KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5246 E., 2024/7047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/283 Esas, 2023/693 Karar
- Hüküm
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/72 E., 2019/453 K.
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, 1993 yılında kurulan müvekkili şirketin kısa sürede perakendecilikte Türkiye’nin saygın şirketleri arasında yerini aldığını, kurulduğu 1993 yılından bu yana 400’ü aşkın çalışanı ve 35’e yakın şubesi ile tüm İstanbul ve Marmara bölgesinde etkin olduğunu ve büyümeye devam ettiğini, marketçilik alanında faaliyet gösteren davacının 1988 yılında dünyaya gelen erkek torununun ismi olan ... ibaresini ticaret hayatında kullanmaya başladığını, davalı şirketin 29.12.2016 tarihinde ...
TERTEMİS ibareli markanın tescili için başvurduğunu, davacı şirket adına tescilli veya başvurusu yapılmış ... ibareli markalar gerekçe gösterilerek davalı markasına itiraz edildiğini, davalının 2016/107353 numaralı “...
TERTEMİS” ibareli marka başvurusunun 13.03.2017 tarihli marka bülteninde yayınlandığını, davacının marka yayınına karşı yapmış olduğu itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, itiraz sahibinin karara itiraz ettiğini, dava konusu YİDK kararıyla davacının itirazının reddedildiğini, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, davacı markalarıyla davalı markasının görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, davacının ... ibaresi üzerinde üstün hakkı bulunduğunu, davacıya ait ... ibareli markaların seri marka olduğunu,
davacıya ait ... ibareli markaların tanınmış marka olduğunu ve Türkiye’de yaygın olarak kullanıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 22.12.2017 tarih ve 2017/M-11162 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının ... ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunmadığını, davalı şirketin temellerinin 1979 yılında atıldığını, ... ibaresinin şirket ortaklarından ...’in oğlunun isminin “...” olmasından kaynaklandığını, davalı şirketin ilk mağazasını 1996 yılında İstanbul’da ... ismiyle açtığını, gelişmiş lojistik alt yapısı ve 5.000’e yakın personeli ile davalının ... ismini oldukça uzun bir süredir marka olarak kullandığını, dava konusu markada kullanılan ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markanın asli unsurunun TERTEMİS ibaresi olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını,
davacı şirketin ... ibaresini bilinir hale getirmediğini, davalı şirketin ... ibareli tescilli çok sayıda markasının bulunduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin davalı adına yapılan tüm marka başvurularına itiraz ettiğini, bu itirazlar sonucu bazı başvuruların reddedilmiş olmasının huzurdaki dava açısından emsal olmayacağını, davacıya ait markaların seri marka niteliğinde olmadığını, aksine davalı markalarının seri marka niteliği taşıdığını, dava konusu YİDK kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu malların davacı markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka ile itiraz gerekçesi marka işaretlerinin benzer olmadığı, dava konusu markanın 556 sayılı markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yönünden tescil engeli bulunmadığı, dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı,
ret gerekçesi markaların tanınmışlığı ve 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki riskler ispat edilemediğinden dava konusu markanın tescilinin tanınmışlıktan haksız yarar sağlama, onun itibar ve ayırt ediciliğini zedeleme sonuçlarını doğurmayacağı, YİDK’nın 22.12.2017 tarih ve 2017/M-11162 sayılı kararının yerinde olduğu, YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusuna konu ibarenin "... TERTEMİZ" olduğu, başvuru konusu ibarede esas alınacak ibarenin "..." olduğu, davacı markalarının esas unsurlarının da "..." ibareli olduğu, markaların görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı, tarafların markalarının kapsamları arasında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 35. sınıf hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5246, K. 2024/7047, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama