KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5119 E., 2024/6084 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2284 Esas, 2023/987 Karar
- Hüküm
- Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2011/619 E., 2019/100 K.
Karar Metni
1.837 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki asıl tazminat, birleşen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı, karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı, karşı davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 08.07.2011 tarihli bir sözleşme yapıldığını, 06.08.2011 tarihli iki adet faturanın (OC11YC234 ve OC11YC235) konusu "Iron Oxide Red 120" demir oksit kırmızısı isimli emtianın davacıya gönderildiğini, sözleşme gereği emtianın 25 kg'lık krafit (karton kâğıt) torbalarda olması gerekirken 1250 kg'lık çuvallarla gönderildiğinden Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/316 D.
İş sayılı dosyası ile delil tespit cihetine gidildiğini, TÜBİTAK MAM’dan atanan bilirkişi tarafından incelenip raporlandığını, söz konusu emtianın sözleşmedeki oranlara uymadığı gibi demir oksit de olmadığını, yine sözleşmede belirtildiği gibi 25 kg'lık ambalajında olmadığını, bu malların halen Haydarpaşa Gümrük İdaresinde olduğunu, bir değeri olmadığı için 3 ay içinde imha edileceğini,
müvekkilinin daha önce birinci parti ürün olarak davacıdan aldığı Iron Oxide Red 120 demir oksit kırmızısı 120 kotlu 30.07.2012 tarihli iki adet fatura (OC11YC196 ve OC11YC197) konusu emtianın da 05.08.2011 yükleme tarihinde gönderildiğini ve gümrükten teslim alınarak Darıca şirket deposuna getirilip incelendiğini, sözleşme gereği emtianın 25 kg'lık kraft (karton kağıt) torbalarda olması gerekirken 1250 kg’lık çuvallarla gönderildiğinden Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/164 D.
İş sayılı dosyasıyla delil tespit cihetine gidildiğini, ürünlerin demir oksit olmadığını, TÜBİTAK MAM'dan atanan bilirkişi tarafından incelenip raporlandığını iddia ederek davacı ile davalı arasındaki cari hesap ilişkisinde sözleşmenin feshi ile takas ve mahsup yapılarak davacının, davalı şirketten sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle uğradığı ticari kazanç kaybı tutarı olarak 146.116,00 USD, 2 parti mal için yapmış olduğu ödeme tutarı 299.475,00 USD, gümrükte bekleme, depo,
demoraj vs. masrafları olarak 81.684,00 USD ve cezai şart tutarı olarak 492.620,00 USD olmak üzere toplam 1.019.895,00 USD alacak ve tazminatlarından davalı tarafın müvekkilinden vadesi gelmemiş 298.484,00 USD alacağının mahsubu ile bakiye 721.414,00 USD tazminat alacağının davalıdan dava tarihi itibariyle en yüksek avans faizi ile 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. KARŞI DAVA VE CEVAP
Davalı vekili karşı dava ve cevap dilekçesinde; ayıplı olduğu iddia edilen malların 08.07.2011 tarihli sözleşme ile alakalı olmadığını, söz konusu emtia ile ilgili olarak davacı yana gönderilen proforma faturaların tarihlerinin, Mayıs ve Haziran ayları olması yanında proforma fatura ile ürünün detaylı şekilde alıcıya teklif edilmesi nedeni ile bu faturanın sözleşme yerine geçmesi gerekirken alıcı tarafından emtiaların sözleşmeye dayandırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu emtiaya ilişkin faturalardaki fiyatlar ile sözleşmedeki emtianın fiyatlarının aynı olmadığını,
davacı ile davalı arasında proforma faturalara ilişkin gönderilen emtianın daha düşük kalite olduğunu, bu husus üzerinde her iki tarafın anlaştığını, sözleşmeye dayalı olarak verilen TÜBİTAK MAM tarafından hazırlanan raporların da hiçbir zaman hayata geçmemiş bir sözleşmeye dayalı olması nedeni ile hukuka aykırı olduğunu, raporda ürünün demir oksit olmadığına ilişkin bir açıklama olmamasına rağmen davacının emtianın demir oksit olmadığı yönünde raporları çarpıttığını, taraflar arasında dava konusu emtianın kalitesi konusunda hiçbir anlaşma olmadığını, davacının emtiayı teslim almayarak gümrükte bekletmesinin,
davacının geçerliliğini iddia ettiği sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmeden dönüldüğü takdirde tarafların cezai şart talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını, bu oranda bir cezai şartın hukuka aykırı olduğunu, davacının soyut taleplerinden oluşan zararlarının taraflarınca kabul edilmediğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davaya ilişkin olarak müvekkilinin davacı, karşı davalıdan ayrıntısı karşı dava dilekçesinde bildirilen 879.834,00 USD alacaklı olduğunu iddia ederek akreditife bağlanmamış 463.350,00 USD alacağın fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 196, 197, 234 ve 235 numaralı faturaların 08.07.2011 tarihli sözleşmeye dayalı olduğu, davacının süresi içerisinde mahkeme arcılığıyla tespit yaptırarak TÜBİTAK MAM raporu aldırdığı, bu raporun davalı tarafa tebliğini sağladığı anlaşılmakla süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiği, TÜBİTAK MAM raporu doğrultusunda emtiada, önemli, maddî ve muayene ile ortaya çıkan gizli ayıp bulunduğu, ayıplı emtianın herhangi bir maddi değerinin bulunmadığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu,
feshedilen sözleşme nedeniyle tarafların verdiklerini iade yükümlülüğü altında bulunduğu, davacının satım nedeniyle ödediği 299.475,00 USD'yi talepte haklı olduğu, satım konusu malların maddi değeri olmayıp imha edildiği, bu nedenle davacı tarafça davalıya iadesi durumunun söz konusu olamayacağı, davacının ayıplı ifa edilen bu satış nedeniyle 146.116,00 USD tutarında kâr kaybına uğradığı, ayrıca ayıplı bu emtia nedeniyle gümrük giderleri, demoraj ve depolama giderleri olarak toplam 81.684,00 USD gider yapmak zorunda kaldığı,
sözleşme kapsamında emtianın cif değerinin %18'i oranında cezai şart alacağına da hak kazandığı görüldüğünden tüm bu alacak kalemleri toplamı yönünden asıl davacının maddi tazminat ve alacak davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacının manevi tazminat talebi koşulları ise varit olmadığından manevi tazminat davasının reddine karar verildiği,
karşı davanın, asıl davanın konusunu teşkil etmeyen, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı davalıya teslim edilen emtialardan bedeli ödenmeyenlere ilişkin olup yapılan yargılama sonucu toplanan tüm delil, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sabit olduğundan karşı davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle asıl davada;
davanın kısmen kabulüne, 602.420,50 USD alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, satım konusu malların ayıbı nedeniyle ticari değeri bulunmadığı anlaşıldığından davalıya iadesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karşı davada; davanın kabulü ile 463.350,00 USD alacağın fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
belirtilen alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı, karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı, karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, cezai şarta ilişkin değerlendirme yapmak ve karar vermek açık bir şekilde hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün bir husus olup bu konuda bilirkişiye başvurulmasının doğru olmadığını, dava dilekçesi dahil olmak üzere Mahkemeden malın incelenmesi için birçok kez bilirkişi raporu alınması talep edilmişse de Mahkemenin bu talebin gereğini yerine getirmediğini,
bir an için sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi sözleşmeden dönme söz konusu olduğundan kâr kaybına ve cezai şarta hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, masrafa ilişkin hüküm kurulmasının da isabetsiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu (4) fatura ile gönderilen malların 08.07.2011 tarihli sözleşme kapsamındaki mallardan olduğunu belirttiği, davalının ise bu malların sözleşme kapsamında olmadığını ileri sürdüğü, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 12.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun 5.3. bendinde, 06.08.2011 tarihli, OC11YC234 no.lu faturaya ilişkin malların 15.08.2011 tarihinde yüklendiği, 06.08.2011 tarihli, OC11YC235 no.lu faturaya ilişkin malların 11.08.2011 tarihinde yüklendiği,
yine 30.07.2011 tarihli, OC11YC196 ve OC11YC197 nolu faturalara ilişkin malların da 11.08.2011 tarihinde yüklendiği, raporun 6.2.3. bendinde yükleme tarihleri dikkate alındığında dava konusu faturaya ilişkin malların 08.07.2011 tarihli sözleşme kapsamında gönderilen mallardan olduğunun belirlendiği görülmekle davalının malların sözleşme konusu olmadığına ilişkin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere asıl davacının malları teslim aldıktan sonra delil tespiti suretiyle TÜBİTAK'tan rapor aldığı, malların ekonomik değeri olmadığı gerekçesiyle imha edildiği,
davacının dayandığı 08.07.2011 tarihli sözleşmenin 11 inci maddesinin konu ile ilgili hükümlerinin, satıma konu malların ayıplı olup olmadığına dair muayene ve kontrol işlemlerinin sözleşmede belirtilen şekilde yapılması gerektiği, ancak davacının bu hükümlere uymadığı anlaşılmakla davacı tarafından delil tespiti suretiyle alınan bilirkişi raporlarının delil olarak değerlendirilemeyeceği, malların imha edilmiş olması nedeniyle 08.07.2011 tarihli sözleşmenin 11. maddesi uyarınca malların ayıplı olup olmadığı konusunda tekrar inceleme yapma imkanının da kalmadığı,
bu durumda davacının malların ayıplı olduğunu usulüne uygun olarak ispat edemediğinin kabulü ile asıl davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmadığından asıl davaya ilişkin kararın kaldırılması ve davanın tümden reddi yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı, karşı davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 463.350,00 USD alacağın fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
belirtilen alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı, karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu müvekkiline satılan emtiaların sözleşme gereği demir oksit olmadığını, davalı Çinli şirketin müvekkilini açık surette dolandırdığını, malın ayıbın ötesinde yok hükmünde olduğunu, sözleşmenin ifa edilmediğini, istinaf Mahkemesinin kaldırma kararındaki gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu malların ayıba konu mal olmadıklarının, demir oksit olmadıklarının, ticari değeri olmadığının sabit olduğunu,
davalı şirketin sözleşme konusu edimini ifa etmediği açıkça ortada iken ifa edilmeyen mallar için ayıplı olup olmadığının tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, delil sözleşmesi olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davalının sözleşme dışı toz olan başka bir madde gönderdiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, demir oksit olmayan, ticari hiçbir değeri olmayan bir maddenin sözleşmede edim diye davacıya satılıp teslim edilmesinin açık bir hile ve kandırma olduğunu, davacının kendinden beklenen ayıp tespiti için Mahkemeden karar aldığını, delil tespitin kapsamında olmayan bir mal gönderildiğini,
İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, satış sözleşmesi gereğince davalıya satılıp teslim edilen emtianın ayıplı ifası nedeniyle sözleşmenin feshi ile bedelin iadesi, cezai şart, kâr mahrumiyeti ve manevi tazminat istemlerine, karşı dava ise ödenmeyen emtia bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı, karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5119, K. 2024/6084, 5 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama