014 son fatura ve dava tarihi itibarıyla davalı yanın davacı yana 236.529,71 TL borçlu olduğuna dair kaydın oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 222 maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak, ticari deftere dercedilen aleyhe hususların davalı yönünden bağlayıcı olduğu kabul edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın yalnızca Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ele alınıp yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1989, K. 2024/7822, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama