KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4763 E., 2024/6564 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/980 Esas, 2023/791 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/80 E., 2023/116 K.
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 16.02.1996 tarihinde "Online Sayısal Loto Sistemi Kurulmasına Yönelik Teçhizat, Yazılım ve Hizmet Teminine İlişkin Sözleşme" imzalandığını, 17.04.2009 ve 23.08.2011 tarihli Ek Sözleşmeler ile ana sözleşme ve ek sözleşmelerin bazı maddelerinin tadil edildiğini, ek düzenlemeler getirildiğini, 2011 tarihli sözleşmenin 10 uncu maddesi hükümlerine göre müvekkili idarenin sözleşmede yer alan alacak kalemlerini her ay eksiksiz bir şekilde davalıya ödediğini,
davalı ile akdedilen ana sözleşmenin imzalandığı tarihten beri söz konusu alacakların ifasının eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, pandemi nedeniyle sabit ve seyyar bayilerinin faaliyetlerinin kısıtlandığını, faaliyet gösterdikleri iş yerlerinin geçici olarak kapatıldığını, müvekkili idarece düzenlenen şans oyunlarından elde edilen satış gelirlerinde, kamuya aktardıkları kaynaklarda ve bayilerinin komisyonlarında ciddi düşüşler yaşandığını,
müvekkili idare tarafından davalıya gönderilen 09.04.2020 tarihli yazı ile pandemi nedeniyle terminalleri işletemeyen sayısal oyun bayilerinin tespit edilerek davalıya ödenecek sabit bedelden tespit edilecek miktara oranla indirim yapılmasının talep edildiğini, ancak bu taleplerinin reddedildiğini, davalı tarafından sadece hasılatın düşük olması ile reddedilen taleplerinin ilişkilendirilmiş olsa da faaliyetleri durdurulan ve oyun oynatılamayan oyun terminalleri için hesaplama yapılarak sabit bedelin belirlenmesinin de sözleşmenin amaç ve ruhuna aykırı olduğunu,
davalı ile müvekkili idare arasında 1996 yılından itibaren kesintisiz ve sürdürülen sözleşme ilişkisini zedelediğini, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili idarenin şans oyunları faaliyetlerinin kesintiye uğramaması için sözleşmede yer alan döviz cinsinden sabit bedelin TL karşılığı olan 4.078.262,78 TL'nin davalıya ihtiraz-i kayıtla 22.06.2020 tarihinde ödediğini, sözleşme hükümlerine göre çalışılmayan gün sayısı dikkate alınarak hesaplanan bedelin, ödedikleri miktardan düşülerek iadesinin gerektiğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile Mayıs ayı boyunca 60.156 saat faaliyet göstermediği tespit edilen oyun terminalleri için hesaplanan ve davalıya fazla ödenen 125.726,00 USD'nin, 22.06.2020 ödeme tarihinden itibaren Wallstreet Journal tarafından en son yayımlanan 30 günlük Libor faiz oranına %1 ilave edilerek bulunacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki TL değeri üzerinden davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı İdarenin sözleşmeyi akdederken bayilerin çalışıp çalışmadığı hususunu sözleşme bedeli hesabına dahil etmediğini, onun yerine sisteme bağlı olup olmadığı hususunda bir hesaplama yöntemini kabul ettiğini, sokağa çıkma kısıtı olduğu günlerde de davacının tahsis ettiği araçlarla davalı personellerinin hizmet vermeye devam ettiğini, Mayıs 2020 ayı boyunca bayilerden gelen 927 adet çağrının tümünün cevaplandığını ve bunlardan 347 adet arızaya bizzat yerinde müdahale edilerek çözümlendiğini, bu sebeple müvekkili şirket giderlerinde herhangi bir azalmanın olmadığını,
davalıya yapılan ödemelerin şans oyunu hasılatlarına bağlı olmayıp, hasılat çok olduğunda artmadığı gibi, az olduğunda da azalmaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekilinin Mayıs ayı boyunca müvekkilince sözleşmeye göre verilmesi gereken hizmetin devam ettiğini iddia ettiği, davacı vekilinin ise davalı tarafın bu beyanına itiraz etmediği ve bu hususta herhangi bir delil bildirmediği, davacının her ne kadar mücbir sebeple Mayıs 2020 dönemine ilişkin indirim talepli dava açmışsa da, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ücretlendirmenin bir kısmının sabit ücret olduğu, bir kısmının ise merkezi sisteme başarıyla bağlanmış olan terminallerin sisteme bağlı olduğu gün sayısı baz alınarak hesaplandığı,
bu bağlamda sisteme bağlı olan bayilerin açık olup olmamasının veya çalışıp çalışmamasının davacı tarafından ödemesi gereken ücrete etki etmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmede bayilerin açık olup olmamasının ücretlendirmeye etkisinin olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, öte yandan davalı şirketin beyan ve delillerinden, davalının sunduğu terminallerin bağlı olduğu merkezi sistemin işletim ve bakım hizmetlerinin, bayilerin açık olup olmadığına bağlı olmaksızın devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı tarafça 23.08.2011 tarihli ek sözleşmenin 10.1 inci maddesi uyarınca davalıya ihtirazi kayıtla ödenen bedelin, mücbir sebep hukuki nedenine dayanarak davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin temyizine gelince; davacı İdare tarafından COVİD-19 Salgını sebebiyle sokağa çıkma yasakları vb. nedenlerle bayilerin faaliyetlerine devam edememesi, bayilerin geçici süre ile işyerlerini kapatması sonucu davacı tarafından şans oyunlarından elde edilen gelirlerde ciddi düşüşler olduğu iddiasıyla mayıs ayı için itirazi kayıtla ödenen bedelin bir kısmının iadesine hükmedilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine ve davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince de dava tazminat davası olarak nitelendirilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacının talepleri dikkate alındığında, dava, alacak davası olup hükmedilecek vekâlet ücreti de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği şekilde tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi olarak belirlenecekken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4763, K. 2024/6564, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama