İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/390 K.2024/3936

Taraflar arasındaki rekabet yasağı nedeniyle cezai şartın tahsili ve maddi, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/390Karar2024/3936Tarih15 Mayıs 2024Okuma10 dk · 2.072 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/390 E., 2024/3936 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Mayıs 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/435 Esas, 2022/1584 Karar
Hüküm
Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İlk derece mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2015/867 E., 2019/1092 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.072 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki rekabet yasağı nedeniyle cezai şartın tahsili ve maddi, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davalı yan aleyhine kabul edilen ve davalı tarafından temyiz istemine konu edilen toplam miktar 2.000 USD (Dava tarihindeki değeri 5.840,00 TL) olup, bu bedelin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin davacı vekilinin temyiz istemine gelince; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 19.11.2014 tarihinde müvekkili iş yerinde yardım masası elemanı olarak görev yaptığını, müşterilerle ilişki içerisinde olduğunu ve işyerindeki sırlara vakıf olduğunu, 03.06.2015 tarihinde iş akdinin istifası ile sona erdiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra 8/d maddesi hükmüne aykırı olarak Axas Travel Tur.A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkilinin ilişki içinde olduğu müşterilerinin elektronik posta adreslerini yeni işverenine ifşa ettiğini ve bu bilgiler kullanılarak müvekkilinin müşterilerinin ayartılmaya çalışıldığını,

davalının işten ayrıldıktan sonraki çalıştığı şirketin faaliyet konusunun müvekkili ile aynı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin müşterilerine gönderilen elektronik postalarda da sözleşmenin açıkca ihlal edildiğini, müvekkilinin müşterilerinin ayartılmaya çalışıldığını ve sır saklama yükümlülüğüne aykırı olarak haksız rekabet oluşturulduğunu, işbu haksız eylemler sonucunda 2015 Haziran ayından itibaren müvekkilinin cirolarında düşüşler yaşandığını, 2014 yılı Haziran ayı cirosu 988.750 TL ve 2014 yılı Temmuz ayı cirosunun 669.324 TL olduğunu, %33 dönemsel ve mevsimsel düşüş yaşandığını,

2015 yılı Haziran ayı cirosunun 1.549.798 TL ve 2015 yılı Temmuz ayı cirosunun 794.903 TL olduğunu, 2015 yılı ile karşılaştırıldığında düşüş oranının %50'ye ulaştığını, bu durumun ticari defterler incelendiğinde de açıkça görüleceğini ileri sürerek, sözleşmeye aykırılıktan ve haksız rekabetten dolayı mahrum kalınan kar ve kazanç kaybı ile uğranılan fiili zararın tazmini için şimdilik 1.000 TL tazminatın, ticari itibarın kasten zedelenmesinden dolayı 1.000 TL manevi tazminatın ve hizmet sözleşmesinin 8/d maddesinde öngörülen 10.000 USD cezai şartın işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde.

10.10.2014 tarihinde davacı şirkette yardım masası elemanı olarak çalışmaya başladığını, bunun şirket adına çalışırken gönderdiği e-postalarla sabit olduğunu, bahsi geçen hizmet sözleşmesini imzalamadığını, davacının haksız açtığı davayı ispatlamak için asılsız iddialarda bulunduğunu, davacı şirketin 15 yıllık sektör tecrübesine dayanarak kendisine iş teklifinde bulunduğunu, davacının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra kendi bünyesindeki kişilere elektronik posta yoluyla ayarttığı iddiasının asılsız ve dayanaktan yoksun olduğunu, bahse konu ilgili kişilere her acenteden e-posta gelebileceğini,

e-postaların araştırılması halinde bu kişiler ile ilgili hiçbir ticari ilişki içine girilmediğinin görüleceğini, davacı şirketin şahsını şirketin genel koordinatörü, hatta şirket sahibi yerine koyarak iş akdi sona erdiğinden bahisle şirketin cirosunda düşüş olduğunu belirttiğini, davacı şirkette herhangi bir istifa dilekçesi bulunmadığını, davacı şirketin resmi acente sıfatının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede davalının sözleşmeye aykırı davranması halinde cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış ise de davalı asilin eğitimi, yaptığı işin niteliği ve önemi dikkate alındığında, çok nitelikli ve karar verici, yön tayin edici bir konumda olmadığı, yazılı olarak kararlaştırılan cezai şartın tek taraflı ve genel işlem şartı niteliğinde hazırlanıp karşı tarafla müzakere edilmeyip imzalanmak zorunda bırakıldığı, bu haliyle de Borçlar Kanunu hükümlerine göre geçersiz olduğu,

aksi durumda cezai şart istenebilmesi için davacı şirketin maddi bir zararının olması gerektiği, dosyadaki bilirkişi raporunda ise davacı şirketin, karlılığında bir değişikliğin olmadığının tespit edildiği, manevi tazminatın zarar ve diğer koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından davacının sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığının incelenmediğini, bilirkişinin davalının şirkette çalıştığı döneme ilişkin değerlendirme yaptığını, davacının işten ayrılmasından sonra yaptığı eylemlerin mali sonuçları konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili şirketin uğradığı zarara ilişkin yıllık bazda değil aylık bazda değerlendirme yapılması gerektiğini, davalının müvekkili şirketin 280 müşterisine e-posta gönderdiğini, davalının müvekkili şirketin ticari sırlarından olan müşteri listesini yeni çalıştığı iş yerinde ifşa ettiğini,

bu nedenle sözleşmenin 8/d maddesi uyarınca cezai şart ödemesi gerektiğini, ayrıca Mahkemece genel işlem şartlarına aykırılık konusunda hatalı değerlendirmede bulunduğunu, cezai şartın iş sözleşmesinin haksız feshinin önlenmesi, rekabet yasağının güvence altına alınması amacına hizmet etmesi durumunda iş verenin haklı menfaati bulunduğunu, cezai şarta ilişkin tip sözleşmenin tek başına işçi aleyhine olduğu gerekçesiyle reddedilemeyeceğini, müvekkili lehine ceza bedeline hükmedilebilmesi için zararın gerçekleşmesine gerek bulunmadığını, davalının eylemleri ile müvekkilinin itibarını zedelediğini,

müvekkili hakkında karalama kampanyası başlattığını, bu nedenle müvekkili lehine manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı nezdinde 20.11.2014 tarihinden itibaren operasyon elemanı olarak çalıştığı, işten ayrıldığı 03.06.2015 tarihinden 22 gün sonra 25.06.2015 tarihinde aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı, davalının iş sözleşmesini istifa ile tek taraflı olarak ihbar önellerine uymadan son verdiği.

08.07.2015 tarihinde davacı şirketin 280 müşterisine, davalının davacıdan sonra çalışmaya başladığı şirket olan "Axastravel" uzantılı e-posta adresi üzerinden davalının yeni çalışmaya başladığı şirektin tanıtımı amacıyla e-posta gönderildiği, alıcılar tarafından görülecek şekilde e-postanın "cc" kısmına davalının da eklendiği, bu şekilde davalının e-posta ile ilişkilendirildiği, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 396 ncı maddesinin son maddesinde, işçinin, iş gördüğü sırada öğrendiği,

özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamayacağı veya başkalarına açıklayamayacağı, işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlü olduğunun düzenlendiği; taraflar arasındaki sözleşmenin 8/d maddesinde ise, personelin;

ister işi sırasında veya işi dolayısıyla isterse sair surette öğrenmiş olsun müşterileri, hissedarları ve çalışanları ile işyeri, işletme ve işine ilişkin olanlar dahil ve fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere işverene veya işverenin sair grup şirketlerine ilişkin hiçbir hususu 10 yıl süre boyunca hiçbir surette ifşa etmeyeceği, kullanmayacağı, personelin işbu protokole aykırı hareket ettiği takdirde işverene 10.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı; öncelikle Mahkemece sözleşmedeki cezai şart hükmünün tek taraflı olarak genel işlem şartı olarak hazırlandığı,

taraflarca müzakere edilmediği için geçersiz olduğu kabul edilmiş ise de, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğünün, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup kanundan kaynaklandığı, nitekim işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğünün, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlendiği,

işverenin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da iş yerine sır niteliğindeki bilgilerin ifşa edilmemesinde veya başkaları tarafından izinsiz kullanılmamasında haklı menfaati bulunduğu, bunun ihlali halinde ceza şart kararlaştırılmasında 6098 sayılı Kanun'un 20-23 üncü madde hükümlerine aykırılık bulunmadığı; davalının, davacı şirketin müşteri çevresine erişim imkanı bulunduğu, yeni işyerinde de aynı işi yaptığı, davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıdığı, zarar ihtimalinin varlığının cezai şart talebi için yeterli olduğu,

davacı işverene ait önemli bilgi niteliğindeki müşteri listesinin davalının yeni iş yerinde paylaşıldığı, bu şekilde davalının sözleşmenin rekabet etme yasağına ve sır saklama yükümlülüğü başlıklı 8/d maddesine aykırı davrandığı ve bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığınının kabulünün gerektiği.

6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakimin, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabileceği, cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmesi ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kurallarının dikkate alınması gerektiği, davalı işten ayrıldığında aylık ücretinin 30 katına tekabül eden 10.000 USD cezai şart isteğinin bu doğrultuda fahiş olduğu,

somut davada takibe konulan miktarda fahiş bulunarak tenkis yapılmasının hukuka uygun olacağı bu nedenle cezai şartın takdiren 2.000 USD'ye indirilmesinin hak ve nesafet kurallarına ve somut olaya uygun bulunduğu; öte yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargı giderine hükmedilmesi gerektiği;

davacı tarafça, davalının turizme ilişkin forumlarda müvekkili hakkında karalama kampanyası başlattığı belirtilerek manevi tazminat talebinde bulunulmuşsa da davalının bu yönde faaliyette bulunduğuna, davacıyı kötülediğine ilişkin bir delil bulunmadığı;

davacı, davalının sözleşmeye aykırı ve haksız rekabet oluşturan davranışları nedeniyle oluşan maddi zararının tazminini de talep etmişse de dosya kapsamında davalının davacıdan sonra çalışmaya başladığı şirket ile davacının müşterileri arasında hukuki ilişki kurulduğuna ve kazanç sağlandığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davalının davacı tarafından iddia edilen davranışlarının davacı şirketi ciro ve karlılık bakımından etkilemediğinin de tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın kısmen kabulüne,

2.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde.

Haziran 2015 den bu yana müvekkilinin cirolarda düşüş yaşadığını, müvekkilinin müşterilerinin e-postalarla ayartılmaya çalışıldığını ve sözleşmeye aykırı davranıldığını, bilirkişi heyetinin eksik inceleme yaptığını, davalının işten ayrıldığı dönemin aylık bazda dikkate alınması gerektiğini, yıl bazında değerlendirmenin hatalı olduğunu, cezai şartın tümden kabulünün gerektiğini, çok fazla indirildiğini ve caydırıcılığının ortadan kalktığını, manevi tazminat isteminin kabulünün gerektiğini, davalının turizm forumlarında müvekkilini kötüleyen açıklamalar yaptığını,

kabul edilen cezai şarta ilişkin vekalet ücreti hesaplanırken USD'nın dava tarihindeki TL karşılığından değil karar tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmede müvekkilinin imzasının olmadığını, bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereği ceza koşulunun geçersiz olduğunu, takdir edilen cezai şart belirlenirken hangi kriterlerin dikkate alındığının anlaşılamadığını, cezai şart için zarar görme ihtimalinin yeterli olmadığını, rekabet etmeme hükmünün 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesine de aykırı olduğunu, kaldı ki yeni şirketiyle e-postaların paylaşılmasının da yasağın ihlali olmayacağını, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının davacı şirket nezdinde çalıştıktan sonra benzer alanda faaliyet yürüten dava dışı şirkette işe girdiği ve bu şirkete davacı nezdinde edindiği müşteri bilgilerini de taşıyarak rekabet etmeme yasağını ihlal ettiği gibi sair eylemleriyle davacıyı kötüleyip haksız rekabet oluşturup kar ve kazanç kaybına yol açarak maddi zarara ve itibarını zedeleyerek de manevi zarara sebep olduğu iddiasına dayalı olarak, iş akdindeki cezai şart ile maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 20 ila 25 inci maddeleri ile 182 ve 396 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/390, K. 2024/3936, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/390
Karar No
2024/3936
Tarih
15 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/390 K.2024/282
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/391 K.2024/3947
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/392 K.2024/3999
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/401 K.2024/3853
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/403 K.2024/3928
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/405 K.2024/3971

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.