KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3762 E., 2023/4618 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2023
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/435 Esas, 2023/658
- Hüküm
- Esastan ret
- Mahkemesi
- İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/32 E., 2020/229 K.
Karar Metni
920 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nde çalıştığını, bu şirkete karşı İzmir 14. İş Mahkemesi'nin 2019/250 E. sayılı dosyasında hizmet tespiti davası açtıklarını, şirketin tasfiye sonu sicilden terk edildiğinin anlaşılması üzerine, mahkemece ihya davası açılmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicil Kayıtlarına Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 04.04.2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihbarda bulundurulduğunu, bu hususun 15.04.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde ticaret sicil kaydının resen silindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin işleminin yasada düzenlenen usule göre eksiksiz yapılmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiye ihtar yollanmadığı anlaşılmış ise de, yasada düzenlenen hak düşürücü sürenin dava konu ve sebebi yönünden de uygulanması gerektiği, şirketin 12.08.2014 tarihinde resen silindiği, davanın terkin edilen şirketin alacaklısı tarafından İş Mahkemesinde açılan davadaki alacağın tahsili amacıyla sınırlı olarak açıldığı,
dava tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirkette çalışmış olan müvekkilinin şirket aleyhine İzmir 14. İş Mahkemesinin 2019/250 E. sayılı dosyası ile tespit davası açtığını, davanın halen devam ettiğini, bu davada şirkete tebligat yapılamadığını, şirkete tebligat yapılamadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 52 ve 54 üncü maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasının gerektiğini, müvekkilinin hizmet tespiti davasını açtığı sırada, davalı şirketin kapanmış olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 12.08.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 14.01.2020 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacı tarafından hak düşürücü süre içinde ihya davası açılmadığından davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasta reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile hak düşürücü süre içerisinde davanın açılıp açılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, , 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası
3. Değerlendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, Mahkemece 14.01.2020 tarihi itibarıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin aşılarak davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak dosya içeriğine göre, ihyası talep edilen Kurum Orman Ürünleri Kömür Paz. İnş. Taah. San. Tic. Ltd.
Şti'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından davalı sicil müdürlüğünce 18.02.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ancak şirket yetkililerine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle yapılan terkin işlemi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmek suretiyle işin esasına girerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozulmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3762, K. 2023/4618, 5 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama