KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4973 E., 2024/6720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/746 Esas, 2023/858 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/92 E., 2022/68 K.
Karar Metni
1.209 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın nezdinde iki farklı vadeli mevduat hesabı bulunduğunu, davalı banka ile müvekkili arasında 142548 nolu hesabın açılması sırasında 16.11.2017 tarihinde
Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin “ A. Hesapların Açılması ve Faiz Uygulanması“ başlığı altında “ A.4 hükmü uyarınca vadeli mevduat
hesabının vadesi sürekli olarak 32-34 gün vadeli olacak şekilde ve müvekkilin bir talimatı
olmaksızın kendiliğinden vadesi yenilenmek suretiyle sorunsuz yürüdüğünü ve herhangi bir ihtilaf
yaşanmadığını, bu dönemde müvekkilin vadeli mevduat hesabına piyasa koşullarında faiz
uygulandığını, hesap hareketlerine göre, bankacılık sözleşmesinin imzalandığı 16.11.2017
tarihinde açılan sözü edilen mevduat hesabına 4.205.220, TL nakit para yatırıldığını, 47 gün vadeli mevduata %14.20
oranında faiz işletilmesinin kararlaştırıldığını, bu vadenin dolması üzerine 02.01.2018 tarihinde
hesabın vadesinin 48 gün olarak yenilendiğini ve yine %14.20 oranında faiz uygulanmasının
kararlaştırıldığını, 8.01.2018 tarihinde hesabın vadesinin 34 gün olarak değiştirildiğini ve yine %14.20 oranında faiz işletildiğini, 05.02.2018 tarihinde vadesi dolan hesabın 32 gün vadeli ve
%14.35 faiz oranlı olarak yenilendiğini, bu vadenin dolması üzerine 09.03.2018 tarihinde
müvekkilin vadesinin 32 gün olarak yenilendiği ve bu kez %14.37 faiz oranı uygulandığını, müvekkilin 10.04.2018 tarihinde bütün parasını çekerek vadeli hesabını kapattığını, yaklaşık sekiz ay sonra müvekkilinin 28.12.2018 tarihinde davalı bankada 155712 nolu vadeli
mevduat hesabı açtırdığını, 32 gün vadeli ve %23.25 faiz oranı olan bu hesaba 4.541.000 TL
tutarında nakit yatırdığını, 09.01.2019 tarihinde hesabın faiz oranının % 23.50 olarak
güncellendiğini,
Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın yürüttüğü bir soruşturma nedeniyle Ardahan Sulh Ceza
Hakimliği’nin önce 2019/64 D. İş sayılı kararı ile 16.01.2019 tarihinde; daha sonra yine aynı
hakimliğinin 2019/74 D. İş sayılı kararı ile 23.01.2019 tarihinde müvekkilin hesabına bloke
konulduğunu, bloke işleminden 5 gün sonra 29.01.2019 tarihli işlem kaydına bakıldığında müvekkilin hesabının 32 gün vadeli olduğu ve hesabına (%8 brüt faiz ve %15.50 ek faiz olmak
üzere toplam) %23.50 faiz uygulanmak üzere işlemin yenilendiğinin görüldüğünü, yani hesabı
bloke konulduktan sonra müvekkilin 32 gün vadeli hesabına %23.50 oranında, o anda piyasa
koşullarında uygulanmakta olan vadeli faiz oranları uygulanmak üzere müvekkil ile anlaşma
yapıldığını,
29.01.2019 tarihinde davalı banka tarafından müvekkile herhangi bir haber verilmeksizin ve
onay alınmaksızın müvekkilin vadeli hesabında değişikliğe gidildiğini ve vade 34 güne
çıkarılırken faiz oranının %8’e düşürüldüğünü,
müvekkilin 155712 nolu vadeli hesabına bloke konulmasından sonra, hesapta bulunan para
miktarı dikkate alındığında, piyasa koşulları ile açıklanmayacak şekilde ve sürekli olarak düşük
faiz oranı üzerinden sürekli olarak işleme tabi tutulduğunu, bloke işleminin Ardahan Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/1242 D. İş sayılı kararı
ile 15.11.2019 tarihinde kaldırıldığını, müvekkilinin hesabındaki blokenin 04.12.2019 tarihinde davalı banka tarafından da kaldırıldığını, blokenin devam ettiği süre boyunca müvekkilin sözleşmede kararlaştırılan faizin uygulanmamış olması nedeniyle zarara uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL bedelin her bir vade sonu tarihinden başlamak üzere hesaplanacak ticari temerrüt
faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 02/12/2021 tarihli dava değerinin artırılmasına yönelik dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 15.000,00 TL üzerinden dava açtıklarını, bilirkişi raporunda alacak miktarının 501.675,16 TL olarak tespit edildiğinden dava değerinin 501.675,16 TL artırarak bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili banka arasında 16.11.2017 tarihinde akdedilen "Bankacılık Hizmet Sözleşmesi" uyarınca; davacı adına müvekkili bankanın Gölbaşı Şubesi nezdinde 28.12.2018 tarihinde 32 gün vade ve %23,25 faiz oranı ile 155712 nolu vadeli mevduat hesabı açıldığını ve davacı tarafından bu hesaba 4.541.353,00 TL yatırıldığını, akabinde Ardahan Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/64 D.İş sayılı el koyma kararı müvekkili bankaya tebliğ edildiğini ve müvekkili banka tarafından 16.01.2019 tarihinde karar gereği hesaba bloke kaydı işlendiğini,
23.01.2019 tarihinde bu kez de Ardahan Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/74 D.İş sayılı el koyma kararı müvekkili bankaya tebliğ edildiğini ve müvekkili banka tarafından 23.01.2019 tarihinde karar gereği hesaba bloke kaydı işlendiğini, bu esnada vadesi sona ...
155712 nolu hesabın davacının farklı yönde bir talep ve talimatı olmaması sonucu taraflar arasındaki sözleşme uyarınca aynı vade ve yenileme tarihinde geçerli olan faiz oranı uygulanarak yenilendiğini ve devamı vade bitim tarihlerinde de yine sözleşmeye uygun olarak yenilenmeye devam ettiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, banka tarafından yapılan işlemlerin mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, taraf beyanları ve denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda davacının hesaplarının blokede olduğu vadelerde bu hesaba uygulanacak faiz oranı üzerinde anlaşamasalar bile davacının piyasa koşullarında oluşan faizi alabilmek için mevduatını başka bir bankaya veya finans kuruluşuna taşıyamayacağı, davaya konu vade tarihlerinde bankanın şubeden açılan hesaplar için ilan ettiği faizlerin uygulanmasının taraflar arasındaki daha önce yapılan işlemler gözetildiğinde ve 142548 nolu hesaba yönelik olarak davacı tarafa ek faizlerin verildiği,
devamlı ek faizlerden yararlanan ve bunu bilen müşterinin dava konusu 155712 nolu vadeli mevduat hesabı bakımından sadece blokeli dönemlerde ek faiz almamasının kendi talebi doğrultusunda gerçekleşmiş olduğunun düşünülemeyeceği, bu nedenle davacının vadeli mevduat hesabına konulan bloke nedeniyle hesap üzerinde kullanım yetkisi bulunmadığı ve ek faizlerden mahrum edildiği kanaatine varılarak bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplama neticesinde; davacının davalı bankada yer alan 155712 nolu vadeli TL mevduat hesabından kaynaklanan 501.675,16 TL alacağı bulunduğu,
dava tarihinden itibaren tahsile kadar TCMB tarafından ilan edilen avans faizi oranları üzerinden faiz talep edebileceği ve davanın ıslah edildiği gözetilerek davanın kabulüne, 501.675,16 TL'nin, 15.000,00 TL'nin dava tarihinden, 486.675,16 TL'nin ise ıslah tarihi olan 02.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı bankaca özel müşteri konumunda bulunan davacıya piyasa koşullarının çok altında bir faiz oranı uygulamak suretiyle vadeli hesapta bulunan paranın nemalandırılmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, davanın kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı olarak davacının vadeli mevduat hesabındaki paraya eksik faiz ödemesi yapıldığı gerekçesiyle açılan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4973, K. 2024/6720, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama