KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5260 E., 2024/6936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1784 Esas, 2023/362 Karar
- Hüküm
- Esastan ret; davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/763 E., 2021/105 K.
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...
A.Ş 'ye 1999 tarihinde 128.107,50 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, müvekkilinin mevduatının bilgisi ve talimatı dışında off-shore hesabına aktarılması nedeniyle İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/320 E. sayılı dosyasında açtığı dava neticesinde müvekkili yönünden 128.107,50 TL asıl alacak olan 612.830,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 740.937,79 TL'nin tahsiline karar verildiğini, yapılan icra takibi neticesinde tahsilatın 10.05.2017 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı,
yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle avans faizinin çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin munzam zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalı bankadan hükmen tahsiline karar verilmesini, hüküm altına alınan alacak tahsil edildiği tarih olan 10.05.2017'den itibaren temerrüt faiz (avans) işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Feri Müdahil TMSF vekili ihbar dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği zarar ve miktarın kanıtlanamadığını, davalı bankanın temerrüde düşmediğini, zamanaşımı definin bulunduğunu, davalı yanında fer'i müdahale talebinin kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.İhbar olunan OYAK vekili ihbara cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının bankaya yatırdığı paranın geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, salt paranın yatırıldığı tarihte elde edilmesi muhtemel olduğu ileri sürülen mal varlığının yaşanan yüksek enflasyon sebebiyle artık edinilememesine, başka bir deyişle genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğu hususunu ispatlayamadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, munzam zarar istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122 nci maddesi
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5260, K. 2024/6936, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama