İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3356 K.2024/1518

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen genel kurul kararının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Esas2023/3356Karar2024/1518Tarih27 Şubat 2024Okuma10 dk · 2.069 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/3356 E., 2024/1518 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Şubat 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2056 Esas, 2023/401 Karar
Dava tarihi
—
Hüküm
Davanın kabulü
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.069 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen genel kurul kararının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket tarafından yapılan 28.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7-8-9 numaralı kararların kanuna, objektif iyi niyet kurallarına ve şirket ana sözleşmesine aykırı olması nedeniyle muhalefet şerhi konulduğunu, söz konusu kararların müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet vereceğini ileri sürerek alınan kararların ayrı ayrı iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alınan kararların şirketin mali yapısıyla uyumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2018 tarihli ve 2018/510 E., 2018/1376 K. sayılı kararıyla 7 numaralı karar yönünden; yıl kârının dağıtılmayıp yedeklere ayrılmasının şirket ortaklarının kâr dağıtılması beklentisini ortadan kaldırdığını, şirket sermayesi ile öz kaynak toplamı dikkate alındığında 2017 yılı kârının hissedarlara dağıtılmasının objektif iyi niyet kurallarına uygun olacağı, 8 numaralı karar yönünden; şirketin aktif büyüklüğü cirosu ve mevcut öz kaynağı dikkate alındığında şirketin bu denli bir sermayeye ihtiyacının olmadığı, bu nedenlerle nakdi sermaye arttırımına ise mevcut şirket yapısı kapsamında ihtiyaç olmadığı,

9 numaralı karar yönünden; şirketin 2017 yılında kâr dağıtmayıp kârı yedeklere aktardıktan sonra bir yıllık sürede üç yönetim kurulu üyesine 720.000,00 TL ödeme yapılması ve söz konusu net ödemenin brüt tutarının 1.200.000,00 TL civarında olması, bu denli ödemenin şirket ortakları arasında eşitsizlik anlamına geleceği ve bu nedenlerle alınan kararların kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirkete ait 28.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 7-8 ve 9 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli ve 2019/468 E., 2020/1439 K. sayılı kararıyla davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen ve mahkemece kabulüne karar verilen 28.03.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının 7,8 ve 9. maddesi ile ilgili olarak daha karar alınmadan önce karşı çıkıp itiraz ettiği (peşin muhalefette bulunduğu), bu şekildeki muhalefet öneriye karşı çıkma olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın, muhalefetin bulunmadığı,

karardan sonra davacının bu karara muhalif olduğuna dair bir şerh yazmadığı gibi bu karara muhalif olduğuna dair ayrı bir yazılı beyan sunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği, bu hususun dava şartı olduğu,

dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, buna göre ilgili genel kurul kararlarının iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken söz konusu husus dikkate alınmadan ilgili genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.09.2022 tarih, 2021/1375 E. ve 2022/5583 K. sayılı kararıyla ''..Ancak davalı şirketin 28/03/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında iptali talep edilen.

“Şirketin kârından kanun ve esas sözleşme gereği gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmın tamamının olağanüstü yedek olarak ayrılması”na yönelik 7. “Yönetim kurulu tarafından önerilen esas sözleşmenin 6 numaralı “Sermaye ve Hisse Senetlerinin Nev’i” maddesinin değiştirilmesi”ne yönelik 8 ve “Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... ve ...’ya ayrı ayrı aylık 20.000,00 TL net huzur hakkı ödenmesi,

ayrıca şirketin faaliyetlerindeki başarılarından dolayı Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... ve ...’ya ayrı ayrı 200.000,00TL ikramiye verilmesi”ne yönelik 9.gündem maddeleri görüşmeye açıldığı sırada davacı vekili söz alarak gündeme ilişkin muhalefet beyanında bulunmuş, her üç gündem maddesi de 667 olumsuz oya karşılık 159.333 oyçokluğu ile karar alındıktan sonra da davacı vekili tekrar söz alarak, alınan karara muhalif olduklarını, talepleri dışında karar alındığını ve dava açacaklarını bildirmek suretiyle davacı yanın açık muhalefet kaydı genel kurul toplantı tutanağına geçirilmiştir.

TTK’nun 381. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın alınan kararlara muhalif kaldığı ve muhalefetin kayıt altına alındığının kabulü ile iptal talep edilen kararların iptal nedenlerinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmadığı...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle birbirini teyit eden ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre.

7 nolu karar yönünden, yıl karının dağıtılmayıp yedeklere ayrılmasının şirket ortaklarının kar dağıtılması beklentisini ortadan kaldırdığı, şirket sermayesi ile öz kaynak toplamı dikkate alındığında 2017 yılı karının hissedarlara dağıtılmasının objektif iyi niyet kurallarına uygun olacağı, 8 nolu karar yönünden, şirketin aktif büyüklüğü cirosu ve mevcut öz kaynağı dikkate alındığında, şirketin bu denli bir sermayeye ihtiyacının olmadığı, nakdi sermaye arttırımına ise mevcut şirket yapısı kapsamında ihtiyaç olmadığı,

9 nolu karar yönünden, şirketin 2017 yılında kar dağıtmayıp karı yedeklere aktardıktan sonra bir yıllık sürede 3 yönetim kurulu üyesine 720.000,00 TL ödeme yapılması söz konusu net ödeme tutarının 1.320.000,00 TL olduğu gözetildiğinde, kararlaştırılan miktar davaya konu yıl bazında fahiş olup, bu denli ödemenin şirket ortakları arasında eşitsizlik anlamına geleceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirkete ait 28.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 7-8-9 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli kararda dayanak alınan bilirkişi raporunda iptaline karar verilen 7 nolu gündem maddesinde herhangi bir kanuna ve ana sözleşmeye aykırılığın tespit edilmediğini, söz konusu genel kurul kararının iptali yönünde görüş bildiren gerekçeli karara konu raporda bilirkişinin, şirket ortaklarının kar dağıtılması beklentisini ortadan kaldırdığı,

şirket sermayesi ile öz kaynak toplamı dikkate alındığında 2017 yılı karının hissedarlara dağıtılmasının objektif iyi niyet kurallarına uygun olacağına dair soyut görüşleri dışında hiçbir somut verinin bulunmadığını, yabancı para cinsi üzerinden bayilik hizmeti veren müvekkil şirketin, imalatçı bir firma olmaması nedeniyle de mevcut karını sermaye olarak kullanmak, kar dağıtmayarak yine tüm ortakların yararına olacak şekilde ticari işleri için kullanmanın kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını,

otomotiv sektöründeki devam eden ekonomik durgunluk da nazara alınarak şirketin ekonomik açıdan daha güçlü olmasını teminen önlem olarak kar dağıtımı yapılmadığını, şirket karının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılmış olan karlarının yine davaya konu edilen genel kurulda şirket sermayesinin arttırılmasında kullanılmasına karar verilmiş olmasının hem davacının hem de şirketin ekonomik olarak daha güçlü olmasını sağladığını, şirket yönetim kurulunun, şirketin gelirlerini arttırdığını, 2013-2014-2015-2016 yıllarında şirket karının ticari mal alımında kullanıldığının defterlerden anlaşıldığını, geçmiş yıllarda şirket karlarının,

şirketin iştigal alanı olan ticari otobüs ve kamyon alımı için kullanılması karşısında davacının bu uygulamaya herhangi bir itirazı olmadığı gibi bilirkişi incelemesinde de tespit edilmediğini, davacının şirkete ortak olduğu tarihte adına ödenmiş olan hisse bedelleri değeri ile bugün itibariyle hisse değeri karşılıkları arasında ciddi bir artışın olduğunu, sermaye artırımı kararının hangi sebeple hukuka aykırı olduğuna dair bir sav ileri sürülmeden sadece hukuka aykırıdır denilmek suretiyle iptalinin istenmesinin hukuk etiğine aykırı olduğunu,

iç kaynaklardan arttırılan sermaye artımı kararının iptaline karar verilmesini gerektirir bir sebebin bulunmadığını, ekonomik durgunluk nedeniyle kar payı dağıtmayan müvekkil şirketin, ekonomik gücünü ve devamlılığını korumak adına kar payı dağıtmamaya dair kararının iptali isabetsiz olduğunu, şirketin 2008 yılından bu yana şirket karlarının olağanüstü yedeklere ayrıldığı,

yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesinin kabul edildiğinin şirket kayıtlarında belli olduğunu, 2012 yılında oy birliği ile kabul edilen huzur hakkı bedelinin aynı bedel olarak belirlenmiş olmasına rağmen aradan 6 yıl geçtikten sonra iyi niyetli olmadığının kabulü açıkça yanlı bir tutumun göstergesi olduğunu, müvekkilin likidite yapısının güçlü olmadığını, yüksek tutarlardaki döviz borçlanması,

net çalışma sermayesi açığının olmadığını, borç miktarının şirketin öz varlığının kat be kat üzerinde olduğundan yeni kredi vereceklerin güvence istemesine ve borçlanma maliyeti ile faiz giderlerinin arttığını, finansman giderinin dönem faaliyet karını tamamen eritmesine rağmen kar dağıtımı yapmama yönünde alınan kararın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğine dair hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2017 faaliyet sonucu şirket her ne kadar kar ile sonuçlandırmış olsa da, geçmiş yıllardan gelmekte olan geçmiş yıl zararları bulunduğunu,

müvekkili şirketi imalatçı bir işletme olmadığından yatırım yapmak yerine likiditesini aktif tutarak ticari sirkülasyonunu güçlendirdiğini, ekonomik durgunluk ve likidite sıkıntısı nedeniyle kar payı dağıtmayan müvekkili şirketin, ekonomik gücünü ve devamlılığını korumak adına sermaye artırımına dair kararının iptalinin isabetsiz olduğunu, bir şirketin sermaye artırımına ihtiyaç duyup duymayacağı ya da ne kadarlık bir sermaye artışına ihtiyaç duyacağı bilirkişilerce yapılacak bir tespit olamayacağından, böyle bir bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen hükmün açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu,

söz konusu genel kurul kararının iptali yönünde görüş bildiren gerekçeli karara konu raporda bilirkişilerin ; çoğunluk pay sahibinin sermaye artırım haklarını kötüye kullandığından dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dair soyut görüşleri dışında hiçbir somut verinin bulunmadığını, vahşi piyasa ortamında müvekkil şirketin yüksek kredi faizleri ile bankalardan kredi kullanması yerine sermaye artırımı ile şirketin ortaklarından elde edilecek nakit girişi sayesinde krediye ihtiyaç duymadan yoluna devam etmesi kadar doğal bir durum olamayacağını, huzur hakkına ilişkin olarak şirketin önceki uygulamaları,

emsal piyasadaki başkaca huzur hakkı miktarları kıyaslanmadan, bilirkişinin kanaat içerir, genel geçer, yoruma dayalı raporu doğrultusunda genel kurulun 9 numaralı gündeminin iptaline karar verildiğini, davalı şirketin önceki uygulamaları incelenmediğini,davalı şirketin büyüklüğü, yaptığı iş ve yönetim kurulu üyelerinin üstlendiği sorumluluk ile aynı nitelikteki emsal ücretler dahi resen bilirkişi tarafından araştırılmadan hazırlandığını, ayrıca huzur hakkı verilmesi için şirketin kar etmesine dahi gerek olmadığını,

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 511 inci maddesinde kazanç payı dağıtılması için getirilmiş olan bu özel düzenlemenin, huzur hakkı, ücret, prim, ikramiye gibi diğer mali haklar açısından getirilmediğini, huzur hakkının tanınması ya da prim ödenmesi için şirketin kar etmiş olmasına dahi gerek olmadığını, orta düzey bir müdürün aylık maaşına denk gelen, paranın satın alma gücü, günümüzdeki yaşam şartları kıyaslandığında 9 nolu genel kurul kararının iptali şartlarının oluştuğuna dair mahkemenin kanaati usul ve yasaya aykırı olduğunu,

ayrıca yönetim kurulu üyelerinin banka kredi sözleşmelerinde şahsi kefaletleri olduğunun da irdelenmediğini belirterek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin 28.03.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7-8-9 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi ile 511 inci maddesi.

3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 28.03.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı karara yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede. 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi (6762 sayılı Kanun'un 333 üncü maddesi) uyarınca, yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verilir. Huzur hakkı ana sözleşmeyle tayin ve tespit edilebilir. Ücret tutarı ana sözleşmeyle gösterilmemişse genel kurulca tayin olunur.

Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret şeklinde de tespit edilebilir. Bazı ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm bulunmamakta veya yönetim kurulu yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar alınmamaktadır. Ancak bilindiği üzere T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olmaktadır.

O halde, bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 tarih 1991/9421E., 1464 K. ve 17.11.2008 tarih, 2007/9664E., 2008/12866K.

Bu durum karşısında mahkemece, huzur hakkı alacağı konusunda yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılarak, gerekirse bilirkişi aracılığıyla uygun miktar belirlenerek yöneticilere huzur hakkı verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

27.02.204 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3356, K. 2024/1518, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Gerekçe
  16. VI. Karar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3356
Karar No
2024/1518
Tarih
27 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3357 K.2024/548
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3360 K.2024/1153
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3360 K.2024/1002
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3361 K.2024/1027
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/3365 K.2024/557
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3366 K.2024/992

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.