KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4861 E., 2024/6450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/649 Esas, 2023/612 Karar
- Hüküm
- Esastan ret; davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/475 E., 2020/305 K.
Karar Metni
885 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli bulunan 2002/21178 sayılı markanın kullanılmadığını, buna rağmen davalının anılan markasına dayalı olarak müvekkilinin marka başvurularına itiraz ettiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun(6769 sayılı Kanun) dokuzuncu maddesinde tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile aralıksız ve haklı bir neden olmaksızın kullanılmayan markanın iptal edileceğinin düzenlendiğini, dava konusu markanın tescilli bulunduğu 35, 36, 42, 44 ve 45 inci sınıf hizmetler ile 39 uncu sınıfta yer alan “Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, Dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri,
dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” yönünden kullanılmadığını ileri sürerek dava konusu 2002/21178 sayılı markanın anılan hizmetler yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu edilen markasının 35, 36, 39 ve 42 nci sınıflarda tescilli olduğunu, 44 ve 45 inci sınıflar bakımından bir tescilin bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, zira davacının dava konusu markanın kullanıldığını taraflar arasındaki davalar nedeni ile bildiğini, müvekkilinin markasını uyuşmazlık konusu 35, 36, 39 ve 42 nci sınıf hizmetler bakımından kullandığını, müvekkilinin faaliyette bulunduğu lojistik teriminin tedarik, malzeme yönetimi ve dağıtım hizmetlerini kapsadığını, müvekkilinin logistik hizmeti verirken sigorta hizmeti de verdiğini, ayrıca müvekkilinin ticaret unvanının kaynaklı hakkının da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının dava konusu 2002/21178 sayılı markasının 15.07.2004 tarihinde tescil edildiği, 35, 36, 39, 42, 44 ve 45 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalının dosyaya sunduğu faturaların 2010-2018 yıllarına ilişkin olduğu ve 39 uncu sınıf “Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri”ne ilişkin olduğu ancak davacının dava dilekçesinde yer alan ve iptali istenilen 39 uncu sınıf “Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, Dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” yönünden faturalarda bir veriye rastlanmadığı, diğer yandan davalının markasının tescilli olduğu 35, 42, 44 ve 45 inci sınıflarda kullanıldığına dair bir veri, delil, dosya kapsamında bulunmadığı, dosya kapsamında markanın belirtilen sınıf ve emtialar yönünden kullanımına ilişkin belge bulunmadığından davalı adına tescilli 2002/21178 sayılı markanın 35, 42, 36, 44, 45 inci sınıfta tümden, 39 uncu sınıfta yer alan “Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, Dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” yönünden 6769 sayılı Kanun'un dokuzuncu maddesi gereğince kullanılmama nedeniyle iptali şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2002/21178 sayılı markanın 35, 42, 36, 44, 45 inci Sınıflarda tescilli olduğu hizmetlerin tümünde ve 39 uncu sınıfta "araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri, çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri,
atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri yönünden 6769 sayılı Kanun'un dokuzuncu maddesi gereğince kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un markanın kullanım külfetine ilişkin 9 uncu maddesi hükmü uyarınca davalı markasının tescil edildiği tarihten sonraki tüm zaman sürecinde kullanım külfetinin bulunduğu,
bu kullanımının aynı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde, yine yedinci maddenin üçüncü fıkrası ve aynı Kanun'un 9 uncu maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında belirlendiği şekilde gerçekleşmesi gerektiği, markanın kullanımından söz edilebilmesi için kullanımın ciddi bir kullanım olması gerektiği, ciddi kullanım ibaresinin 6769 sayılı Kanun'da çok açık değil ise de her şeyden önce sadece markanın iptal edilmesini önlemek için göstermelik küçük ölçekte ve sembolik kullanmaların ciddi bir kullanım olmayacağı (...
ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, s.972), yargılama konusu markayı kapsamında bulunan uyuşmazlık konusu hizmetler için kullandığını ispat yükünün davalıda olduğu, davalı tarafça dava konusu markanın davaya konu hizmetler yönünden ciddi surette kullanıldığını ispatlanamadığı, davalının markasını ciddi surette kullanamamasının haklı bir sebebe dayandığını da ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kullanmama nedeniyle markanın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. 6769 sayılı Kanun'un dokuzuncu maddesi
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4861, K. 2024/6450, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama