KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3787 E., 2024/7327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/72 Esas, 2023/605 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Evrim Bahadır dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı borçlu ... Metal Limited Şirketi arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak, dava dışı ...'e ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını ve ipotekli taşınmazın ihale ile satıldığını, taşınmazın satılmasından sora,
ancak ihalenin kesinleşmesinden önce davalı banka vekili ile 27.09.2018 tarihinde imzalanan protokol gereğince dosya borcu olan 370.000,00 TL ile 20.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 390.000,00 TL üzerinden mutabık kalınarak bu bedelin 370.000,00 TL'sinin banka şubesine müvekkili tarafından ipoteğin fekki ve taşınmazın teslimi şartıyla ödendiğini, kalan 20.000,00 TL'nin ise banka vekiline makbuz karşılığı elden ödendiğini, ancak yapılan ödemelere rağmen teminat verilen ipoteğin bankaca kaldırılmadığını,
Bursa 12. İcra Müdürlüğünün 2016/6211 E. sayılı dosyasında yapılan ihalenin de kesinleşmesi ile birlikte muhatap bankanın ihale bedelini ayrıca tahsil ettiğini, müvekkilince yapılan ödemenin karşılıksız kaldığını, bankanın bu durumdan haksız kazanç elde etmek suretiyle sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilince haksız olarak elde edilen kazancın iadesi için keşide edilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ibranamenin imzalanması halinde paranın müvekkiline iade edileceğinin bildirildiğini, bu beyana güvenilerek ibranamenin imzalanarak bankaya teslim edilmesine rağmen paranın yine de iade edilmediğini,
390.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul 22. İcra Müdürlüğününü 2020/16339 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının 521.753,22 TL üzerinden iptaline, alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının imzalanan protokolde taraf olmadığını, protokolün içerisinde davacıyı borç ve taahhüt altına sokan herhangi bir hüküm bulunmadığını, buna rağmen davacının 27.09.2018 tarihinde dava dışı ...
Metal şirketinin bankada bulunan hesabına 370.000,00 TL gönderdiğini, bu nedenle müvekkilinin 08.10.2018 tarihinde ihalenin feshi davasını kabul ettiğini ne var ki müvekkili bankanın davayı kabul etmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini ve kararın kanun yolundan geçerek kesinleştiğini, davacı şirket ile dava dışı ipotek veren arasındaki hukuki ilişkinin müvekkili bankaca bilinemeyeceğini, dava konusu protokolde, davacı şirketin taraf sıfatına haiz olmadığından,
müvekkil bankaya protokolden kaynaklı herhangi bir talepte bulunamayacağını, dava dışı ipotek maliki ile arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklı uyuşmazlıklar nedeniyle de müvekkil bankaya husumet yöneltemeyeceğini, davacının kusur ve ihmalinden kaynaklı bir durumun müvekkiline yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı şirketin protokolde taraf olmadığı, davacı tarafından dava dışı ......Ltd. Şti'nin davalı bankada bulunan hesabına para gönderildiği ve paranın halen aynı hesapta bulunduğu, hesap sahibi şirketin onayı ya da muvafakatı olmadan dava dışı şirkete ait paranın davacı şirkete iade edilmesinin 5411 sayılı Bankacılık Kanun'un 61 inci maddesine göre mümkün olmadığı, varsa sebepsiz zenginleşenin davalı banka olmayıp ......Ltd. Şti. ünvanlı şirket olduğu, davanın öncelikle ...... Ltd. Şti. aleyhine açılması gerektiği, davalı bankanın şu aşamada davalı sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf edilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı şirketin banka hesabına protokol hükümleri gereğince havale edilen paranın bankadan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 61 inci maddesi.
3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 inci maddesi
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3787, K. 2024/7327, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama