KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2113 E., 2024/5005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1560 Esas, 2023/27 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/125 E., 2016/522 K.
Karar Metni
836 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "HELAL KAHVALTI PINARI" ibaresinin, 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler yönünden tescili için yaptığı marka başvurusunun, dava konusu YİDK kararıyla 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusunun bir bütün olarak ""HELAL KAHVALTI PINARI" ibaresinden oluştuğunu, ayrıca "HELAL" ibaresinin daha önce dava dışı kişiler adına tescil edildiğini ileri sürerek, YİDK’ın 2016-M-715 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun asli unsurunun "Helal" ibaresinden oluştuğunu, "kahvaltı pınarı" ibaresinin mevcut marka kompozisyonu içinde ayırt edici bulunmadığı ve tali unsur konumunda olduğu, "HELAL" kelimesinin, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin “dini kurallara uygun olarak” üretildiğini/arz edildiğini yani “haram olmadığını” ifade etmesi sebebiyle açıkça vasıf ve karakteristik özellik belirten bir ibare olduğu, "Helal" kelimesinin, helal/helal olmayan ürün ya da hizmet olma durumunu ifade etmesi sebebiyle, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden de İslami inanç bağlamında tanımlayıcı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı Kurum nezdinde "Helal" ibareli tescilli markaların bulunduğunu, dava konusu başvurunun tanımlayıcı olmadığını, dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer alan "Helal" ibaresinin herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olmadığını, müvekkilinin kahvaltılık ürünler sattığını, dava konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale getirildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "HELAL KAHVALTI PINARI" ibaresi, tescili istenen 29, 30, 35 ve 43. sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı olup 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi karşısında tescilinin mümkün bulunmadığı, "Dünya Helal Zirvesi" anlamına gelen "World Halal Summit" ibareli marka başvurusuna ilişkin olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/207 E.-2022/3795 K. sayılı ilamında da aynı sonuca ulaşıldığı,
davacının davalı Kurum nezdinde ileri sürmediği kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının işbu dava dinlenemeyeceği, diğer yandan her ne kadar dava konusu başvuruya ilişkin işlem dosyasında, davacının başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddi kararına karşı yaptığı itirazın kabulüne dair, tarihsiz ve fakat işbu davanın konusunu oluşturan YİDK kararıyla aynı sayılı başka bir YİDK kararı daha da bulunuyor ise de, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında işbu davanın konusunu oluşturan YİDK kararının,
davacının itirazının kısmen kabul edilerek Markalar Dairesi Başkanlığı Kararının red gerekçesinden 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin çıkarılmasına, başvurunun aynı 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince reddine dair bulunduğunun anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince de bu karar kapsamında yargılama yapılıp yazılı şekilde karar verildiği,
buna rağmen ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde dava konusu olmayan ve sehven alındığı değerlendirilen, başvuru sahibi davacının itirazının kabulüne dair YİDK karar içeriğine yer verilmesinin açık maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2113, K. 2024/5005, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama