KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4414 E., 2024/6570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/474 Esas, 2023/982 Karar
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2022/324 E., 2022/366 K.
Karar Metni
952 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılar arasında daha önce bir konu üzerine davacıdan para almaları üzerine bir anlaşma/borç ilişkisi oluştuğunu, davalıların davacıya olan borçlarına karşılık, varılan mutabakat neticesinde 02.04.2016 tanzim, 10.05.2016 ödeme tarihli, 1.800.000,00 TL bedelli, lehtarı ..., borçlusu ... ve ... olan bonoyu tanıklar huzurunda imzalayarak davacıya teslim ettiklerini, davalı ...'ın, diğer davalı ...'ın oğlu olduğunu, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine Alanya İcra Müdürlüğü 2019/83238 E. (Alanya 1. İcra Müdürlüğü 2017/1035 Eski E.) sayılı dosyasıyla davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını,
davalıların Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/119 E. sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiklerini, yapılan incelemelerde kriminal büro raporunda benzerlikler nedeniyle imzanın davalı borçlulara ait olabileceğinin belirtildiğini, adli tıp raporunda da aidiyetin tespit edilemeyeceğinin belirtildiğini, İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen kararın Yargıtay 12. H.D.'nin 2019/10813 E., 2020/5986 K. sayılı kararıyla yetersiz inceleme nedeniyle bozulduğunu, Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/207 E., 2021/51 K. sayılı dosyası ile yargılamaya devam edildiğini,
yargılamada incelemenin emekli bilirkişilerce laboratuvar ortamı dışında yapıldığını, söz konusu yetersiz rapora istinaden Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, davacının kasıtlı bir şekilde mağdur edildiğini, imzaların davacı ve tanık huzurunda atıldığını, Alanya İcra Müdürlüğünün 2019/83238 E. sayılı dosyasına ve Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/207 E. 2021/51 K. sayılı dosyasına konu edilen 02.04.2016 tanzim, 10.05.2016 ödeme tarihli, 1.800.000,00 TL bedelli, lehtarı ..., borçluları ... ve ... olan bonodaki imzanın davalı borçlulara aidiyetinin tespitine,
1.800.000,00 TL alacağın 10.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı arabuluculuk yoluna başvurmadan dava açtığından davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacı tarafından Alanya İcra Müdürlüğü'nün 2019/83238 E. sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/119 E. sayılı dosyası ile takip dayanağı bono altında davalılara atfen atılı bulunan imzalara itiraz edildiğini, neticede Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/207 E. 2021/51 K. sayılı kararı ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiğini savunarak davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine aksi takdirde esastan reddi ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının bonodaki davalılara atfedilen imzaların davalılara ait olduğu iddiasıyla bonoya dayalı alacak talebinde bulunduğu, uyuşmazlığın mahiyeti itibarıyla zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi gereğince uyuşmazlığın ticari işlerden ve 4 üncü maddesi gereğince de ticari davalardan olduğu, davanın 31.03.2021 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu,
bu sebeple 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda davacı vekiline son tutanağın 1 haftalık kesin sürede ibrazı için süre verildiği, davacı vekilinin süresi içinde arabuluculuk tutanağı aslını ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça dava dilekçesinde ... borç ilişkisine dayanılmadan ve bononun düzenlenme sebebine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadan bonoda belirtilen alacak miktarının davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalının cevap dilekçesinde bononun düzenlenmesine ilişkin davacının geçersiz satış sözleşmesi iddiasını kabul eder bir beyanın bulunmadığı,
davacı vekilinin emsal içtihat olarak gösterdiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararının görevsiz mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın görevli mahkemeye gitmesinden önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesine ilişkin olup, davanın açıldığı 31.03.2021 tarihi itibariyle eldeki davada Alanya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu, görevsizlik kararının yanlış olduğu, arabuluculuk dava şartının dava açılmadan önce yerine getirilmesi gerektiği, kaldı ki davanın açıldığı tarihin de nasıl tespit edileceğinin 6100 sayılı Kanun'un 118 inci maddesinde düzenlendiği,
mahkeme kararı ile bu tarihin değiştirilemeyeceği hususları da birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde, dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava konusu bonoda davalılara atfen atılan imzaların davalılara ait olduğu iddiasıyla bonoya dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi, 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4414, K. 2024/6570, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama