KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4031 E., 2024/5878 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/566 Esas, 2023/752 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/441 E., 2019/209 K.
Karar Metni
1.277 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyaca ünlü tanınmış ''GREENWİCH'' markasının sahibi olduğunu, müvekkili markasının 2006 yılından bu yana 35.sınıfta tescilli olduğunu, dünyaca ünlü fuarlara katıldığını ve yerli ve yabancı dergilerde hakkında çok sayıda haber çıktığını, şirketin sahibinin Sapan Group Şirketleri olduğunu, 2021 yılında müvekkili şirketin devralındığını ve her ne kadar marka kendi adına tescilli olsa da Grubun kardeş şirketi olan Sapan Saat Tic.
Ltd. Şti. ve Sapan Kıymetli Madenler ve Sapan Lüks Saatçilik ve Müc. San. Tic. Ltd.
Şti adı ile faaliyet gösterdiğini ve GRENWİCH markasının muvafakat dahilinde tüm saat mağazalarında kullanıldığını, GREENWİCH reklamları ve markasının her üç şirket adıyla anıldığını ve reklamlara konu olduğunu, müvekkiline ait 7 adet mağaza olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkili şirketten ve GREENWİCH markasından haberdar olmasına rağmen 2012 yılında saat emtialarında markanın başvurusunu yaptığını, davalı tarafın müvekkilinin tanınmışlığından kötü niyetli olarak fayda sağlamaya çalıştığını, müvekkilinin markasının 2016-2017 yıllarında ve diğer yıllarda CLASSICO isimli dergide reklamlarının yayınlandığını,
reklam giderlerine ait faturalarında müvekkilinin tanınmışlığını ortaya koyduğunu, 2002 yılından bu yana müvekkilinin 7 tane özel mağaza ve özellikle lüks AVM mağazalarında faaliyet gösterdiğini, GREENWICH isimli mağazalarında çok sayıda saat markasının satışını yaptıklarını ayrıca, saat, kalem ve bileklik ürünlerinin farklı markalar adı altında satışa sunulduğunu, davalı taraf adına tescilli marka ile müvekkilinin markasının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin GREENWICH markasına ilişkin üstün hakkı olduğunu, 2017 yılında düzenlenen fuar ile davalı tarafın markasından haberdar olduklarını,
davalının kötü niyetli eylemleri ile müvekkiline ait olan GREENWİCH markasını birebir taklit etmek suretiyle tescil ettiğini ve müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanarak kar elde etmeye çalıştığını ileri sürerek davalı adına tescil edilen 2012/110234 sayılı ''Greenwich'' ibareli markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin basiretli tacir ilkesi uyarınca marka başvurusunda bulunduğunu ve markanın resmi marka bülteninde yayınlanmasından sonra tesciline karar verildiğini, dava konusu markaların farklı sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin 14. sınıfta markasını tescil ettirdiğini, oysa davacı tarafın markasının 35. sınıfta tescilli olduğunu, davacı tarafın markasının tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için gerekli kriterleri taşımadığını, var olduğu iddia edilen tanınmışlığın markanın tescil edildiği tarih dikkate alınarak tespit edilmesi gerektiğini, markanın farklı sınıflarda tescilli bir markayı iptal edebilmesi için sektörel tanınmışlığı aşan bir tanınmışlık olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait 11.01.2007 tarihli credit note, 11.03.2009 tarihli teminat mektubu, 01.10.2007 tarihli kira sözleşmesi, 31.12.2010 tarihli milliyet.com.tr web sitesinde yayınlanan haber, 31.12.2010 tarihli en son haber sitesinde yayınlanan yazı, 28.11.2011 tarihinde Türkiye Saat Formu sitesinde yayınlanan yazı, 03.01.2011 tarihinde reklamazi sitesinde yayınlanan yazıda Greenwich ibaresi davacı tarafla birlikte anıldığı dikkate alındığında davacının davaya konu Greenwich ibaresini markasal kullandığının anlaşıldığı,
davacının Greenwich ibaresi üzerinde öncelikli hak sahibi olduğuna kanaat getirildiği, somut olayda taraflara ait markaların aynı kelime /ibareden oluştuğu, tescilli oldukları sınıflar dikkate alındığında davalıya ait markanın davacıya ait markayla iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuş ise de bu iddianın ispatlanamadığı, bu nedenle davacı markasının tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığı, tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük taleplerinin yerinde olmadığı, davalı tacirin bu sıfatı nedeniyle aynı sektörde faaliyet gösteren markayı bilmediğini iddia edemeyeceğinin izahtan vareste olduğu,
tüm bunların yanında kendi tescili öncesi davacı ile ticari ilişki içerisinde olan davalının “GREENWİCH” markasının davacı tarafından kullanıldığını bildiği, bilmesine ve "basiretli tacir" gibi davranma zorunluluğu bulunmasına rağmen davacı markası ile aynı olan ibareyi marka olarak tescil ettirdiği şu hale göre tescilde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkeme kararı ile davacıya tanınmış markanın sağladığı hakların sağlandığını, davacı markasının 35. Sınıfta "çeşitli mal ve hizmetlerin bir araya getirilmesi" hizmet sınıfında tescilli olduğunu, davacının hangi mal ve hizmetleri bir araya getirip sunduğunun tescilde belirtilmediğini, davacının salt olarak saat satması değil sınırsız olarak hertürlü malı satmasına ve bu mallara ilişkin markanın korunmasına yol açtığını, davacı markasının tanınmış olmamasına rağmen, tanınmış marka korumasına ilişkin haklar bahşedeceğini, müvekkili markasının 14. Sınıfta greenwich markasını ve greenwich 1847 markasını tescil ettirdiğini,
35. Sınıfta davacı markasından tamamen farklı olduğunu.
Türk Marka Hukukunda gerçek hak sahipliği için, başvuru veya rüçhan tarihinden önce hak elde edilmesi ve markaların aynı veya benzer olma durumu, markanın kullanılması, marufiyet ve ayırt edicilik kazandırılması koşullarının yerine getirilmesi gerektiğini, en önemli koşulun marufiyet olduğunu, bir markayı bilinirlik düzeyine getirmeksizin, yalnızca ilk defa kullanıma dayalı olarak gerçek hak sahipliği iddiasında bulunulamayacağını, davacı tarafça sunulan delillerin markaya marufiyet (tanınmışlık) kazandırıldığını ve markasal olarak kullanıldığını ispatlamaya yeterli olmadığını, delillerdeki bilinirliğin yoğunluğunun düşük olduğunu.
Mahkemenin kötüniyet tespitinin yanlış olduğunu, kısa adı, GMT olan "GreenwichMean Time (Greenwich saati)" dünyanın kullanacağı uluslararası zaman dilimi olarak belirlendiğini, yaklaşık olarak 150 yıldır, Greenwich'in tüm dünyada, Global Saat Dilimi sistemi olarak kullanıldığını, müvekkilinin buradan esinlendiğini, müvekkilinin "GREENWİCH" ibaresinden, Türkiye'de bir elin parmağını geçmeyen sayıda mağazası bulunan ...
Aykaç firma markası sebebiyle haberdar olduğu tespitinin abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin sektörde uzun yıllardır tanınan 171'e yakın mağazası bulunan bir firma olduğunu, mahkeme kararında davacı markasının tanınmış olmadığının hüküm altına alındığını, müvekkilinin saat üretimi yaptığını, davacının ise başkaları tarafından üretilen saatleri teşhir ederek sattığını, tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzun yıllar öncesine dayandığını, taraflar arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığını, davacının markasını 2006 yılında, davalı müvekkilinin ise 2014 yılında tescil ettirmesine rağmen,
dava tarihinin 2017 yılı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü ve dördüncü fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4031, K. 2024/5878, 3 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama