KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4985 E., 2024/6379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/293 Esas, 2023/561 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/101 E., 2021/223 K.
Karar Metni
1.301 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Güneş Mahallesi ... numaralı cadde No:199A Şahinbey/Gaziantep adresindeki kadın kuaförünün sahibi ve işletmecisi olduğunu, davacının bu işletmeyi 06.11.2018 tarihli noter satış sözleşmesi ile davalıdan külliyen devraldığını, işletmenin tadilat işleri bitirilip gerekli ruhsatlar alındıktan sonra faaliyete geçildiğini, davalının devrettiği işletmenin yakınında başka bir işyeri açarak aynı faaliyet kolunda çalışmaya başladığını, iki işyeri arasında ortalama 150 metre mesafe bulunduğunu, davacının davranışının öncelikle MK'nın 2 nci maddesindeki dürüstülük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini,
ayrıca bu eylemin TTK'nın 55 inci maddesi kapsamında düzenlenen haksız rekabet hallerinden olduğunu, davacının müşteri potansiyelini düşünerek bu işletmeyi satın aldığını ancak davalının yakın konumda yeni bir işletme açmasının davacının müşteri ve iş potansiyelini olumsuz etkilediğini iddia ederek davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının 2018 yılında maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle işyerini devrettiğini, devirden yaklaşık 1 sene geçtikten sonra davalının eşinin çalışmamasından dolayı yeniden çalışmak zorunda kalması sonucunda davaya konu işyerini açtığını, işletmesinin davacının işletmesi ile en ufak ilgisinin bulunmadığı,
davacının işletmesinin adı ''Roza Kuaför'', davalının işletmesinin adı ise ''Halife Kuaför'' olduğunu, müşterilerde benzerlik ya da yanıltıcılık algısı oluşturmasının söz konusu olmadığını, eski müşterilerinin artık davacıya ait olan işyerine gitmeye devam ettiklerini, sırf aynı cadde üzerinde aynı faaliyet kolunda işletme açılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, kaldı ki davalının gerekli tüm ruhsatları alarak üzerine düşen yasal yükümlülükleri yerine getirerek faaliyete geçtiğini, davalının davacıya zarar verecek bir eylemi bulunmadığını, davanın davalıya zarar vermek amacıyla açıldığını iddia ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının Güneş Mahallesi ... numaralı cadde No:199A Şahinbey/Gaziantep adresindeki kadın kuaförünü 06.11.2018 tarihli noter satış sözleşmesi ile davacıya 20.000,00 TL bedelle devrettiği, devirden bir süre sonra aynı cadde üzerinde yaklaşık elli metre mesafede devrettiği işletme ile aynı nitelikte kadın kuaförü işletmeye başladığı, davalının eyleminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 57 nci maddesinde düzenlenen "dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlar" kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu,
ve davacının müşterilerinin azalma veya kaybetme tehlikesi ile karşılaşmasına yol açmasının söz konusu olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalının davacıya devir ettiği kadın kuaförünün bulunduğu aynı cadde üzerinde kadın kuaförü işletmek şeklindeki eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu eylemin önlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, haksız rekabet oluşturan hiçbir hususun bulunmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin davacının dava konusu taleplerini TTK. kapsamından çıkarıp TBK. kapsamına uyarlayarak kıyasen karar vermesinin yerinde olmadığını, taraflar tacir olmadığı için TTK hükümleri uygulanamayacağından davacının talepleri ise TTK kapsamında kaldığından davanın usulden reddinin gerektiğini, Mahkemece keşif yaplmadan ve tanık dinlenilmeden karar verildiğini, yasada, "aynı bölgede benzeri bir işletme açılamaz" hükmünün yer almadığını,
iş yerleri arasında 50 metre gibi az bir mesafe olmadığını, iş yerleri birbirlerinden bağımsız olduğunu, benzeri işle iştigal edecek bir iş yerinin aynı cadde üzerinde açılmasında bir sakınca olmadığını, yalnızca böyle bir kriterden hareketle haksız rekabetin teşkil etmesinden söz edilemeyeceğini, ayrıca her iki işletmenin adının farklı olduğunu, isimlerinde dahi benzerlik bulunmadığını, davacının kendi müşterilerinin kendisine gittiğini, müvekkiline bugüne dek davacının müşterilerinden gelen tek bir müşteri dahi olmadığını, bu nedenle müvekkilinin dürüstlük kuralına aykırı davrandığından söz edilemeyeceğini, davacıya,
zarar verme kastı ile hareket edilmesini gerektiren hiçbir durumun söz konusu olmadığını, iş yerini zorunlu olarak devrettiğini, daha sonra ise yeniden iş kurmak zorunda kaldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki işletme devir sözleşmesinde davalının aynı alanda faaliyette bulunmayacağına dair taahhüdünün bulunmadığı, öte yandan davalının aynı cadde üzerinde başka bir kuaför salonu açmak biçimindeki eyleminin tek başına dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmediği ve bu eylemin davacının müşterilerini azalttığını ispata elverişli delil sunulmadığı, devir tarihi ile davalının ruhsat tarihi arasında yaklaşık bir buçuk yıllık süre bulunduğu, bu durumda somut olayda haksız rekabet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle.
TBK 57 nci maddesi dürüst davranma ilkesinin ihlal edilmesi durumunda haksız rekabet oluşacağı kanaatiyle, somut olayda da davalının kendi işletmesini devrettikten sonra aynı muhitte aynı işletmeyi açmasının yerel bir işletme olan davacının müşteri kaybetme ihtimalinin kesin olduğunun izahtan vareste olduğunu, hem davacının hem davalının aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğunu, davalı tarafın önce işlettiği işletmeyi davacıya devrettikten sonra aynı nevi'den aynı muhitte işletme açtığını, bu hususun hayatın olağan akışı ve mantıksal düzlemde davacının işine olumsuz etki edeceği, kazancını eksilteceği açık olduğunu,
davalının açtığı kuaför ile davacının işletmesi aynı cadde üzerinde ve aynı alanda faaliyet gösteren işletmeler olduğunu, davalı şahsın işletmesini devrettikten sonra aynı alanda, aynı cadde üzerinde ve devrettiği işletmeye çok yakın bir yerde işletme açması,
Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağını ve dürüst davranma ilkesini ihlal etmekte, haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, davacının davalıdan işletmeyi devralırken işletmenin bulunduğu yerdeki iş potansiyelini düşünerek ve işletmenin faaliyetlerini gözlemleyerek kuaför işletmesini devraldığını, davalının aynı yerde kuaför dükkanı açmasının davacının iş potansiyelini açık bir şekilde olumsuz etkilediğini, davalının, kuaför işletmesini devretmiş olmasına rağmen tekrar kuaför işletmesi açmasının,
davacıyla aralarında yapmış oldukları satış sözleşmesine aykırı niyet ve kötü niyetli bir şekilde hareket ettiğini gösterdiğini, davalının iyiniyetli bir biçimde işletme açmak isteseydi ya kadın kuaförlüğü dışında bir işletme açacaktı ya da davacıya devrettiği işletmeyle aynı adreste sayılmayacak bir adreste kadın kuaförü işletmesi açması gerektiğini, taraflar arasındaki iradenin esasen işyerinin müşteri potansiyelinin devrine yönelik olduğunu, aksi halde, kuaför işletmesinde kullanılan makas, bıçak gibi aletlerin zaten davacı tarafından haricen satın alındığını,
bu aletlerin 2. el olarak yeni bir işletmede kullanılmasının da beklenemez olduğunu, davacının iddiasının aynı muhitte birden fazla kuaför dükkanının açılamayacağı şeklinde olmadığını, kuaför işletmesini devrettikten sonra, devrettiği işletmenin hemen dibinde aynı şekilde kuaför işletmesinin açılamayacağı şeklinde olduğunu, bunun ise, açık bir şekilde dürüst davranma ilkesini ihlal etmekte, haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, aksi halde, somut olay için, işletmesini devreden davalının devir iradesinin hangi saikle olduğunun açıklanamaması gibi bir durumun ortaya çıkacağını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 57 nci maddesi
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4985, K. 2024/6379, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama